ABD'deki son seçim kampanyasında şimdiki Başkan Donald Trump'ın koyu taraftarı ve propagandacısı, hatta başkan olmasını sağlayan bir hayranıyken, çok geçmeden karşısına geçip aleyhine dönüverdi. Küfür derecesinde karalama hamleleri yapan Tucker Carlson, gelinen aşamada alternatif muhafazakâr başkan adayı olmaya hazırlanmaktadır.
Birkaç örnekle açıklayalım:
• Carlson, Trump'ı kandırıp İran ile savaşa bulaştıran, Ortadoğu'daki faaliyetlerinden ötürü bölgeye sürekli çatışma ve istikrarsızlık getiren ve üstelik bütün bunları Amerikan yardımıyla yapan İsrail için şöyle demişti: "Netanyahu'nun başında bulunduğu İsrail ABD'nin stratejik bir ortağı ve müttefiki değil, ülkemizin sırtındaki ağır bir yüktür!"
• İsrail ve onu destekleyen Trump'a yönelik sert eleştirileri yüzünden, ABD istihbarat teşkilatının Carlson'u "ajanlıkta suçlayıp tehdit ettiğine" dair iddialar da ortaya atılmıştı. (15 Mart 2026)
• Tucker Carlson ile bazı eski Trump fanatikleri, Tucker Carlson Network isimli iletişim ağı üzerinden İran savaşının başarısızlığı ve İsrail'in Amerika'nın içişlerine müdahalesi nedeniyle "Müslümanlar İsa Mesih'i seviyorlar!" demek suretiyle Trump'ı yerden yere vuruyorlar. Ayrıca Trump'ın, Papa'yı eleştirmesine ve kendisini "Tanrı'nın oğlu" gibi göstermesine fena halde öfkeleniyorlar! Trump yandaşı Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, onun için "illetli, marazlı, sol ile aklını bozmuş birisi" demişti. (15 Nisan 2026)
• Aynı Carlson, Podcast isimli siyasi programına aldığı kardeşi Buckley ile birlikte, başarısızlığından ötürü Başkan Trump'ın derhal azledilmesi yolunda çağrı yapmıştı. (22 Nisan 2026)
Gelinen aşamada Carlson'un "ABD başkanlığı için hazırlanmakta olduğu ve bu yolda Trump'a rakip olacağı" sıkça dile getirilmektedir. Ünlü podcast ve televizyon sunucusunun MAGA (Amerika'yı Yeniden Büyüt) hareketinin ilkelerine sırt çeviren Trump aleyhinde yeni bir siyasi kampanya hazırlığında. Misal, Ağustos başında Maine Eyaletindeki evinde topladığı bazı Trump (eski taraftarları ama şimdiki) muhalifleriyle buluştu,
Görüşme sırasında Carlson, izlenen Beyaz Saray siyasetine alternatif olacağını düşündüğü 10 maddelik bir yol haritasını ortaya koydu.
Bu hadise, Carlson'ın 2028 yılında yapılacak olan Amerikan başkanlık seçimlerinde Trump'a karşı aday olacağı şeklinde yorumlanmaktadır.
Durum buyken, biz Carlson'un geçmişi hakkında bilgilendirme yapmakla işe başlayalım.
Erken dönemleri ve eğitimi
Carlson, San Francisco, Kaliforniya'da doğdu. Babası Amerika'nın Sesi' Radyosu eski müdürü, Corporation for Public Broadcasting'in başkanı ve Seyşeller ABD Büyükelçisi Richard Warner Carlson'dır.
Annesi sanatçı Lisa McNear'in evlilik öncesi soyadı Lombardi idi. Ayrıca yaklaşık iki yaş küçük Buckley Peck Carlson (daha sonra Buckley Swanson Peck Carlson) adında bir kardeşi vardır.
1976'da, 9 yıl süren evliliğin ardından Carlson'un ebeveynleri boşandı ve çocukların velayeti babaya verildi. Carlson altı yaşındayken annesi, "bohem" bir yaşam tarzı sürdürmek istediğinden aileden ayrıldı.
