12 Ağustos 2026, Çarşamba · 16:37 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Gıda dayanıklılık endeksine göre "gıda var, dayanıklılık yok"

Türkiye'nin gıda dayanıklılık çelişkisi Economist Impact'ın 2026 tarihli ilk Gıda Dayanıklılık Endeksi, RFSI'ye göre dünya gıda sistemleri düşündüğümüz kadar dayanıklı değil. Sistem bugün çalışsa da yarına hazır değil. H…

Economist Impact'ın 2026 tarihli ilk Gıda Dayanıklılık Endeksi, RFSI'ye göre dünya gıda sistemleri düşündüğümüz kadar dayanıklı değil.

Sistem bugün çalışsa da yarına hazır değil. Hatta dünyayı besleyenler bile aç kalabilir. Türkiye 56,68 puanla 60 ülke arasında 47. sırada.

Küresel ortalama 63,88. Türkiye'nin sadece sıralamada değil, dünya ortalamasının da belirgin biçimde altında kalması risk ve çelişkilerle dolu. Türkiye, tarımsal üretim kapasitesi kendisinden çok daha düşük bazı ülkelerin bile gerisinde.

60 ülke 71 göstergeyle değerlendirildi. Cargill'in desteğiyle yapılan çalışmanın amacı "şok geldiğinde üretmeye, erişilebilir fiyatla beslemeye, sistemi ayakta tutmaya devam edebilecek bir gıda sistemi var mı yok mu" sorusunun cevabını bulmak, önlem almak.


Dünyanın gıda dayanıklılığı vasat, Portekiz en dayanıklımız

Rapora göre Türkiye'nin tarımsal üretim kapasitesi ile gıda sistemi dayanıklılığı arasında ciddi bir mesafe var. Daha da önemlisi, bu mesafe yalnızca Türkiye'nin sorunu değil. Economist'in verisi küresel sistemde de aynı paradoksu gösteriyor. Raporun 100 üzerinden küresel ortalaması 63,88, en dayanıklımız 76,83 gibi bir puanla Portekiz. En kırılganımız 34,86 ile Kongo. Daha kötüsü 60 ülkeden 80 ve üstü puan alan kimse yok. Yani "dayanıklı gıda sistemi" olarak tanımlanabilecek tam anlamıyla güvenli bir ülke yok, dünyanın gıda dayanıklılığı vasat. En iyi performans gösteren ülkeler bile iklim, su, altyapı, biyolojik riskler ve ticaret şoklarına gebe.


Gıda güvencesi bugünü, gıda dayanıklılığı geleceği ölçüyor

Endeks dört temel göstergeye odaklanıyor, "gıdanın karşılanabilirliği, gıdanın bulunabilirliği, kalite ve iklim risklerine yanıt verebilme yeteneği." Ülkelerin gıda sistemlerine dönük kritik girdiler ve tarımsal kararları üzerindeki kontrolleri de önemli kriterlerden biri.


Dünyayı besleyenler dayanıklı değil

Rapor ilginç istatistik ve göstergelerle dolu. Gıda üretiminin yüzde 65,5'ini gerçekleştiren 11 ülke küresel ihracatın yüzde 60'tan fazlasını gerçekleştiriyor. Çin, Brezilya, Endonezya, Pakistan gibi ülkeler çok üretseler de hâlâ kırılganlar. İhracatın yıldızları ABD, Hindistan, Hollanda, Fransa onlar da çok sağlam değiller. Bu anlamda dünya gıda sistemleri çeşitlendirilmiş gibi görünse de kritik üretim birkaç ülkede gerçekleştirilerek "stratejik gıda düğümleri" oluşmasına neden oluyor.


Dünyayı besleyen ülkeler yeterince güvenli de değil

Dünyanın en büyük 15 ihracatçısının ortalama RFSI puanı 70,07. En büyük 15 üreticinin ortalaması ise sadece 65,87. İhracat kapasitesi yüksek ülkeler, üretim devlerine göre biraz daha dayanıklı görünüyor. Ancak hiçbir grup 80 puana ulaşmıyor. Özellikle ABD, Brezilya, Çin ve Avustralya birlikte dünya tarımsal üretiminin yüzde 37,6'sını, ihracatın ise yüzde 30,2'sini oluşturuyor. Dünyanın kalanı tokluk için derin bağlarla bu ülkelere bağlıyken onların kırılganlığı tüm dünya sofralarını etkiliyor. Özellikle de yoksul sofralarını, iklimden muzdarip olanları, küresel tarıma entegre olmayanları daha da çok etkiliyor.

