Bu ortak tarihin izlerini sürmek için Anadolu'dan önce Kafkasya'ya bakmak gerekir.
Bugünkü Ermenistan sınırları içinde bulunan Dvin'de 10'uncu yüzyılın ortalarında ortaya çıkan Şeddadi hanedanı, daha sonra Gence'yi merkez edinerek Arran ve çevresinde önemli bir siyasi güç hâline geldi.
Tarih kaynaklarında Kürt kökenli bir hanedan olarak değerlendirilen Şeddadiler, Gence'nin siyasi ve ticari önemini artıran bir yönetim oluşturdu. (İranica Online)
Tam da bu dönemde Kafkasya'ya Oğuz topluluklarının gelişi hızlandı.
Burada asıl dikkat çekici olan, bölgeye gelen Oğuzlarla Şeddadi yönetimi arasında bir hâkimiyet mücadelesinin yaşanmamış olmasıdır.
Tam tersine, aynı coğrafyada yaşayan farklı topluluklar arasında siyasi iş birliği, karşılıklı destek ve birlikte yaşama tecrübesi ortaya çıkmıştır.
fazla okuBu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Şeddadilerin Gence'yi merkez edinmesinden sonra bölgeye gelen Oğuz topluluklarına yakınlık gösterilmiş ve destek verilmiştir.
Şeddadiler ile Oğuzlar arasındaki bu yakınlığı anlatan "amcaoğulları" tabiri de, dönemin toplumsal hafızasında bu iki topluluğun birbirini kabullendiğini ve yabancı görmediğini gösteren dikkat çekici bir örnektir.
Bu nedenle Gence ve çevresindeki Şeddadi-Oğuz ilişkileri, Türkler ile Kürtlerin tarihini anlamak bakımından önemli bir başlangıç noktasıdır.
Sonraki yüzyıllarda bu ortak tarih daha da genişledi.
Selçukluların bölgeye hâkim olmasıyla birlikte Şeddadiler de Anadolu'nun doğusundaki yeni siyasi düzenin önemli aktörlerinden biri hâline geldi.
Sultan Alparslan'ın 1064'te Ani'yi fethetmesinin ardından şehrin Şeddadilere bırakılması, Selçuklular ile Şeddadiler arasındaki siyasi ilişkinin somut bir göstergesidir.
Şeddadi hükümdarı Menûçihr tarafından 1072-1086 yılları arasında Ani'de inşa edilen Menûçihr Camii de bu dönemin önemli miraslarından biridir ve Anadolu'daki ilk camilerden biri kabul edilmektedir. (İranica Online)
Alparslan'ın Anadolu'ya yönelik fetihleriyle birlikte Şeddadilerin de Anadolu'daki siyasi ve kültürel varlığı güçlendi. Kafkasya'dan Anadolu'nun doğusuna uzanan bu tarihî süreçte Şeddadiler, Türklerin bölgeye yerleşmesiyle aynı siyasi coğrafyanın önemli aktörlerinden biri oldular.
Bugün Şeddadi kökenli toplulukların önemli bir bölümü başta Şanlıurfa olmak üzere Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yaşamaktadır. Böylece Kafkasya'da başlayan Şeddadi-Türk ilişkilerinin izleri, yüzyıllar sonra Anadolu'da da toplumsal hafızada yaşamaya devam etmektedir.
Bu süreç, Selçuklular ile Kürt beylikleri arasındaki ilişkilerin Malazgirt sonrasında daha geniş bir siyasi zemine taşındığını göstermektedir. Osmanlı döneminde ise Türkler ve Kürtler, farklı yerel yönetim ve beylik yapıları içinde, büyük ölçüde aynı siyasi ve dinî çerçeve içerisinde birlikte yaşamışlardır.
Ancak bu uzun ortak tarih, Cumhuriyet dönemine gelindiğinde farklı bir kırılma yaşadı. Cumhuriyet'in kuruluş süreciyle birlikte yeni ulus-devlet inşası, tek merkezli ve homojen bir kimlik anlayışını öne çıkardı.
Bu süreçte Kürt kimliğinin kamusal alandaki tanınırlığı sınırlandırıldı, Kürt kimliğini inkâr politikası oluştu; dil, kültür ve yerel aidiyetler uzun yıllar boyunca devlet politikaları içinde geri plana itildi. Bu durum, tarihsel ortaklığın yerini zamanla daha sert kimlik ayrışmalarına bırakan önemli bir dönemeç oldu.
Dolayısıyla Türkler ile Kürtlerin tarihini sadece bu dönemde ortaya çıkan çatışmalar üzerinden okumak, tarihin önemli bir bölümünü eksik bırakır.
Çünkü geçmişte bizi bir arada tutan tarihi doğru anlayabilirsek, gelecekte bizi yeniden bir arada tutacak zemini de daha kolay bulabiliriz.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
DAHA FAZLA OKUHakkında daha ayrıntılı: türklerkürtlerNabi Kırmızı
DAHA FAZLA HABER OKU
Burak Karadoğan Terörsüz Türkiye sürecinde meşruiyetin adı: Referandum
Faik Akçay Toplumsal bütünleşmenin koşullarını sağlama
Özgür Uyanık Bir bez parçası Arjantinlilere ulusal toprakların değerini nasıl hatırlattı?
Prof. Dr. Ekrem Kalan Avrasya denkleminde yeni merkez: Kazakistan'ın stratejik dengesi
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.