Carlson orta öğrenimini Rhode Island, Middletown'da bir yatılı okul olan St. George's School'da aldı. Gelecekteki eşi Susan Andrews ile orada tanıştı; Susan, okul müdürünün kızı ve aynı okulda öğrenciydi.
Daha sonra 1991 yılında Connecticut, Hartford'daki Trinity College'a gitti ve 1991 yılında tarih lisans derecesi ile mezun oldu.
Üniversiteden sonra Carlson, Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) katılmaya çalıştı ancak başvurusu reddedildi.
Özel hayatı
Carlson, "Politicians, Partisans and Parasites: My Adventures in Cable News" (2003) başlıklı bir anı kitabıyla The New York Times çok satanlar listesinde 1 numaraya yükselen "Ship of Fools: How a Selfish Ruling Class is Bringing America to the Brink of Revolution" (2018) adlı iki kitap yazmıştır.
Carlson, Episkopal Kilise'ye bağlıdır ve litürjiden (özellikle Hristiyanlıkta halka açık dinî ibadetlerin, ayinlerin ve törenlerin nasıl yapılacağını belirleyen kurallar, metotlar ve dualardan) hoşlanmaktadır. Bu yüzden de 2002'de alkol almayı bırakmış; sigara içme alışkanlığını ise Yeni Zelanda'dan toplu olarak satın aldığı nikotin sakızları ile değiştirmiştir.
Carlson bir Deadhead'dir (Grateful Dead rock grubunun hayranı). 2005'teki bir röportajında 50'den fazla konserine katıldığını söylemiş; Nevada genelev sahibi Dennis Hof ile iyi arkadaş olduğunu da belirtmiştir. (Kaynak: [Wikipedia – Tucker Carlson](https://tr.wikipedia.org/wiki/Tucker_Carlson?utm_source=chatgpt.com), son güncelleme 22 Ocak 2026)
Gazetecilik ve televizyon kariyeri
Bir zamanlar Amerika'nın Sesi'nin başında bulunan gazeteci babasının tavsiyesi üzerine Carlson gazeteciliğe yönelmiş ve muhafazakâr dergi Policy Review'da doğruluk kontrolcüsü olarak çalışmaya başlamıştır.
Daha sonra Little Rock'ta yayınlanan Arkansas Democrat-Gazette'de köşe yazıları yazan Carlson, William Kristol tarafından 1995'de kurulan muhafazakâr görüş dergisi The Weekly Standard'ın kadrosuna katılmıştır.
İlk kez 1995 yılında, CBS haber sunucusu Dan Rather tarafından OJ Simpson davası hakkında röportaj yapıldığında televizyonda görünmüş; sonraları çeşitli haber ve siyasi programlarda düzenli olarak muhafazakâr yorumcu olarak yer almıştır.
2000 yılında düşük reytingler nedeniyle kısa sürede iptal edilen ve bir CNN programı olan The Spin Room'un sunuculuğunu üstlenmiş; 2001'de, Demokrat stratejist ve siyasi yorumcu Paul Begala ile birlikte, 1982'de yayın hayatına başlayan bir başka CNN programı Crossfire'ın sunuculuğunu yapmaya davet edilmiştir.
İzleyen süreçte Esquire, The New Republic, Forbes, Slate, New York Magazine, The Atlantic ve The Wall Street Journal gibi yayınlar için köşe yazısı, görüş yazısı, profil ve diğer makaleler yazmış; Al Sharpton ve diğer aktivistlerle entelektüellerin birlikte yaptığı Liberya gezisini anlatan 2003 tarihli Esquire başlıklı makalesi "Olağanüstü Beyefendiler Birliği", Ulusal Dergi Ödülü'ne aday gösterilmiştir.
2000-2005 yılları arasında CNN'de yorumculuk ve 2001-2005 yılları arasında Carlson sağcıların prime time haber tartışma programı Crossfire'da sunuculuk yapmıştır.
Ekim 2004'te o zamanlar siyasi hiciv programı The Daily Show'un sunucusu olan Jon Stewart, Carlson ve Begala'nın "siyasi düzenbazlar" olduğunu ve partizan siyasi tiyatro yaparak "Amerika'ya zarar verdiklerini" söylemiş; üç ay sonra CNN başkanı tarafından Crossfire iptal edilmiştir.
