Ta ki Mekke Anlaşması imzalanana kadar.
Mekke Anlaşması çok değerli bir anlaşma esasında. Türkiye'nin tarihine geçecek bir pakt. Daha öncesinde Bağdat ve Sadabat Paktları gibi şimdi de Mekke Paktı'ndan bahsediyoruz.
Mekke Anlaşması demek de doğru değil esasında. Bu, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında yepyeni bir süreci başlatmış durumda.
Türkiye ciddi bir caydırıcı güç. Suudi Arabistan çok büyük bir finansal güç. Pakistan da dünyadaki tek Müslüman nükleer güç.
Bununla beraber bölgede yeni denklemler, yeni düzen bizi bekliyor.
Bu paktı önemli kılan noktalardan biri de şu: Bu üç ülke esaslı savaşın içinde değil. Yani ne İran tarafında ne İsrail tarafında savaşın içinde değiller. Belki de kendilerini savaştan korumak için bu pakta girdiler.
Pek çok noktadan ilginç ayrıntıları barındıran bu pakt, esasında bir savunma paktı. Üç ülkeden birine saldırı düzenlenirse, üç ülkeye de saldırı düzenlenmiş gibi görülecek ve üç ülkeye de reaksiyon verme hakkı verilecek.
Bu bize NATO'nun beşinci maddesini hatırlatıyor.
Esasında anlaşma pek çok noktadan NATO'ya da benziyor. Sürekli bir sekreterlik kurulacak, anlaşmaları denetleyecek ve esasında sadece bir savunma paktı değil, ortak bir savunma doktrini de geliştirmeyi düşünüyor.
Ortak askerî tatbikatlar düzenlenecek, istihbarattan savunma sanayisine kadar pek çok konuda iş birliğinde bulunulacak.
Bir diğer önemli nokta da bu paktın esasında genişleyebileceğini göstermesi. Bu pakta göre üç ülke de oy birliğiyle yeni üyeleri pakta dâhil edebiliyor.
Burada aklımıza ilk Katar geliyor.
Katar, savaştan önce ciddi bir arabuluculuk rolüyle elinden geleni yapmıştı. Esasında arabuluculuk dediğimiz yerde bir başka önemli ülke de Pakistan. Çünkü İran ve Amerika arasındaki tek köprü şu anda Pakistan.
Pakistan'ın bu anlaşmanın içinde bulunması da bence nükleer gücü olduğu kadar, son zamanlarda kendi kanıtlı diplomatik gücünün de ortaya çıktığını gösteriyor.
Diğer taraftan Suudi Arabistan tabii finansal gücüyle bu paktı finanse edecek. Belki de hem Türkiye'nin hem Pakistan'ın askerî harcamalarında belli bir ölçüde Suudi Arabistan finansman sağlayabilecek.
Burada ilk tepkiyi biz İran'dan gördük.
İran, Suudi Arabistan'ın kendini korumak için bu pakta dâhil olduğunu ve esasında bu paktı kâğıttan bir sözleşme, yani etkisiz bir sözleşme olarak tanımladı.
Bu önemli bir şey.
İran'ın hoşuna gitmediğini görebiliyoruz.
Diğer taraftan İsrail... İsrail'in de hoşuna gitmemiştir.
Katar'dan bahsettik. Ya Mısır katılırsa?
Mısır'ın bu pakta dâhil olması esasında İsrail'i epey korkutacaktır.
Çünkü sınır komşusu olan Mısır'ın bir şekilde bu olayın içerisinde var olması en çok da İsrail'i korkutur.
Türkiye zaten uzun zamandır diplomatik çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye uzun zamandır diplomatik olarak kendini kanıtladı. Türkiye, askerî ve savunma sanayisi alanının ötesinde, diplomatik olarak da kendisini kanıtladı.
Bu ilerleyen süreçte bu paktın esasında vurucu gücünün, bu paktın yüklenicisinin Türkiye olduğunu söyleyebiliriz.
Peki, bölgede neler değişecek?
Nelerin değişeceğini göreceğiz.
Bu pakta ben biraz da eski Bağlantısızlar Hareketi'ne benzetiyorum.
