18 Ağustos 2026, Salı · 01:41 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Çikolata ve kakaoda sektör lideri oldu: Türkiyeyi zirveye taşıdı!

Dünya çapında tesisleri bünyesinde toplayan, kakao, çikolata ve kahve alanındaki uzmanlığı ile tanınan Altınmarka Grubu'nun kurucusu Birol Altınkılıç, önceki gün yaşamını kaybetti. Ailesi ile birlikte bulunduğu Fransa'da…

YAYINLAMA 18 Ağustos 2026 00:00

GÜNCELLEME 18 Ağustos 2026 00:10

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

Bünyesinde Kahve Dünyası ile global endüstride en büyük tesisler arasında yer alan Altınmarka Gıda ve Detay Gıda’nın da bulunduğu Altınmarka Grubu'nun kurucusu Birol Altınkılıç, önceki gün geçirdiği kalp krizi neticesinde, yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamayarak yaşamını kaybetti. Ailesi ile birlikte bulundukları Fransa Monte Carlo’da 66’ncı yaşını kutladıktan bir gün sonra yaşama veda eden Birol Altınkılıç’ın vefatı, tüm sevenleriyle birlikte iş dünyasını yasa boğdu. Küçük yaşlardan itibaren Eminönü Tahtakale’de çalışmaya başlayan Birol Altınkılıç, kakao, çikolata ve kahve sektörlerinde uzmanlaştı, bu alanda faaliyet yürüten dış ticaretin önemli isimlerinden oldu. 1992 yılında kurduğu Altınmarka şirketini yıllar içinde eşi Alev Altınkılıç ile birlikte büyüten Birol Altınkılıç, kakao, çikolata ve kahve sektörlerinde Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden birinin oluşmasına öncülük etti. Altınmarka Grubu, kakao ve çikolata, Altınmarka tüketim ürünleri ve Altınmarka Perakende olarak üç ana alanda faaliyet yürütüyor. Endüstriyel ve profesyonel pazara kakao likörü, kakao tozu ve kakao yağı ile çeşitli sıvı, düğme ve blok kapatıcı çikolata üretimi yapan Altınmarka, İstanbul'un dışında 180 bin m2 alan üzerinde bulunan tesislerinde, toplamda 250 bin ton/yıl üretim kapasitesi ile hizmet veriyor. Altınmarka dünyanın 6’ncı büyük endüstriyel kakao üreticisi ve ikinci büyük endüstriyel çikolata üreticisi olarak faaliyet yürütüyor. Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşu arasında yer alan Altınmarka Gıda, dünyanın 2’inci büyük endüstriyel çikolata üreticisi olan çikolata tesisini de bünyesinde barındırıyor.

2009’da kurduğu Detay Gıda ile modern ve yüksek kapasiteli çikolata yatırımları gerçekleştiren Altınmarka Grubu, bu alanda markalı ihracat yaptığı gibi çok sayıda şirketin de tedarik sağlayıcısı oldu. Birol Altınkılıç’ın yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü Altınmarka Grubu bünyesinde 8 şirket, 9 fabrika ve Kahve Dünyası’nın 200’ün üzerinde mağazası bulunuyor. Cumhuriyet ile yaşıt, 2023’te 100’üncü yaşını geride bırakan Baylan’ı 2009’da bünyesine katan Grup, son dönemde süt ve süt ürünleri sektörü ile İstanbul’da önemli gayrimenkul yatırımlarına imza attı.

İşini aşkla yapan babamız...

Gazetemizin yayınları arasında yer alan İz Bırakan Babalar kitabının konukları arasında Birol Altınkılıç'ın çocukları, Dilara Altınkılıç Kutmangil ile Kaan Altınkılıç da yer aldı. Babalarını kendi anlatıları ve yorumlarıyla okurlarının karşısına çıkardı. Birkaç yıl önce yayımlanan kitabın 4 sayfalık yazılarının satır başları şu ifadelerden oluştu:

Babamız, çalışanlarıyla arasına asla patron-çalışan mesafesi koymaz. Emeğe, yeni fikirlere hangi pozisyonda olursa olsun çok değer verir. Çalışanlarıyla iş dışında da vakit geçirir. Örneğin sabah ofiste kim varsa onlarla birlikte kahvaltı yapar, akşam da eğer bir proje için geç saatlere kadar kalınmışsa babam da kalıp herkesle çalışır, birlikte akşam yemeği yer. Her şeyi gözlemleyerek, sürpriz ziyaretler yaparak kontrol eder. İşini aşkla yapar, bu nedenle işini hayatının bir parçası gibi görür.

