18 Ağustos 2026, Salı · 15:53 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

ABD tahvil piyasasında alarm: 30 yıllık faiz 19 yılın zirvesine çıktı

ABD'nin 30 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 5,31'i aşarak Haziran 2007'den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Zayıflayan ekonomik veriler tahvil faizlerini aşağı çekmesi gerekirken satışların sürmesi, küresel tahvil…

YAYIN TARİHİ, 18 Ağustos 2026 11:25

  • ABD'nin 30 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 5,31'i aşarak Haziran 2007'den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Zayıflayan ekonomik veriler tahvil faizlerini aşağı çekmesi gerekirken satışların sürmesi, küresel tahvil getirileri, enflasyon ve artan kamu borcu konusunda endişeleri büyüttü.

ABD tahvil piyasasında uzun vadeli faizler yeniden sert yükseldi. 30 yıllık Hazine tahvilinin getirisi yüzde 5,311'e çıkarak Haziran 2007'den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekonomi, iş dünyası, piyasalar ile ilgili en güvenilir ve en detaylı haberlere en hızlı şekilde ulaşın. + Ekle

Pazartesi günü 4 baz puanın üzerinde yükselen 30 yıllık tahvil faizi, ABD ekonomisinden gelen ve normal şartlarda tahvil getirileri üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturması beklenen zayıf verilerin aksine yükselişini sürdürdü.

Temmuz ayında perakende satışların Mayıs 2025'ten bu yana en zayıf seviyelerden birine gerilemesi ve son istihdam verilerinin iş gücü piyasasında soğumaya işaret etmesi, uzun vadeli faizlerdeki hareketi durdurmaya yetmedi.

Üstelik ABD Hazine Bakanlığı'nın verileri, yabancı yatırımcıların haziran ayında ABD Hazine tahvillerindeki payını azalttığını gösterdi. En büyük yabancı yatırımcılar arasında yer alan İngiltere, Çin ve Japonya'nın üçü de tahvil varlıklarını düşürdü.

30 yıllık faiz yüzde 5,60'a çıkabilir

Tahvil piyasasındaki satışların daha da hızlanabileceği yönünde değerlendirmeler de geliyor.

Fundstrat Teknik Stratejisti Mark Newton, uzun vadeli tahvil faizlerinin yüzde 5,60-5,70 seviyelerine kadar çıkabileceğini ve hareketin önceki yıllardaki eğilime kıyasla daha hızlı gerçekleşebileceğini belirtti.

Newton'a göre 30 yıllık faizlerdeki yükseliş, son üç yıllık dönemde oluşan teknik formasyonun aşağı yönlü kırılmasıyla daha da güçlenebilir.

Bu senaryonun gerçekleşmesi, uzun vadeli devlet borçlanma maliyetlerinin daha da yükselmesi anlamına gelecek.

ABD'den çok küresel bir hareket

Tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca ABD'deki gelişmelerden kaynaklanmıyor.

Fundstrat'tan Newton, Japonya'daki tahvil faizlerinin de yükseldiğine dikkat çekti. Japonya'da büyümenin beklenenden zayıf kalmasına rağmen 10 ve 20 yıllık devlet tahvili getirilerinin yükselmesi, ABD piyasasına da yansıdı.

Diğer büyük gelişmiş ekonomilerde uzun vadeli faizlerin yükselmeye devam etmesi halinde yatırımcıların ABD Hazinesi tahvillerini portföylerinde tutmak için daha yüksek getiri talep etmesi bekleniyor.

BMO stratejistleri de ABD, Japonya, İngiltere ve Avrupa genelindeki mali kaygıların uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişte etkili olabileceğini belirtiyor. Küresel borçlanma maliyetlerinin yeniden fiyatlanması, ABD ekonomisindeki yavaşlamaya rağmen Hazine tahvil getirilerinin yüksek kalmasına neden olabilir.

Güçlü ekonomi Fed'i yeniden sıkılaştırmaya zorlayabilir

Tahvil piyasasındaki ikinci büyük risk ise ABD ekonomisinin beklenenden daha güçlü kalması.

Deutsche Bank, mevcut fiyatlamaların dayanıklı büyüme ve güçlü hisse senedi piyasalarıyla birlikte merkez bankalarının ek sıkılaştırmaya ihtiyaç duymayacağı bir tabloyu aynı anda fiyatladığına dikkat çekti.

Bankanın makro stratejisti Henry Allen'a göre güçlü büyüme ve canlı riskli varlıklar finansal koşulların gevşek kalmasına yol açabilir. Bu durum talebi canlı tutarken enflasyonun hedefin üzerinde kalmasına ve Fed'in piyasanın beklediğinden daha fazla faiz artışına gitmesine neden olabilir.

Deutsche Bank'ın analizine göre yüzde 3'ün üzerinde seyreden tüketici enflasyonu, tarihsel olarak Fed'in faiz artırım döngülerinin ilk yılında 100 baz puanın üzerinde sıkılaştırmayla birlikte görüldü.