Üretim ve ihracattaki dört ülkede meydana gelebilecek büyük bir iklim, su veya altyapı şoku yalnızca kendi tüketicilerini değil, küresel gıda fiyatlarını ve tedarik zincirlerini etkileyebilir. Uzmanların "Global food anchors" dediği küresel gıda çapaları kavramı dünya gıda sisteminin dayanıklılığını artık "tek tek ülkelerin dayanıklılığından çok, birkaç büyük üretici ve ihracatçı ülkenin ne kadar sağlam olduğuna bağlı" olarak açıklıyor.


Dünyayı besleyenler aynı anda kırılırsa

Türkiye gibi temel üretici ülkelerin dayanıklılığı neden önemli? Çünkü dünyanın gıda sistemi 15 ülkenin omuzlarında duruyor. Dünyanın en zayıf halkaları, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkeler. En büyük risk dünyayı besleyen ülkeler aynı anda kuraklık, savaş, hastalık, su krizi, enerji şoku ve ticaret kesintisi yaşadığında dünya hâlâ doyabilecek mi, açlık savaşları tetiklenecek mi?


Portekiz, Fransa, İngiltere, ABD, Japonya en dayanıklılık listesinin top 5'i, küresel gıda sigortası

Singapur gibi tarımsal üretimi son derece sınırlı bir ülke gıda dayanıklılığında nasıl ilk 10'da olabilir sorusunun cevabı gıda dayanıklılığının sadece ne kadar tarım yapıldığından çok öte olduğunu gösteriyor. Altyapı, ticaret, lojistik, finans, gıda güvenliği, ithalat kapasitesi, teknoloji ve kriz yönetimi de en az üretim kadar önemli. Özellikle Afrika ülkelerindeki düşük skorlar; gıdaya erişim, altyapı, finans, üretim kapasitesi, iklim riski ve krizlere müdahale kapasitesinin birbirini besleyen sorunlar olduğunu gösteriyor. Kongo, Kenya, Romanya, Lübnan en kırılgan olanlardan. Bir ülkenin gıda sistemini dayanıklı yapan şey sadece kendi tarlaları değil. Kriz sırasında alternatif tedarik bulabilme, ithalat yapabilme, taşıyabilme, depolayabilme, finanse edebilme ve sistemi yönetebilme kapasitesiyle de yakından ilintili.


Türkiye neden kırılgan

FAO'ya göre dünyanın 33. büyük ekilebilir arazisine sahip olmamıza rağmen tarımsal hasılada küresel değerin yüzde 1,4'ünü üreterek 6. sırada olmak, üretimde dünyanın yüzde 1,8'ini gerçekleştirmişken ihracatta ilk 20'de olamamak. Gıda dayanıklılık endeksinde 47. sırasında olmak, gıda enflasyonunda sürekli liste başında olmak. 2025'te 16 milyon ton bitkisel ürün kaybına karşın 50 milyar TL'yi aşkın ödemeyi yapabilen bir finans sistemine sahipken. Covid zamanı, Ukrayna-Rusya savaşında, Hürmüz Boğazı krizinde dayanıklılığımız. TARSİM gibi dünyanın en güçlü sigorta şirketi ve Ziraat Bankası gibi en büyük tarım bankasına sahipken. Üretebilme kabiliyetimiz bu kadar yüksekken. Bu kadar tampon kapasiteye sahipken, neden krizleri atlatıyor ama dayanıklı bir gıda sistemi kuramıyoruz.


Türkiye'nin kırılganlığını anlamak

Sorun kurda mı, üretim deseninde mi, su yönetiminde mi, değer zincirinde mi, israfta mı, finansmanda mı, yoksa tarımda yaratılan değerin makroekonomik sisteme aktarılmasında mı? Tarım Orman Bakanlığı'nın yarattığı değerin ekonomi politikalarına takılmasından, markalaşamamaktan mı? Liste uzayıp gider. Makroekonomik açıdan da tarım ekonomisi açısından da mevzuyu anlamak oldukça zor. Daron Acemoğlu, Mahfi Eğilmez belki denklemi/çelişkiyi çözer, bize de anlatır.


Gıda sistemlerinin iklim risklerine yanıt verme becerisi düşük

Sadece Türkiye değil benzer durumu pek çok gelişmiş ülke de yaşıyor. Su dayanıklılığı, iklim uyumu, lojistik dayanıklılık, çiftçi finansal mukavemeti, üretimden ihracata değer zinciri" sorunu sanıldığının aksine dayanıklılığı daha fazla etkiliyor.