Türkiye her ne kadar NATO'nun ikinci büyük ordusu olsa da NATO dışında alternatifleri arıyor. Pakistan'ın BRICS'e yakın olduğunu söylemek de mümkün.
Yani her iki cepheye de yakın ülkeler bu anlaşmayı imzaladı.
Türkiye her ne kadar NATO'nun ikinci büyük ordusu olsa da Pakistan da diğer taraftan BRICS'e yakın.
Yani NATO ve BRICS düzleminden farklı olarak üçüncü bir alternatif üretiliyor.
Bu üçüncü alternatif bence Ortadoğu için barış demek.
Çünkü Ortadoğu artık ne NATO'ya güvenebilir ne de BRICS'e.
Bu savaşta özellikle Körfez ülkeleri gördü ki Amerika'ya yakın olmak çok da bir işe yaramıyor. İran'a da güvenemeyecekler. Artık kendi alternatiflerini oluşturmak zorundalar.
Yakın bir zamanda Katar'ın ya da Mısır'ın bu pakta yakınlık gösterdiğini görebiliriz.
Diğer Körfez ülkeleri için belki biraz erken ama Körfez'in, Ortadoğu'nun yeni paktlara, yeni ittifaklara, yeni başlangıçlara ihtiyacı var.
Çünkü ne İran barışı getirebilecek gibi duruyor ne de İsrail'in bu saldırganlığı Ortadoğu'da bir şeyleri düzelteceğe benziyor.
Ben bu paktı bir noktadan daha görmek istiyorum.
Bu pakt esasında Gazze için de faydalı.
İsrail, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın el ele verdiği bir pakta elbette ki İsrail çekincelerini ortaya koyacak. Belki de bu kadar saldırgan davranmayacaktır.
Her ne olursa olsun, bir de şunu eklemekte fayda var.
Bu pakt aslında yeni değil.
2025 Eylül ayından beridir Suudi Arabistan ve Pakistan arasında buna yakın bir anlaşma var. Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bu düzenli bir anlaşma bulunuyor.
Türkiye de buna katıldı ve bu anlaşmanın, bu paktın esasında ayakları daha çok yere bastı ve dünyada ses getiren bir hâle geldi.
Son olarak şunu ekleyelim:
Bu pakt birçok şeyi değiştirecek.
Bu pakt Ortadoğu'da denklemleri yeniden dizecek.
Bunu söylemeye çok alıştık artık. Ortadoğu'da kartlar yeniden kırılıyor. Ama bu sefer gerçekten öyle.
Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin ne de İran...
Yepyeni bir pakt doğdu ve ben bu paktın genişleyebileceğine ve Ortadoğu'ya da gerçekten barışı getirebileceğine inananlardanım.
İslami-NATO kavramını ilk defa duymuyoruz.
Necmettin Erbakan'dan beridir konuşulan bir İslami-NATO tartışması var. Bunun biraz da hayata bürünmüş hâli bu.
Barış noktasında şunu da eklemek istiyorum.
Suudi Arabistan-İran arasındaki gerginlik malum.
Bu, bir savunma paktı olmasıyla beraber barış için çok ciddi çalışmaların da önünü açabilir.
Türkiye'nin İran'la ilişkileri de pek kötü sayılmaz. Türkiye bu konuda iyi bir arabulucu, iyi bir köprü olabilir.
Bunun dışında da ben bölge için bu savunma paktının caydırıcı olacağına inanıyorum.
Bu caydırıcılık, pek çok ülkenin bölgede barışı bozmasını engelleyebilir ya da bu konuda çekincelerini artırabilir.
Bölgede savaş başlatmak isteyenler artık daha çekinceli olacaklardır.
Sonuçta Ortadoğu yeni bir denklemin eşiğinde.
Özgür kalın, Independent Türkçe'de kalın.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: MEKKE ANLAŞMASIORTADOĞUMurad Alibeyaz gömlek
DAHA FAZLA HABER OKU
Nabi Kırmızı Anadil meselesi: Rakip değil, zenginlik
Turgut Özal Tekpınar Türkiye'de aile kurumunun dönüşümü: Evlilik, boşanma ve değişen toplumsal yapı
Dr. Osman Gazi Kandemir Strateji ve grand strateji nedir?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.