Ailemizin kuralları geleneklerimizdir

Babamız, aileyi her şeyin üzerinde tutan, herkese karşı çok cömert, verici ve pozitif biridir. Çalışmayı bu kadar sevse de bizleri bir gün bile ihmal etmedi. Ailemize her zaman vakit ayırır. Örneğin, ofiste o gün hangi aile üyeleri varsa öğlen yemeği muhakkak hep birlikte yenir. Torunlarını da ofise getiririz ki bu ritüeli deneyimlesinler ve aile yemeklerinin, aile bağının önemini daha küçük yaşlarda kavrasınlar. Ailemizin bazı kuralları vardır, bunları bizim geleneklerimiz olarak görüyoruz.

Dilara Altınkılıç Kutmangil: Babam bize her zaman çok güvenir

14 yaşındayken babamla toplantılara girmeye başladım. Bana ve kardeşime çok küçük yaşlarımızdan itibaren üretimden, paketleme ve logoya kadar operasyonun her aşamasını öğrenmemiz için fırsatlar yarattı. 2009'da Detay Gıda'nın başına geçtiğimde beni tamamen özgür bıraktı. Fabrikaya yönetici olarak gitmeye başladığımda, her pazartesi geniş katılımlı büyük toplantılar yapardık ve babam o toplantılara girmezdi. "Sorarsan ben sana yorumumu söylerim ama sen bildiğin gibi yap" derdi. Onun bu tutumu bizi her zaman motive etti.

Kaan Altınkılıç: "Oyuncak eşittir emek, çikolata eşittir emek"

Babamın çok erken yaşta çalışmaya başlamış olması çok büyük artılar getirmiş. Ablam ile bana çocukken nasıl davrandıysa şimdi de torunlarına öyle davranıyor. Küçük yaşlardan itibaren bizi fabrikaya götürürdü. Şimdi de 4 yaşındaki büyük yeğenim Mehmet Bekir ile güzel bir ritüeli var. Mehmet Bekir her sabah 07.30'da okula gitmeden önce Kabataş'a uğruyor, dedesiyle inşaatı gezip kontrol ediyor ve okula arkadaşlarına götürmek üzere çikolata kazanıyor. "Oyuncak eşittir emek" veya "çikolata eşittir emek" kavramı ondan bize aktarılmış en önemli değerlerden biridir.

Kendisinin değil, işinin ön planda olmasını tercih etti

MUSTAFA KEMAL ÇOLAK

Birol Altınkılıç'ı 1990'lı yılların başlarında tanıdım. İstanbul Ticaret Odası günlerinde, ben Cağaloğlu'nda çalışan genç bir muhabir, kendisi Tahtakale'de çekirdekten yetişmiş, dış ticareti öğrenmiş, vizyon sahibi bir girişimciydi. Kakao ticaretinde ve endüstriyel çikolata üretiminde dünyanın sayılı gruplarından Altınmarka'nın, yanı sıra Türkiye'nin en özel girişimlerinden saydığım Kahve Dünyası'nın ilk adımları, sayesinde o zamanların ilçesi, Eminönü'nde atılacaktı. Eminönü ve civarı, her ikimizin de yıllar sonra özlemle anacağımız ortak semtlerimiz olacaktı.

Birol Altınkılıç'ın yapısında vefa duygusunun çok baskın rol oynadığını düşünürüm. Mesleğine ilk bebek adımları attığı semtine de, döviz kurlarını takip ettiği, sayfalarının kenarlarına hesaplamalar yaptığı yayına da, kurucusundan ustasına, garsonuna tatlarına saygı duyduğu markalara da, işini severek yapan çalışanına, gökdelende mesai yürüten iş insanından, Bolu'nun yüksek köylerindeki çiftçiye, Ege'deki üreticiye de aynı saygıyla, aynı vefa duygusuyla yaklaştığına şahitlik ettim.

