Küresel ekonomide sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, sanayi ve ihracat için temel varoluş şartına dönüştü. AB’nin yürürlüğe koyduğu 12 Ağustos 2026 kritik eşikli yeni ambalaj tüzüğü PPWR, ihracatçılarımız için devrim niteliğinde yükümlülükler getiriyor. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, ambalaj atığı yönetimi, DYS ve yeşil sanayi dönüşümünün detaylarını gazetemize anlattı.
13 Ağustos 2026 00:00
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Başak Nur GÖKÇAM
Dünyamız, her yıl tüketilen 100 milyar tondan fazla hammaddenin yalnızca yüzde 7,2’sinin ekonomiye yeniden kazandırıldığı devasa bir kaynak krizinin eşiğinde duruyor. Küresel ölçekte oluşan ambalaj atıklarının ekonomik değeri yıllık 80 milyar doları aşarken, doğru kurgulanmamış geri dönüşüm süreçleri nedeniyle her yıl milyarlarca dolarlık hammadde çöplüklere gömülüyor.
Dünya ekonomisi doğrusal ‘al-kullan-at’ modelinden döngüsel ‘azalt-yeniden kullan-dönüştür’ modeline radikal bir geçiş yaparken, sanayimizin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği (AB) bu dönüşümün standartlarını her geçen gün sertleştiriyor. Türkiye için ise yeşil dönüşüm, çevre koruma vizyonunun ötesinde, yıllık 255 milyar doları bulan toplam ihracatımızın yüzde 40’tan fazlasını gerçekleştirdiğimiz Avrupa pazarlarında var olabilme mücadelesi olarak ifade edilebilir.
Avrupa Birliği’nin yeşil mutabakat vizyonu çerçevesinde kabul ettiği ve 11 Şubat 2025 tarihinde yürürlüğe giren Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR), Türk ihracatçıları için geri sayımı başlattı. Tüzüğün uygulama takviminin sanayimiz üzerindeki etkisini değerlendiren ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “AB Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR) 11 Şubat 2025 tarihinde yürürlüğe girmiş olup 12 Ağustos 2026 tarihinden itibaren fiilen uygulanmaya başlayacaktır.
Avrupa Komisyonu, PPWR kapsamındaki uygulamalara ışık tutmak adına Rehber Doküman ve Sıkça Sorulan Sorular metinlerini yayımladı. 12 Ağustos 2026 tarihi sektorümüz için çok kritik bir eşiktir.
Özellikle gıda ile temas eden ambalajlarda PFAS kısıtlamaları ve Endişe Yaratan Maddeler (SoC) yükümlülükleri yürürlüğe giriyor. Kısıtlamalar yalnızca ambalaj malzemesini değil; mürekkep, kaplama, laminasyon ve yapıştırıcı gibi tüm ambalaj bileşenlerini kapsamaktadır. Bu nedenle ambalaj üreticileri ve piyasaya süren işletmelerin tedarikçilerinden güncel uygunluk değerlendirmesi ve teknik dokümantasyon talep etmeleri şarttır” dedi.
AB pazarına ürün sunan yerli üreticilerin hukuki ve operasyonel sorumluluklarına da değinen İmer, “AB’ye ihracat yapan ekonomik işletmelerimiz açısından PPWR’daki hükümlerin yerine getirilmesinden AB’deki ithalatçılar sorumludur.
Ancak AB’ye ihracat yapan şirketlerimize düşen temel görev, oradaki ithalatçılarının uygunluk değerlendirmesi ile ilgili belge, veri ve teknik rapor taleplerini eksiksiz ve zamanında yerine getirmektir. Ayrıca Komisyon rehberinde ambalaj tanımı, ürünün kullanım amacı ve işlevine göre yeniden yorumlanıyor. Şirketlerimizin ürün portföylerini bu yeni yaklaşıma göre derhal incelemesi gerekiyor” diye konuştu.
2030 hedefleri sanayi tasarım süreçlerini kökten değiştirecek
Mevzuatın ilerleyen yıllarda getireceği zorunluluklara dikkat çeken Mete İmer, 2028 ve 2030 hedeflerinin sanayi tasarım süreçlerini kökten değiştireceğini vurgulayarak, “12 Ağustos 2028 tarihinden itibaren AB genelinde ortak bir etiketleme sistemi uygulanması öngörülüyor. Avrupa Komisyonu etiketleme uygulamasında kısa süreli bir gecikme olacağını teyit etmiş olsa da bu süreç kaçınılmazdır.
En kritik dönüşüm ise 2030 yılında başlayacak. 2030 yılından itibaren piyasaya sürülen ambalajların geri dönüştürülebilirlik kriterlerini karşılaması zorunlu hale gelecek. Buradaki en hassas nokta; geri dönüştürülebilirliğin kağıt üzerinde teorik bir özellik olarak değil, mevcut toplama, ayırma ve geri dönüşüm altyapılarında fiilen geri dönüştürülebilir olması şartıdır.
Bu kapsamda DfR yani ‘Geri Dönüşüm İçin Tasarım’ ilkelerine uygun ambalaj tasarımı hayati önem taşıyor. Çok katmanlı, kompozit veya ayrıştırılması zor ambalaj yapılarını şimdiden terk etmek zorundayız. Ayrıca 2030 ve 2040 yılları için plastik ambalajlarda zorunlu geri dönüştürülmüş içerik kullanım hedefleri geliyor. Ambalaj minimizasyonu yaklaşımı da güçleniyor; artık pazarlama veya raf görünürlüğü gerekçeleriyle lüzumsuz ambalaj kullanımı kabul edilmeyecek, ambalaj hacmi minimum seviyede tutulacaktır” bilgisini verdi.