2005-2008 yılları arasında MSNBC'de gece programı Tucker'da sunuculuk yapmış; 2009'dan 2023 yılına kadar Fox News Channel kanalında konuk sunucu ve siyasi yorumcu olarak görev almış; kendisininkini yapmadan önce çeşitli programlarda konuk sunucu sıfatıyla çalışmış; istikrarlı bir izleyici kitlesi bularak nihayetinde ulusal sahneye çıkmayı başarmıştır.
2010 yılında Trinity Koleji'nde oda arkadaşı olan Cumhuriyetçi siyasi danışman Neil Patel ile birlikte muhafazakâr bir haber ve yorum sitesi olan The Daily Caller'ı kurmuştur. Aşırı sağ kesim arasında izleyici kitlesini artırmayı hedefleyen site, kısa süre sonra Demokrat liderlere yönelik asılsız saldırılar, liberal davalara yönelik yanlış eleştiriler ve popüler komplo teorileri yayınlamaya başlamıştır.
Irkçı ve cinsiyetçi klişeleri yaymasıyla da tanınan sitedeki hissesini Patel'e satan Carlson, 2016'da yayın hayatına başlayan Tucker Carlson Tonight ile izleyici sayısı açısından büyük bir başarı yakalamış ve onu kablolu televizyon tarihinin en popüler haber programlarından biri haline getirmiştir.
Tucker Carlson Tonight'ın yükselişi ve düşüşü
Tucker Carlson Tonight programı, Kasım 2016'da Trump'ın ABD başkanlığına seçilmesinden kısa bir süre sonra yayın hayatına başladı. Formatı, Carlson'ın konuklarla yaptığı röportajlardan oluşuyordu. Bu röportajlarda Carlson, güncel olayları aşırı sağcı bir bakış açısıyla ele alıyordu. Bu bakış açısı, bazı muhafazakârlar dâhil olmak üzere birçok eleştirmen tarafından aşırı olarak değerlendiriliyordu.
Carlson sık sık, beyaz olmayan Amerikalıların medeni haklarını koruma çabalarının beyhude olduğunu, azınlık topluluklarının sorunlarından beyaz insanları sorumlu tutmanın doğru olmadığını, böyle bir tutumun liberal bir planın parçası olduğunu ileri sürüyordu.
Irkçı fikirli Carlson, bir noktada izleyicilerini, Afrika kökenli siyahi George Floyd'u katleden (25 Mayıs 2020) ırkçı beyaz eski polis memuru beyaz Derek Chauvin'in bu cinayetini aklamak ve Minnesota gibi şehirlerde olayı protesto edenlerin haksız olduğuna kamuoyunu ikna etme çabasındaydı.
Carlson'ın ABD göçmenlik politikası hakkındaki görüşleri de benzer şekilde tartışmalıydı. Çoğu zaman, kanıt sunmadan, Latin Amerika'dan giden göçmenlerin ABD vatandaşlarını işsiz bıraktığı, ülkenin sosyal refah sistemine yük getirdiği ve suç oranını artırdığı yönündeki iddialara odaklanıyordu.
Trump'ın çoğu Müslüman ülkeden gelen göçmenlere getirdiği yasak, ABD ile Meksika arasındaki sınıra duvar inşa etme planı ve iklim değişikliğini inkâr etmesi gibi erken dönemdeki birçok görüşü, Carlson tarafından desteklenip propagandası yapıldı. Ayrıca Carlson, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Macaristan Başbakanı Viktor Orbán da dâhil olmak üzere yabancı ülkelerin otoriter liderlerine duyduğu saygı ve hayranlığı Trump ile paylaşmaktaydı.
2020 başlarındaki ölümcül COVID-19 pandemisinin başlangıcında Carlson izleyicilerini virüsün tehlikeleri konusunda uyardı; iddialara göre Trump'ı da virüsü ciddiye almaya ikna etmeyi başardı. Kısa süre sonra da virüsün yayılmasını sınırlamak için alınan kamu güvenliği önlemlerini eleştirmeye ve aşıların güvenliğini sorgulamaya başladı. Bir noktada, ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü direktörü Anthony Fauci'nin virüsü yarattığını ve ABD'de yayılmasından sorumlu olduğunu bile iddia etti.
