18 Ağustos 2026, Salı · 10:27 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

TCMB açısından bütçede iki farklı sinyal

A1 Capital günlük bültenine göre, TCMB açısından bütçe verileri iki farklı sinyal veriyor: 470 milyar TL’lik faiz dışı fazla dezenflasyona desteği gösterirken, artan faiz giderleri ve harcama baskısı dikkat çekiyor.

Neden Yükseldi ? Tümünü Göster >Trabzonspor’un Salah hamlesi piyasaları salladı >VESTL ve VESBE yapılandırma hamlesiyle tavan oldu >Petrol fiyatlarındaki düşüş risk iştahını destekliyor >Borsa kayıplarını büyük ölçüde geri aldı: Gözler 14 bin direncinde >Borsada Aziz Yıldırım rüzgarı: Fenerbahçe hisseleri uçtu!

Neden Düştü ? Tümünü Göster >Soruşturma haberi Göknur Gıda’yı vurdu: Hisseler devre kesti >LPG operasyonu DITAS'ı vurdu, hisse tabana oturdu >Beyaz et operasyonu Banvit hisselerini etkiledi >FENER’e son dakika golü: Hisseler taban oldu >Gübretaş hisselerinde 'Razi' düşüşü

ARACI KURUM RAPORLARI Borsada bütçe açığı ve hacim freni TCMB açısından bütçede iki farklı sinyal Piyasaların rotasını faiz ve enflasyon çiziyor Piyasaların gündemi: Fed, petrol ve TCMB üçgeni Piyasaların gözü Merkez’in anketine çevrildi Tümünü Göster

HİSSE ÖNERİLERİ Özsermayesini güçlendirirken borsada da yükselen 19 sanayi şirketi Madencilik ve kıymetli maden hisselerinde çifte büyüme! Elektrik sektöründe esas faaliyet kârını artıran 8 şirket Hem temettü ödüyor hem kazandırıyor! Yılbaşından bu yana getiri sağlayan 22 hisse 7 hissede yükseliş yüzde 10'u aştı: 592 milyar TL'lik dev de listede! Tümünü Göster

TEKNİK ANALİZ BIST gıda hisselerinde satış karnesi: Hangi şirket ne kadar büyüdü? BIST 30'da FAVÖK'ü artan 14 şirket: 2 hissede büyüme %100'ü aştı! BIST’te bu kez GMYO’lar öne çıktı: 4 şirket aynı listeye girdi Borsada para girişi taraması: 10 hissede fiyat ve işlem aktivitesi birlikte arttı Puanı üçüncü ama 5 gösterge birden 'al' veriyor Tümünü Göster

Takip Et

E-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.

Ana SayfaAracı Kurum RaporlarıTCMB açısından bütçede iki farklı sinyal--- TCMB açısından bütçede iki farklı sinyal

18 Ağustos 2026 - 07:51 borsaningundemi.com

A1 Capital günlük bültenine göre, TCMB açısından bütçe verileri iki farklı sinyal veriyor: 470 milyar TL’lik faiz dışı fazla dezenflasyona desteği gösterirken, artan faiz giderleri ve harcama baskısı dikkat çekiyor.

Dün Temmuz bütçemiz geldi. Temmuz bütçe verisini tek cümleyle özetlersem, bütçenin ana sorunu gelir yaratamaması değil, harcama artışının özellikle faiz yükü nedeniyle gelir artışının belirgin biçimde üzerine çıkması. Burada dikkatimi en fazla çeken kalem faiz giderleri. Toplam harcamalar yıllık bazda %59,8, faiz dışı harcamalar %48,4 artarken faiz giderleri %142,8 artarak 326,8 milyar TL'ye çıkmış. Yani bütçe açığındaki sert genişlemeyi yalnızca kamu harcamalarının genel artışıyla açıklamak doğru olmaz; geçmiş dönemdeki yüksek faiz ortamının Hazine'nin borçlanma maliyetlerine yansıması giderek daha görünür hale geliyor. Temmuz ayında faiz harcamalarının toplam giderlerin yaklaşık %18'ini oluşturması da bu baskının boyutunu gösteriyor.