Örnek proje: Cam Kurtaran
Sürdürülebilirlik ilkelerinin yalnızca teoride kalmaması, yerel yönetimler ve özel sektör işbirlikleriyle sahaya yansıtılması gerektiğini belirten Mete İmer, Pendik’te yürütülen örnek projeyi aktardı: “Pendik Belediyesi ve ÇEVKO Vakfı işbirliğiyle yürüttüğümüz Camkurtaran Projesi, kafe, restoran ve yeme-içme işletmelerinde oluşan cam ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasını amaçlıyor.
Proje ilk aşamada Viaport, Neomarin, MarinTürk ve Pendorya gibi alışveriş ve yaşam merkezlerini içeren 63 noktada sahaya indi. İşletmelerle birebir görüşerek cam atıkların ayrıştırılması ve toplama ekipmanları konusunda eğitimler verdik. Uygulamanın başladığı günden bu yana yaklaşık 1,5 ay içerisinde 6,5 ton cam ambalaj atığı toplanarak geri dönüşüme kazandırıldı. Cam, kalitesinden hiçbir şey kaybetmeden sonsuz kez geri dönüştürülebilen döngüsel ekonominin en değerli hammaddesidir. Camkurtaran Projesi, yerel ölçekte uygulanabilir, ölçülebilir ve tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılabilir mükemmel bir model oluşturmuştur.”
Atıkların büyük kısmı depozito sistemi dışında kalacak
Türkiye’de uygulamaya giren Depozito Yönetim Sistemi (DYS) ve Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) konularında ÇEVKO Vakfı’nın vizyonunu açıklayan İmer, sistemlerin entegre çalışmasının şart olduğunu söyleyerek, “Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) koordinasyonunda yürütülen Depozito Yönetim Sistemi (DYS), 0,10 litre ile 3,01 litre arasındaki tek kullanımlık PET, cam ve metal içecek ambalajlarını kapsamaktadır.
Sisteme dahil olan ürünlerin Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne (DBYS) kaydedilmesi ve üzerinde DOA (Depozitosu Olan Ambalaj) işaretinin bulunması gerekmektedir. DYS, içecek ambalajlarının toplanmasında çok önemli bir araçtır. Ancak süt ürünleri, meyve oranı yüzde 50’den fazla olan meyve suları, şaraplar, distile alkollü içkiler ve kompozit ambalajlar mevcut durumda depozito kapsamı dışındadır. Bu da gösteriyor ki ambalaj atıklarının çok büyük bir bölümü depozito sistemi dışında kalmaya devam edecektir” dedi.
Tam da bu noktada kaynağında ayrı toplama ve Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) modelinin bütüncül yapısının korunmasının kritik role sahip olduğunu belirten İmer, “Kâğıt, karton, plastik, metal, cam ve kompozit ambalajların oluştukları noktada evsel atıklardan ayrı biriktirilmesi vazgeçilmezdir.
ÇEVKO Vakfı olarak yaklaşık 35 yıllık tecrübemizle, izlenebilir, doğrulanabilir ve şeffaf bir GÜS modelinin yeniden yapılandırılmasını savunuyoruz. Finansal sorumluluklarını yerine getiren üreticilerin geri kazanım ve atık yönetimi harcamalarının dikkate alınacağı bir mekanizma, hem kaynakların etkin kullanılmasını sağlayacak hem de ülkemizin döngüsel ekonomi hedeflerine ulaşmasında itici güç olacaktır” diye ekledi.AB PPWR
düzenlemesi ve ihracatçılar için kritik takvim
1 Şubat 2025: PPWR tüzüğü resmi olarak yürürlüğe girdi.
30 Mart 2026: AB Komisyonu Rehber Doküman ve SSS metinlerini yayınladı.
12 Ağustos 2026: PFAS kimyasal kısıtlamaları ve SoC yükümlülükleri başlıyor. Mürekkep, tutkal ve kaplamalar dahil.
12 Ağustos 2028: AB genelinde uyumlaştırılmış ortak etiketleme sistemi zorunlu hale gelecek.
2030 eşiği: Tüm ambalajlarda 'Geri Dönüşüm İçin Tasarım' (DfR) şartı ve plastiklerde zorunlu geri dönüştürülmüş hammadde oranı uygulanacak.
Depozito Yönetim Sistemi (DYS) ve GÜS dengesi
Hacim ve tür kapsamı:
DYS; 0,10L ile 3,01L arasındaki PET, cam ve metal içecek ambalajlarını kapsıyor.
Zorunlu koşullar:
Ürünlerin DBYS kayıtlı olması ve ambalajında ‘DOA’ logosunun yer alması şart.
Kapsam dışı ürünler: %50 üzeri meyve suları, süt ürünleri, distile alkollü içkiler ve kompozit ambalajlar
DYS dışında.
Entegre çözüm:
Ambalaj atıklarının büyük kısmı DYS dışında kaldığı için Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) ve kaynağında ayrı toplama sistemlerinin DYS ile birbirini tamamlayıcı kurgulanması gerekiyor.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.