Adeta borçluluk hissiyle memleketine sürekli hizmet etmesi gerektiğine inanan bir tarza sahipti. Ülke sevgisini, çalışarak, üreterek göstermek isteyen nesildendi. Hep erkenciydi, o zamanlarda mesaide olması gereken çalışanına örnek ve moral veren oldu. Birol Ağabey ile görüşmelerimizin önemli bölümü, sabahın erken saatlerinde gerçekleşti. Çoğunlukla Kabataş Setüstü'ndeki şirket merkezinde veya bir Kahve Dünyası mağazasında yüksek enerjisi eşliğinde konuştuk hep. İşini severek, heyecanla yaptı. Yaşam coşkusunu, küçük büyük fark etmez bir gelişmeye ilişkin düşüncesini aktarmayı sever, karşısındaki kim olursa olsun ciddiyetle dinler, hayata hep iyimser taraftan bakmasını bilirdi. İş yaşamındaki bir sorunu, yapıcı bir dille anlatır, çözümü konusunda önerilerini de sıralardı.

Birol Altınkılıç, işi ile anılmayı seven iş insanları arasındaydı. Bu tercihini meslek yaşamının ilk yıllarından itibaren ısrarla uyguladı. Kamuoyu önüne tabii ki çıktı. Toplumun her kesiminden çok dostu oldu, çok sevildi. Bu durum güleryüzünün, temiz kalpliliğinin eseriydi kuşkusuz. Yanı sıra iş aşkının ve cömert ruhunun etkisi büyüktü. Pandeminin evlerine hapsettiği insanlara ve dostlarına, Kahve Dünyası'nın ürünlerinin gönderilmesini bizzat organize etti.

Dedim ya kendisi değil, işi ile ön plandaydı. Bir de gençlere çok güvendi. Ailenin ikinci kuşağı Dilara Altınkılıç Kutmangil ile Kaan Altınkılıç'a erken yaşlarında büyük sorumluluklar verdi. Ailenin damadı Ali Esat Kutmangil'in kendi kulvarında işlerini nasıl büyüttüğünü heyecanla anlattı. Eşi Alev Altınkılıç ile birlikte çocuklarına duydukları güvenin karşılığını, hiç yanılmayarak aldı.

Ailenin ikinci nesli şirket yönetimi sınavından erken yaşlarda başarıyla çıktı. Şimdi önlerinde yaşamın aniden getirdiği çok önemli bir sınav var. Yaraların sarılması kolay olmayacak. Bu sınavın verilmesinde, yine Birol Altınkılıç'ın önderliğinde oluşturulan aile bağlarının gücü, en büyük yol gösterici olacak.

Bir ömrün ardında kalan 'Altın' değerler...

FARUK ŞÜYÜN

Hayat bazen en kıymetli seslerini sessizliğe teslim eder. O sessizliğin içinde bir isim yankılanır; ardında ise altın gibi parlayan izler, emekler ve duruşlar kalır. İşte böyle bir vedanın haberi, geçtiğimiz günlerde yüreğime ağır bir hüzün olarak düştü: Altınmarka'nın kurucusu, Kahve Dünyası'nın büyümesine yön veren ve Cumhuriyet hafızamızın en tatlı duraklarından Baylan'ı geleceğe taşıyan kıymetli iş insanı Birol Altınkılıç'ı kaybettik.

Onun ardından yalnızca büyük ticari başarılar ve dev yapılar kalmadı, ruhu olan markalar, korunmuş kültürel emanetler, emeklerine sahip çıkılmış insanlar, güvenle yetiştirilmiş pırıl pırıl evlatlar ve zamana direnen değerler kaldı.

Yalnızca vizyoner bir sanayici değil; üretime gönül vermiş bir emek insanı, sanatı ve edebiyatı sessizce omuzlayan gerçek bir İstanbul beyefendisi ayrıldı aramızdan. Benim Birol Bey ile hukukum, uzaktan bir tanıklığın çok ötesindeydi. 35 yıldır kurucu yayın yönetmenliğini sürdürdüğüm KİTAP dergimizin arka kapağında yıllar boyunca yer alan ilanlar, hiçbir zaman alelade bir reklam sayfası olmadı bizim için. O sayfalar, kitaba, edebiyata, düşünce dünyasına ve kültür yayıncılığına uzatılmış sıcak, zarif ve istikrarlı bir eldi.

Yayıncılık dünyasının binbir emekle, iğneyle kuyu kazar gibi ayakta kaldığı zamanlarda böylesine uzun soluklu bir desteğin ne denli hayati olduğunu ancak bu yola ömrünü verenler bilir. Birol Altınkılıç, üretimin yalnızca fabrikalardaki bantlarda ve kazanlarda değil; bir kitabın sayfalarında, bir şairin dizesinde ve basılan bir derginin kokusunda da filizlendiğini bilen ender insanlardandı.