Faiz dışı tarafta da harcama disiplini açısından izlenmesi gereken bir tablo var. Temmuz'da personel giderleri %43,3, mal ve hizmet alımları %42,2 ve cari transferler %57,2 artmış. Sermaye giderlerindeki artış ise %29 ile daha sınırlı. Başka bir ifadeyle harcama artışının önemli bölümü yatırım harcamalarından değil, cari nitelikli ve faiz kaynaklı giderlerden geliyor. Bu ayrım önemli; çünkü maliye politikasının dezenflasyona ne ölçüde destek verdiğini değerlendirirken toplam harcamadan ziyade harcamanın kompozisyonuna bakılır. Gelir tarafı ise görece daha olumlu fakat giderleri karşılayacak kadar güçlü değil.

Şimdi de ilk yedi aya bakalım. Ocak-Temmuz döneminde bütçe giderleri 10,52 trilyon TL, gelirler 9,20 trilyon TL ve bütçe açığı 1,321 trilyon TL. Geçen yıl aynı dönemde açık 1,004 trilyon TL idi. Buna karşılık faiz dışı fazla 241,7 milyar TL'den 470,1 milyar TL'ye yükselmiş.

Bu nedenle benim açımdan bütçenin en önemli mesajı; devletin faiz hariç gelir-gider dengesi yılın ilk yedi ayında hala güçlü; asıl yük faiz ödemelerinden geliyor. Yıllık 2,74 trilyon TL'lik faiz ödeneğinin daha yedi ayda %65,3'ünün kullanılmış olması da yılın geri kalanında faiz maliyetlerinin bütçe üzerindeki baskısının devam edeceğini düşündürüyor.

Bütçe hedefleri açısından baktığımızda ise; 2026 yılı için öngörülen bütçe açığı yaklaşık 2,713 trilyon TL; ilk yedi ayda bunun 1,321 trilyon TL'si, yani yaklaşık %48,7'si gerçekleşmiş durumda. Yılın %58'inden fazlası tamamlandığı düşünüldüğünde, manşet açık hedefe göre şimdilik yönetilebilir görünüyor

Bu veriyi TCMB açısından okuduğumda iki farklı sinyal görüyorum. Ocak-Temmuz dönemindeki 470 milyar TL'lik faiz dışı fazla, maliye politikasının para politikasına tamamen ters yönde hareket etmediğini gösteriyor. Bu, dezenflasyon programı açısından olumlu. Fakat Temmuz ayında faiz dışı dengenin açığa dönmesi ve faiz dışı giderlerin %48,4 artması, bu desteğin zayıflayıp zayıflamadığının önümüzdeki aylarda izlenmesini gerektiriyor.

İkinci konu faiz indirimi-bütçe ilişkisi. Mevcut yüksek faiz ortamı yalnızca şirketlerin ve tüketicilerin finansman maliyetini artırmıyor; Hazine'nin borç stokunun çevrilmesi üzerinden bütçeye de gecikmeli olarak geliyor. Ocak-Temmuz faiz giderinin 1,79 trilyon TL'ye ulaşması bunun oldukça somut göstergesi. Dolayısıyla TCMB'nin enflasyonda kalıcı düşüşü sağlayarak faizleri aşağı çekebilmesi, orta vadede bütçe açısından da önemli bir rahatlama kanalı yaratacaktır.

Fakat bunun tersinden okunup “faiz giderleri yükseldi, dolayısıyla TCMB daha hızlı faiz indirmeli” sonucuna gidilmemesi gerekir; erken parasal gevşemenin enflasyon ve risk primi üzerinden Hazine'nin uzun vadeli borçlanma maliyetini yeniden yükseltme riski bulunur.

Birazda Altındaki yükselişten bahsedelim. Ons altının bugün 4.400 doların üzerine çıkmasının arkasında tek bir haber değil, birkaç güçlü dinamiğin aynı anda altın lehine dönmesi var. Bence hareketi anlamak için en kritik nokta şu: Piyasa yeniden “Fed daha fazla sıkılaşamayabilir” fiyatlamasına geçerken, jeopolitik risk primi kaybolmuyor. Bu kombinasyon altın açısından oldukça güçlü.

Birinci ve bugün için en önemli faktör Fed beklentilerindeki değişim. ABD'den gelen zayıf perakende satışlar, tüketici güvenindeki bozulma ve daha yumuşak istihdam/enflasyon sinyalleri, piyasanın Fed'in yeniden faiz artıracağı beklentisini ciddi biçimde aşağı çekti.

İkinci önemli faktör İran-Hürmüz hattındaki riskin yeniden yükselmesi. ABD'nin İran ekonomisine yönelik yeni baskı tedbirleri hazırlaması, Hürmüz Boğazı çevresindeki saldırılar ve enerji arzına ilişkin belirsizlik güvenli liman talebini canlı tutuyor. Brent'in yeniden 89 dolar civarına gelmesi de bunun yansıması.

