YAYINLAMA 14 Ağustos 2026 11:13
GÜNCELLEME 14 Ağustos 2026 11:32
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltmesinin ardından banka ve aracı kurumlar, revizyonun ağırlıklı olarak enerji, ithalat ve gıda fiyatlarından kaynaklandığı görüşünde birleşti. Kurumların önemli bölümü iç talepteki yavaşlama ve hizmet enflasyonundaki iyileşmenin dezenflasyonu desteklediğini belirtirken, jeopolitik gelişmeler ile enerji fiyatlarını temel yukarı yönlü risk olarak göstermeye devam etti.
Matriks Haber anketinde 2026 yılı ara hedefinin yüzde 24 seviyesinde korunacağı yönündeki medyan beklenti gerçekleşmeyle uyumlu olurken, yıl sonu enflasyon tahmininde beklentinin üzerinde bir revizyon geldi. Ankette 19 katılımcının medyan beklentisi yüzde 26, ortalama beklentisi yüzde 26,89 seviyesinde oluşurken, TCMB tahminini 2 puan artırarak yüzde 28’e çıkardı.
Ara hedef tahmini veren 18 ekonomistin 17’si, yani yüzde 94,4’ü, yüzde 24 seviyesinin korunacağını doğru öngördü. Yıl sonu tahmininde ise yüzde 28’i tam olarak öngörenlerin oranı yüzde 15,8 oldu. Gerçekleşme, anket medyanının 2 puan, ortalamanın ise 1,11 puan üzerinde kaldı.
TCMB Enflasyon Raporu sonrasında yayımlanan 11 banka ve aracı kurum raporundan derlenen araştırmada, kısa vadeli enflasyon görünümündeki bozulmanın büyük ölçüde arz ve maliyet kaynaklı olduğu, sıkı para politikasının ise iç talebi belirgin biçimde yavaşlattığı yönünde ortak görüş oluştu.
Ara hedef korundu, tahmin-hedef farkı 4 puana çıktı
Kurumlar, yüzde 28’lik yıl sonu tahmini ile yüzde 24’lük ara hedef arasındaki 4 puanlık farkı, gerçekleşme beklentisi ile orta vadeli dezenflasyon çıpasının ayrışması olarak değerlendirdi. Son iki raporda 2026 tahmininin toplam 10 puan yukarı revize edilmesine karşın, 2027 ve 2028 tahminlerinin yüzde 15 ve yüzde 9’da korunması, son şokların kalıcı bir eğilim bozulması olarak görülmediğine işaret etti.
Revizyonun ana kaynağı gıda ve ithalat fiyatları
TCMB, 2026 yılı gıda enflasyonu varsayımını yüzde 26,3’ten yüzde 28,5’e, ithalat fiyatları artış varsayımını yüzde 6,3’ten yüzde 6,9’a yükseltirken, petrol fiyatı varsayımını 89,4 dolardan 87,8 dolara indirdi.
Kurumlar, motorin rafineri marjları, doğal gaz, diğer emtia fiyatları, gıda ve yönetilen-yönlendirilen fiyat ayarlamalarının tahmini yukarı taşıdığı görüşünde birleşti.
Kurumların enflasyon beklentisi TCMB’nin üzerinde
2026 yıl sonu TÜFE tahmini açıklayan 7 kurumun beklentileri yüzde 28-yüzde 30 arasında değişti. Ortalama beklenti yüzde 29,33, medyan beklenti yüzde 29,5 olurken, kurumların ortalama tahmini TCMB’nin yeni tahmininin yaklaşık 1,3 puan üzerinde kaldı.
Bu görünüm, kurumların yüzde 28’lik yeni tahmini daha gerçekçi bulmakla birlikte yukarı yönlü risklerin sürdüğü görüşünü koruduğunu gösterdi.
İç talepteki soğuma dezenflasyonu destekliyor
Raporlarda sıkı para politikasının iç talep üzerindeki etkisinin belirginleştiği vurgulandı. Perakende satışlar, kart harcamaları ve kredi büyümesindeki yavaşlama, talep koşullarının dezenflasyonist bölgede kaldığına işaret eden göstergeler olarak öne çıktı.
Hizmet enflasyonunda kira, eğitim ve talebe duyarlı kalemlerdeki yavaşlama olumlu karşılanırken, iyileşmenin henüz geniş tabanlı olmadığı ve ataletin tamamen kırılmadığı belirtildi.
Ortak risk enerji ve jeopolitik gelişmeler
İncelenen 11 kurum raporunda en belirgin ortak risk başlığı jeopolitik gelişmeler ile enerji fiyatları oldu. Petrol ve doğal gaz fiyatlarının yüksek kalması, motorin rafineri marjları ve savaşın seyri başlıca yukarı yönlü riskler arasında gösterildi.
Enerjinin ardından gıda fiyatları ikinci önemli risk alanı olarak öne çıktı. Tarımsal emtia fiyatları, girdi maliyetleri, iklim ve arz koşullarının belirsizlik yarattığı, güçlü rekoltenin ise aşağı yönlü dengeleyici olabileceği değerlendirildi.
Haftalık repoya dönüş yeni odak noktası
İncelenen 11 kurumdan 9’u, TCMB’nin bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden dönüşünü ve fonlamanın yaklaşık yüzde 40 seviyesinden yüzde 37 düzeyindeki politika faizine yaklaşmasını öne çıkardı.
Kurumların çoğu bu adımı doğrudan faiz indiriminden ziyade fonlama kompozisyonunda normalleşme olarak değerlendirirken, zamanlama konusunda görüşler ağustos sonu-eylül ile ekim-yıl sonu arasında ayrıştı.
Yıl sonu politika faizi beklentileri yüzde 35-37 aralığında
Sayısal tahmin paylaşan 7 kurumun yıl sonu politika faizi beklentileri yüzde 35-yüzde 37 arasında değişti. Ortalama tahmin yüzde 35,5, medyan tahmin ise yüzde 35 seviyesinde oluştu.
Temel ayrışma, fonlama normalleşmesinin ardından 2026 içinde doğrudan politika faizi indirimine geçilip geçilmeyeceği konusunda ortaya çıktı.
Kurumların genel değerlendirmesi, TCMB’nin yüzde 28’e yaptığı revizyonun ek parasal sıkılaşma gerektirmediği yönünde oluştu. Revizyonun ağırlıklı olarak arz yönlü unsurlardan kaynaklandığı belirtilirken, koşullar elverdiğinde ilk normalleşme adımının fonlama kanalından gelebileceği değerlendirildi.
Sonuç olarak TCMB, Matriks Haber anketindeki yüzde 24’lük ara hedef beklentisini karşılarken, yüzde 26 seviyesindeki medyan yıl sonu tahmininin 2 puan üzerinde yüzde 28’lik tahmin açıkladı. Kurumların ortak görüşü, dezenflasyonun sürdüğü ancak enerji, jeopolitik gelişmeler ve gıda fiyatlarının riskleri canlı tuttuğu yönünde oluşurken, esas ayrışma para politikasında normalleşmenin zamanlamasında yoğunlaştı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.