Onun yolculuğu Mısır Çarşısı'nın baharat ve kahve kokan kadim sokaklarında, Tahtakale'nin usta-çırak ahlakıyla yoğrulmuş ticaret ikliminde başlamıştı. Henüz 16 yaşındayken adım attığı kakao ve kahve ticaretindeki birikimini, yıllar içinde Türkiye'nin dünya çapındaki endüstriyel güçlerinden birine dönüştürdü.

1992'de Altınmarka'yı kurarken de 1994'te kakao fabrikasının bacasını tüttürürken de önünde dik yokuşlar vardı. Ama onun lügatinde zorluk, geri çekilmek değil; daha çok emek vermek, daha çok üretmek demekti. Altınmarka'yı dünyanın sayılı kakao üreticilerinden biri haline getirmesi ve bu emeğin 2012 yılında Candy Kettle Award ile taçlandırılması, bir tesadüfün değil, sabırla işlenen büyük bir rüyanın sonucuydu.

Fakat o yalnızca fabrikalar inşa etmedi, insanı merkeze alan bir dünyagörüşü kurdu. Kaliteden ödün vermemeyi, çalışanının alın terine hürmet etmeyi ve başarıyı bölüşmeyi bildi. Kahve Dünyası'nın 2004 yılında başlayan yolculuğu da onun ve ailesinin aynı samimiyetinin, üretim anlayışının ve insanları aynı sofra etrafında buluşturma arzusunun eseriydi. Kahve Dünyası yalnızca kahve içilen bir mekân değil; dost meclislerinin kurulduğu, Türk kahvesi geleneğinin çağdaş bir zarafetle yeniden yorumlandığı, insanların günlük hayatın koşuşturması içinde nefes aldığı bir kültür vahası oldu.

Yüzyıllık Baylan'ı dekorunu bozmadan korudu

Ancak onun kalbinde ayrı bir yeri olan başka bir miras vardı: Baylan.

Baylan'ın yeri apayrı, çok daha duygusal ve vefalı bir sayfaydı. Cumhuriyet'le yaşıt, edebiyatımızın ve İstanbul hafızamızın mihenk taşlarından Baylan'ı bünyesine kattığında, oraya bir işletmeci hırsıyla değil, bir emanetçi, bir kültür koruyucusu hassasiyetiyle yaklaştı.

Baylan'ı devraldıktan sonra yıllarını o tezgahlara vermiş emektar çalışanlarla yola devam etmesi, bu soylu yaklaşımın en anlamlı göstergelerinden biriydi. Yeni bir yönetimin gelişiyle geçmişin emeğini silmek yerine, o emeğe sahip çıktı. Baylan'ı Baylan yapan insanların tecrübelerine, hafızalarına ve kuruma bağlılıklarına değer verdi. Çünkü bir mekânın ruhunun yalnızca tabelasında ya da tariflerinde değil, yıllar boyunca ona emek vermiş insanların ellerinde ve hatıralarında yaşadığını biliyordu. Kadıköy Baylan'ın ahşap kokan, hatıralarla dolu özgün dekorunu bozmadan, ruhunu zedelemeden korudu. Oradaki masaların, duvarların, aynaların ve küçük ayrıntıların yalnızca birer dekorasyon unsuru olmadığını, İstanbul'un ortak hafızasının parçaları olduğunu gördü. Baylan'ı yenilerken eskitmedi, büyütürken kimliğine kıymadı.

Belki de Birol Altınkılıç'ın Baylan'a yaklaşımını en doğru anlatan ifade şudur: O, Baylan'ı yalnızca satın almadı, bütün tarihiyle, çalışanlarıyla, hatıralarıyla ve ruhuyla birlikte emanet aldı.

KİTAP dergimizin Yılın En İyileri Ödülleri'nde Baylan'ın tarihini anlatan o eşsiz kitaba ödül verdiğimiz anı dün gibi hatırlıyorum. O ödülle biz yalnızca bir kitabı değil, bir kentin belleğine, geçmişin edebiyatçılarına ve o masalarda oturmuş ustaların hatırasına sahip çıkan asil bir duruşu selamlamıştık.

Bugün geriye dönüp baktığımda, o kitabın hazırlanmasıyla Baylan'ın korunması arasında güçlü bir bağ görüyorum. Biri Baylan'ın fiziksel varlığını, çalışanlarını, lezzetlerini ve atmosferini yaşatırken, diğeri onun hikâyesini, hatıralarını ve kültürel değerini kalıcı hale getiriyordu. Bir kültürel mirasa sahip çıkmanın en güzel yollarından biri onu korumak, diğeri ise hikâyesini kayda geçirmek ve gelecek kuşaklara anlatmaktır. Birol Altınkılıç her ikisinin de kıymetini biliyordu.