Burada altın açısından ilginç bir ikilem var. Petrol yükselirse enflasyon riski artıyor ve Fed'in faiz indirmesi zorlaşıyor; normal şartlarda bu altın için negatif. Fakat petrolün yükselmesinin nedeni jeopolitik risk olduğunda aynı gelişme güvenli liman talebi üzerinden altını yukarı çekiyor. Şu anda piyasa ikinci etkiyi daha güçlü fiyatlıyor.

Üçüncü ve bence orta-uzun vadede en önemli konu merkez bankalarının altın talebi. Merkez bankalarının 2026 ikinci çeyrek altın alımları 289 tona ulaşmış durumda. Çin de temmuz ayında rezervlerine yaklaşık 20 ton ekledi. Merkez bankalarının önemli bir kısmı önümüzdeki dönemde altın rezervlerini artırmayı planlıyor.

Bu çok önemli çünkü burada artık sadece spekülatif bir ETF hareketinden bahsetmiyoruz. Rezerv yöneticileri ABD tahvili/dolar ağırlığını azaltıp altın ağırlığını artırıyorsa, altının altında yapısal bir talep tabanı oluşuyor. Bu nedenle 2026'da 4.000 doların altındaki seviyelerden gelen alımların güçlü olmasını şaşırtıcı bulmuyorduk.

Ben şu aşamada üç değişkeni takip ederdim: ABD 10 yıllık/reel faizleri, DXY ve İran-Hürmüz gelişmeleri. Özellikle 4.500 dolar seviyesi kritik; orası aşılırsa altındaki hareketin yalnızca tepki yükselişi mi yoksa yeni bir yükseliş dalgası mı olduğu daha netleşebilir.

Bugüne global piyasalarda biraz daha temkinli ve riskten kaçış eğiliminin öne çıktığı bir görüntüyle başlıyoruz. Piyasanın merkezinde yeniden ABD–İran hattı, petrol fiyatları ve tahvil faizleri var. ABD–İran arasındaki ateşkesin sona ermesi ve İran tarafından gelen daha sert mesajlar, enerji arzına ilişkin risk primini yeniden yükseltti. Bunun ilk etkisini petrolde görüyoruz; Brent petrol yaklaşık 91,2 dolar seviyesine yükselmiş durumda. Petrolün üçüncü gün üst üste yükselmesi artık sadece enerji piyasasının konusu değil, yeniden küresel enflasyon ve merkez bankalarının faiz politikası açısından fiyatlanmaya başlanıyor.

Asya tarafında da bu sabah başlangıç çok güçlü değil. MSCI Asya-Pasifik endeksi yaklaşık %0,3 gerilerken Japonya Nikkei %1,6 civarında düşüyor. Çin ve Tayvan tarafındaki zayıflık da bölgesel endeksi aşağı çekiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık %4,72'ye, 30 yıllık faiz ise %5,32 civarına kadar yükselmiş durumda. 30 yıllık tahvil faizi 2007'den bu yana görülen en yüksek bölgeler de ve 10 yıllık Japon devlet tahvili faizi %2,94'e çıkarak yaklaşık 30 yılın zirvesine ulaştı. Dolayısıyla sadece ABD'de değil, Japonya'da da uzun vadeli faizlerin yukarı yönlü hareket ettiğini görüyoruz. (M. BAKİ ATILAL)

Günün önemli şirket haberleri (18/08/2026)

Borsa İstanbul'dan 1 hisseye açığa satış ve kredili işlem yasağı

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

ETİKETLER :
İlgili Haberler
Makroekonomi Aile ve Gençlik Fonu büyüyor: Evlilik kredisinde şartlar ve miktarlar güncellendi CNBC-e · 35 dk önce Makroekonomi Emeklilikte yüksek maaş almak için o tarihe dikkat: Aylıkları doğrudan etkileyecek Yeni Şafak Ekonomi · 39 dk önce Makroekonomi Emeklilik Dilekçesi İçin Kritik Tarih: 2026’da Başvuranlar Yüzde 4 Avantaj Sağlayacak Haber.com Ekonomi · 48 dk önce Makroekonomi Japonya’da 10 yıllık tahvil faizi yeniden 30 yılın zirvesinde Paratic · 50 dk önce Borsa San Francisco Fed analizi: ABD piyasaları yanılıyor mu? Ekonomim · 53 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.