Trump'ın 2020 başkanlık seçimlerindeki yenilgisinin ardından, başkan ve birçok Cumhuriyetçi parti mensubu, seçimlerin Demokratlar tarafından büyük çaplı seçmen hileleriyle "çalındığını" iddia ederek protesto etti. Bu iddia için ciddi bir kanıt yoktu ama Carlson bu suçlamaları destekledi.
6 Ocak 2021'de Trump destekçilerinden oluşan bir kalabalığın ABD Kongre Binası'na düzenlediği ve Kongre'nin Joe Biden'ın zaferini onaylamasını engellemeyi amaçlayan saldırıya yanıt olarak Carlson, bu kez saldırının gerçek bir ayaklanma değil, FBI tarafından düzenlenen bir ‘sahte bayrak' operasyonu olduğunu iddia eden başka bir temelsiz komplo teorisini ortaya attı.
2023 yılında Dominion'un 2020 başkanlık seçimlerini Biden'ın zaferini sağlamak için hileli bir şekilde düzenlediği yönündeki yanlış iddiaları Fox News Channel'ın bilerek yayınladığı gerekçesiyle açılan bir dava kapsamında, kanal sunucuları ve yöneticileri tarafından yapılan yüzlerce iç yazışma kamuoyuna açıklandı.
Bunlar arasında Carlson'ın seçim hırsızlığı teorisini reddettiği, Trump'tan duyduğu güçlü nefreti dile getirdiği ve kanalın üst yönetimini sert bir şekilde eleştirdiği mesajlar da yer alıyordu.
Nisan ayında Fox News Channel, davayı uzlaşma yoluyla çözmeyi ve Carlson ile ilişkilerini kesmeyi kabul etti. 2023'te Carlson'ın ayrılmasının ardından şirket, onun programında çalışan eski bir çalışanın işyerinde yaygın cinsiyetçilik ve Yahudi karşıtlığı iddiasıyla açtığı davayı çözmek için 12 milyon dolar ödedi.
Carlson hakkındaki kimi iddialar
Her an tartışmaların odağında olan Carlson'ın sözleri ve eylemleri kendisine geri dönüp sorun yaratıyordu. Örneğin, "Muhafazakâr yanlış bilgilendirmeyi takip eden" bir site olarak kendisini tanımlayan Media Matters for America, 2019'da Carlson'ın 2006-2011 yılları arasında konuk olarak katıldığı bir Florida radyo programındaki ses kayıtlarını yayınladı.
Ses kayıtlarında Carlson'ın Iraklıları, Müslümanları ve kadınları aşağıladığı ve Barack Obama'nın ırksal kimliğini sorguladığı duyuluyordu. Carlson, televizyon programını kullanarak dijital medya tarafından saldırıya uğradığını söyleyerek kendini savunmuştu.
Carlson'ın ırkçılığı başa bela
Fox News ile yollarını ayırmasının ardından Carlson, karışık sonuçlarla da olsa, diğer platformlarda hatırı sayılır bir kitleye ulaşmaya çalıştı. Carlson'ın monologlarını içeren ve başarı ölçümü çok zor olan "Tucker on Twitter" adlı bir programı X kanalında başlattı. Nitekim "The Tucker Carlson Show" Apple Podcasts'in 2024 yılsonu listelerinde en popüler yeni podcast oldu.
Carlson, Temmuz 2024'teki Cumhuriyetçilerin Millî Kongresi'nde yine ilgi odağıydı ve Trump'ın yanındaydı. Kongrenin son gecesinde en çok izlenen saatlerde bir de konuşma yaptı.
Holokost inkârcısı ve beyaz milliyetçi yorumcuyla yaptığı 2025'teki röportajıyla Carlson, MAGA (Amerika'yı Yeniden Büyüt) dünyasında büyük bir tartışma konusu haline geldi. Amerikalı aşırı sağ siyasi yorumcu, aktivist ve internet yayıncısı Nicholas Joseph Fuentes bu röportajda eski Sovyet lideri Joseph Stalin'e duyduğu hayranlığı dile getirmiş ve "Örgütlü Yahudiliğin Amerika Birleşik Devletleri'ni yönettiğini" söylemişti.