Boğaz'a karşı sanata açtığı duvar

Tophane'deki şirket binasının dış duvarındaki resimler de aynı duyarlılığın yansımasıydı. Sanatı kapalı salonlardan çıkarıp sokağın, hayatın ve çalışanların göz hizasına yerleştirmişti. O resimler yalnızca bir binanın dış cephesini süslemiyor, sanatla gündelik hayat arasında güçlü bir bağ kuruyordu.

Yıllarca KİTAP dergimizin arka kapağında sağladığı destek, Kabataş'ta sanata açtığı duvar, Baylan'ın tarihini yaşatma konusundaki hassasiyeti ve bu tarihin bir kitapla kayıt altına alınmasına verdiği kıymet, aslında aynı kültürel duyarlılığın parçalarıydı: Kitaba, sanata, mekânlara ve insanlara duyulan vefa...

Bütün bu yoğunluğun, fabrikaların, markaların ve yatırımların ardında ise ailesine derinden bağlı bir eş ve baba vardı. Eşi Alev Hanım'la bir ömrü, hayalleri ve sorumlulukları paylaştı.

Çocukları Dilara ve Kaan'ı hazır bir sofranın mirasçıları olarak değil; küçük yaşlardan itibaren üretimin, paketlemenin ve emeğin bizzat mutfağında yetiştirdi. Onları toplantılara dahil etti; üretimden ürün geliştirmeye, paketlemeden marka çalışmalarına kadar işin her aşamasını öğrenmelerine imkan sağladı.

Onlara yalnızca işi öğretmedi, güvenmeyi, sorumluluk almayı, hata yapmaktan korkmamayı ve kendi kanatlarıyla uçmayı da öğretti. Yol gösterirken kendi yollarını bulabilecekleri alanı açtı. Sorumluluk verdiğinde kararlarına güvenmeyi, gerektiğinde geri çekilerek onların kendi adımlarını atmalarına izin vermeyi bildi. Dilara Hanım'a ve Kaan Bey'e yalnızca işleri değil, hayallerini de emanet etti.

Dilara'nın Detay Gıda'da, Kaan'ın ise Kahve Dünyası'nda yazdığı başarı hikâyeleri, bir babanın evlatlarına duyduğu sarsılmaz güvenin en somut göstergesidir. Çünkü iyi bir baba, çocuğunun önünde yürüyerek ona sürekli yol gösteren değil; gerektiğinde yanında duran, gerektiğinde de geride kalarak onun kendi yolunu bulacağına güvenen insandır.

Birol Altınkılıç tam da böyle bir babaydı.

Çocuklarının anlatımında o; enerjisi hiç tükenmeyen, sürekli üreten, yeni fikirlerin peşinden giden, çözüm odaklı, cömert ve pozitif bir insandı. Ancak bütün bu özelliklerinin üzerinde, ailesini her şeyden üstün tutan sevgi dolu bir eş ve baba vardı. Çocuklarına yalnızca şirketler veya markalar bırakmadı. Çalışkanlığı, dürüstlüğü, insanlara saygıyı, cesareti, aile bağlarının kıymetini ve kendilerine güvenmeyi öğretti. Asıl mirasının yalnızca iş dünyasında değil, evlatlarının karakterlerinde yaşamaya devam edeceğini biliyordu. Geride bıraktığı değerler, yalnızca bir ömrün değil; bir kültürün, bir emeğin ve bir vicdanın mirasıdır.

Kıymetli eşi Alev Altınkılıç'a, sevgili evlatları Dilara Altınkılıç Kutmangil ve Kaan Altınkılıç'a, tüm kederli ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına, değerli dostlarına ve Altınmarka Grubu camiasına yürekten sabır ve başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Onu daima vefayla, saygıyla ve rahmetle anacağım...

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa Piyasanın iyimserliği metalleri destekledi Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Türkiye İMSAD'ın araştırma sonuçları açıklandı: Deprem kaygısı yüksek, hazırlık düzeyi yetersiz Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Beşiktaş formasında Tera imzası Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Küba reformu Türk şirketleri için fırsat olabilir: 10 bin km mesafedeki adaya ‘ilk giden’ kazanacak Dünya Gazetesi · 1 saat önce Makroekonomi Altın yatırımcısını yeni haftada neler bekliyor? CNN Türk Ekonomi · 2 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.