Zayıf veriler bile tahvil satışını durduramadı

Tahvil piyasasındaki mevcut hareketin en dikkat çekici taraflarından biri, ekonomik verilerin zayıflamasına rağmen faizlerin yükselmesi.

Genellikle ekonomik büyümenin yavaşlaması ve istihdam piyasasının soğuması, yatırımcıların daha güvenli devlet tahvillerine yönelmesine ve bunun sonucunda tahvil faizlerinin gerilemesine yol açıyor.

Ancak bu kez durum farklı. Uzun vadeli tahvil faizleri aşağı gelmek yerine yükseliyor.

Bu tablo, yatırımcıların yalnızca büyüme beklentilerine değil, ABD'nin uzun vadeli borç yüküne, enflasyona ve tahvil arzına da daha fazla odaklandığını gösteriyor.

Tahvil arzı baskı yaratıyor

ABD hükümetinin yüksek miktarda tahvil ihraç etmesi de piyasanın önündeki önemli risklerden biri.

BMO stratejistleri, son 30 yıllık tahvil ihalesinin 2001'den bu yana en yüksek getiriyle sonuçlandığına dikkat çekti. Son yedi 20 yıllık ihalenin beşinde ise tahvil talebinin düşük olduğu görüldü.

Bu gelişmeler, yatırımcıların uzun vadeli devlet borcunu taşımak için daha yüksek getiri talep ettiğine işaret ediyor.

Tahvil arzının yüksek olduğu ve yatırımcı talebinin zayıfladığı bir ortamda devletin daha yüksek faiz ödemesi gerekebilir. Bu durum, uzun vadeli getiriler üzerinde kalıcı yukarı yönlü baskı oluşturabilir.

Enflasyon ve petrol riski yeniden gündemde

Tahvil piyasasındaki bir diğer önemli risk ise enerji fiyatları.

BMO'ya göre ekonomik veriler zayıflasa dahi tahvil faizlerinin gerilememesi, enerji sektöründeki olası yeni bir fiyat şokunu ABD tahvilleri açısından önemli bir risk haline getiriyor.

Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi küresel enflasyon beklentilerini artırabilir. Bu durumda yatırımcılar tahvil getirilerinin daha da yükselmesini isteyebilir ve Fed'in faiz indirimlerine ilişkin beklentiler zayıflayabilir.

Deutsche Bank da hem büyümeyi hem de enflasyonu olumsuz etkileyen bir arz şokunun aynı anda hisse senetleri ve tahviller üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.

Tahvil piyasasının hata payı azalıyor

ABD'nin 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,31'in üzerine çıkması, uzun vadeli borçlanma maliyetlerindeki yükselişin ne kadar ciddi bir boyuta ulaştığını gösteriyor.

Piyasanın önünde üç temel risk bulunuyor: diğer büyük ekonomilerde tahvil getirilerinin yükselmesi, ABD ekonomisinin beklenenden güçlü kalması ve enflasyonla birlikte kamu borcu arzının yüksek seyretmesi.

Bu faktörlerin aynı anda etkili olması halinde 30 yıllık tahvil faizinin daha da yükselmesi mümkün.

Deutsche Bank'ın değerlendirmesine göre mevcut piyasa fiyatlaması yatırımcılara olası kötü sürprizler karşısında oldukça sınırlı bir hata payı bırakıyor. Uzun vadeli ABD tahvillerinde satışların sürmesi halinde bu durum hem borçlanma maliyetlerini hem de küresel finans piyasalarındaki fiyatlamaları yeniden etkileyebilir.

POPÜLER HABERLER

Altın ve gümüşte dengeler değişti! Şimdi gözler 19 Ağustos'a çevrildi

Dev banka altın alınacak seviyeyi açıkladı: Hesap değişti, sert düşüş beklentisi

Geçen ay bugün halka arz olmuştu: Borsanın yeni enerji şirketi dev anlaşmayı duyurdu

Uçak gemisindeki durum tartışma yarattı: CENTCOM'dan açıklama

Dünyada sadece 2 tane var! LeBron James’in hayalindeki Mercedes Maybach gerçek oldu

Kaynak: CNBC-e
İlgili Haberler
Borsa ABD Tahvil Piyasasında Satış Baskısı: 30 Yıllık Faiz 19 Yılın Zirvesinde Paranın Yönü · 43 dk önce Makroekonomi BIST 100'de sınırlı geri çekilme izleniyor İşin Detayı Ekonomi · 46 dk önce Makroekonomi Kamu borçlarında son fırsat: Başvurular 31 Ağustos'ta bitiyor CNN Türk Ekonomi · 48 dk önce Borsa Deutsche Bank’tan piyasalara uyarı: Her şey yolunda gitse bile risk var Dünya Gazetesi · 57 dk önce Makroekonomi Global Tahvil Piyasalarında Alarm Zilleri Fortune Türkiye · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.