Dünyanın gıda sistemleri bugün gıdayı nispeten uygun fiyatla sunma yeteneğine sahipken, iklim risklerine yanıt verme becerisi 56,43 puanıyla oldukça düşük. Dünya iklim değişikliğinin tarıma etkisini konuşuyor ama henüz iklim şoklarına yeterince hazırlanmıyor.

Rapora göre, düşük emisyonlu tarım Ar-Ge'sine politika/karma finans desteği 76,11 puanken tarımda iklim azaltımı ve uyumuna yönelik politik bağlılık puanı sadece 34,03 düzeyinde. Yani dünya gıda sistemlerinin uygulama ve teknoloji isteği var. Fakat uzun vadeli, ölçülebilir ve sektörel iklim politikası zayıf. Ülkelerin dörtte birinde afet riskini azaltma stratejileri göstergesi sıfır puan. Kuraklık, verim düşüşü, fiyat artışı, ihracat kısıtlaması, ithalat baskısı, gıda enflasyonu, yoksulların beslenme kalitesinin bozulması zincirleme felaketi gösteriyor.


Büyük tarım ülkelerinin su riski yüksek

Rapor özellikle büyük üretici ve ihracatçı ülkelerde su risk yönetiminin zayıf olduğunu vurguluyor. ABD, Brezilya, Çin ve Avustralya gibi küresel gıda çapalarının aynı zamanda iklim değişkenliği, altyapı darboğazları ve kaynak kısıtlarıyla karşı karşıya olduğunu söylerken, dünyanın gıda arzının yalnızca tarlaya değil, su havzalarına da bağlı olduğunu ortaya koyuyor.


Gıda dayanıklılığının gizli zayıf noktası soğuk zincir

60 ülkenin 50'sinde gıda kaybı ve israfını azaltmaya yönelik strateji var, ancak soğuk zincir yatırımı oldukça yetersiz. Soğuk zincir kapasitesi göstergesinin küresel ortalaması yalnızca 42,78. Anlaşılan dünya ürettiklerini koruyamıyor.


Çiftçi üretiyor ama değerini alamıyor, kırılganlaşıyor

Kırılganlık elbette sadece fiziksel göstergelerle ölçülmüyor. Tarım/gıda ekosisteminin en stratejik halkası çiftçilerin üretici fiyatlarındaki yıllık değişimi ölçen gösterge sadece 42,05. Yani sistem çiftçiyi pazara bağlıyor ama para kazanmasını sağlayamıyor. Özellikle küçük üreticiler için kritik çünkü tarladan pazara ulaşmak başka, tarladan değere ulaşmak başka. Rapora göre yüksek taşıma maliyetleri, zayıf bağlantılar, parçalı ticaret kuralları üreticinin verime yatırımı yapma motivasyonunu da azaltıyor.


Çiftçiler finansmana erişemiyor, dayanıklılığı düşüyor

Dayanıklılığın düşük olma nedenlerinden biri çiftçilik finansmanındaki 51,53'lük düşük puan. Her şok bir sonraki yıl travmaya, karar almada kararsızlığa ve motivasyon kaybına neden oluyor. Bu anlamda sigorta sadece para demek değil çiftçinin bir sonraki yıla ulaşabilme kapasitesi ve yeteneği olarak kırılganlıkların en büyüğü.


Gıda güvencesi ile gıda dayanıklılığı aynı değil

Bir ülkede yeterince gıda olması gıda sisteminin dayanıklı olduğu anlamına gelmiyor. 60 ülkenin yüzde 62'sinde en ucuz sağlıklı beslenme seçeneği yoksulların hane gelirinin yüzde 60'ından fazlasını tüketiyor. ABD gıda üretiminde üçüncü sırada olmasına karşın beslenme çeşitliliğinde 51. sırada. Sonuç yoksul ülkeler karın tokluğuna yaşıyor, ABD gibi ülkelerde kötü beslenerek sağlık sorunlarına açık hale geliyor. Her biri kırılganlığın farklı boyutları.


Gıda sitemlerindeki dayanıksızlığın kaynağı tarımsal gerileme endeksi mi?

Gıda daysanıklılık Endeksine göre küresel gıda sistemleri çalışıyor, fakat henüz gerçekten dayanıklı değil. Dayanıklığının düşük olma nedenlerini açıklayabilecek raporlardan biri "İklim Kaynaklı Tarımsal Gerileme Endeksi." Endeks bir arazinin farklı iklim koşullarında ne kadar ürün verebileceğini ölçüyor. 2020 yılı referans alınarak iklim etkisine dönük arazilerin üretim yayabilme kapasiteleri ölçüldü.


Tarım arazilerinin altıda biri üretim kapasitesini yüzde 20 kaybetti

Verilere göre dünyadaki tarım arazilerinin altıda biri son 20 yılda önceki 20 yıla göre üretim kapasitesini yüzde 20 kaybetti. Tropikaller en çok kaybederken bazı yüksek enlemler artan üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. İskandinavya, İskoçya, Kanada, Rusya gibi ülkelerin tarımsal potansiyeli artarken İspanya, İngiltere gibi ülkeler risk altında. Dünya nüfusunun yüzde 15'i üretim kapasitesinin yüzde 5 düştüğü bölgelerde yaşıyor. 2060'da dünyadaki insanların yüzde 50'si üretim yeteneği azalmış bölgelerde yaşayacak. Anlamı gıda dayanıklılığında düşüklük, çatışma, göç, sağlık sorunları, üretkenlik kaybı demek.


2050'de dünya ülkelerinin yüzde 25'i dünyadaki zararın yüzde 85'ini yaşamak zorunda kalacak

Uzmanlara göre ülkeler kendi içlerinde bile tarım yatırımları için yeni haritalama yapmalı, küreselde yeni rekabet alanları inşa etmeli, yeni ürün desenine geçmeli, teknoloji geliştirmeli, kaynak yönlendirmesi yapılmalı. Hatta kentlere göre gıda dayanıklılık endeksleri oluşturmalı.


Dayanıklı gıda sistemleri için beslenme alışkanlıklarını değiştirmeliyiz

Dayanıklı gıda sistemleri için onlarca çözümden biri de beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek. Cornell Üniversitesi ve Londra Tıp Okulu tarafından yapılan ve Nature'de yayımlanan bir araştırmaya göre "daha sağlıklı beslenme alışkanlıklarına doğru küresel bir değişim hayvancılığı azaltabilir, tarım arazilerini serbest bırakabilir, arazi kullanımı kaynaklı emisyonları 2050'ye kadar yüzde 85 düşürebilir. Aynı zamanda meyve, sebze, kuruyemiş, baklagil üretimini artırarak gıda dayanıklılığında dönüşüm yaşanabilir." Bulgulara göre beslenme alışkanlığındaki değişim tarım arazilerinde yüzde 6 azaltılmasını sağlayabilir.

Sağlıksız beslenmenin dünya ekonomisine yıllık etkisi 10 ila 20 trilyon dolar arasında. Geleceğin gıda dayanıklılığı herkesi doyurmak anlayışından herkesi sağlıklı beslemeye evriliyor. Uzmanlara göre "hükümetler gıda dayanıklılığını iyileştirmek için zor kararlar almalı, küresel gıda sistemiyle yüzleşmeli, sağlıklı gıdaların her ülkede doğru fiyatla toplum ile buluşturacak cesur politikalar belirlenmeli."

Velhasıl, dünyanın sorunu bugün yeterince gıda üretip üretememek değil. Yarının şokları geldiğinde üretmeye, taşımaya, korumaya, satın almaya ve sağlıklı beslemeye devam edip edememek. Türkiye'nin önündeki asıl sınav da daha fazla üretmek değil, sahip olduğu üretim gücünü dayanıklı bir gıda sistemine çevirmek, değer yaratmak.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: gıda

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Celalettin Can "Çerçeve yasa" sadece çerçeve yasa mı?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Ömer Kayır Devleti kurtarma paradigmasından fikrî kısırlığa

TÜRKİYE'DEN SESLER

Dr. Osman Gazi Kandemir ABD, Ortadoğu'da neyi değiştiriyor?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu Yapay zekâ çağında tarih yazımının yeniden inşası

İlgili Haberler
Makroekonomi Bakan Yumaklı: Silvan Projesi, ekonomiye yıllık 43 milyar lira katkı sağlayacak CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bakan Ersoy, Hizmet İhracatçıları Birliği Yönetimini kabul etti CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi ABD'de enflasyon temmuzda yavaşladı: Yıllık enflasyon yüzde 3,4 oldu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Migros'tan konsolide satışlarla ilgili duyuru CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Almanya'da elektrik faturası arttı, aşırı sağa destek yükseldi CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.