Irkçı Fuentes'in sesini duyurması için röportaj imkânı sunan Carlson, Florida Milletvekili Randy Fine dâhil olmak üzere Cumhuriyetçi partililerden sert eleştiriler aldı. Fine'a göre Tucker Carlson, "Amerika'daki en tehlikeli Yahudi düşmanı" idi.
Yahudi asıllı muhafazakâr yorumcu Ben Shapiro da bir podcast yayınında onu "Entelektüel bir korkak, dürüst olmayan bir muhatap ve berbat bir arkadaş" olarak yerden yere vurdu. ([Britannica – Tucker Carlson](https://www.britannica.com/biography/Tucker-Carlson?utm_source=chatgpt.com))
Vladimir Putin röportajı ve tehditler
Carlson 8 Şubat 2024'te Moskova'ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile iki saatten fazla süren bir röportaj yaptı. İki yılı aşan sürede batılı bir gazetecinin Rus liderle yaptığı ilk röportajdı bu. Röportajı kendi internet sitesinde ve X'de (Twitter) yayınlayan Carlson, 25 dakikalık röportajın milyonlarca seyirciye ulaşmasını sağladı ama ABD medyası röportaja yayınlarında hiç yer vermedi.
Putin'e Rusya'nın Ukrayna ile savaşı, insan hakları ihlalleri ve sistem muhalifi Aleksey Navalny'nin hapsedilmesi konularında baskı yapmadığı için ağır eleştirilere maruz kaldı. Belki de şaşırtıcı bir şekilde, eleştirilerin bir kısmı Putin'in kendisinden geldi; Rus devlet televizyonu sunucusuna verdiği demeçte, Carlson'ın daha fazla ‘keskin soru' sormamasına şaşırdığını söyledi.
Tucker Carlson dünyada ses getiren röportaj sonrasında ABD'de ölüm tehditleri aldı. Gazeteci daha önce de Putin ile röportaj yapmasının Joe Biden hükûmeti tarafından engellendiğini açıklamış; ancak X'in sahibi Elon Musk'ın sosyal medya mülakatının videosunu kaldırmama sözü verdiğini söylemişti.
Carlson, Trump'ın azalan popülaritesinden yararlanıyor
Trump'ın, ikinci başkanlık döneminde daha güçlü görünmesine rağmen giderek daha fazla hata yapan, kurulu düzeni altüst eden politikaları nedeniyle popülaritesi giderek düşmektedir. Bireysel ve tüzel kişiliğinin bizzat MAGA mensubu gibi fanatik taraftarları arasında bile aşınmasının başlıca nedenleri ise şöyle sıralanabilir:
Dış politikadaki askeri-siyasi müdahaleciliği; ölçüp biçmeden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun maceracı-riskli savaş oyunlarına dâhil olması; İran'a yönelik savaşta vadedilen sonuçları elde edememesi ve nihayet İsrail istihbaratının bir ajanı olduğu iddia edilen Jeffrey Epstein'in dünyayı şaşırtan para-seks/siyaset (veya istihbaratçı deyimiyle sex in crime) skandallarına bulaşması vs.
Bu zaafları ve hataları yakından izleyip gören fırsatçı Tucker Carlson, MAGA ve Cumhuriyetçi Parti saflarındaki ayrışmalardan nasıl yararlanabileceğinin hesabını yapmaya başlamıştır. Partideki ayrışma ve bölünme ortamını kendince değerlendiren açıkgöz Carlson, slogan olarak "Trump, MAGA ilkelerine ihanet etti!" söylemiyle işe koyulmuştur. Kısa sürede "ihanet-hıyanet" noktasında kendisiyle hemfikir olan Trump hayranlarının/fanatiklerinin çekim merkezi haline gelivermiştir.
Carlson Temsilciler Meclisinin muhafazakâr üyesi Thomas Massie, Kongre eski üyesi ve Trump hayranı Marjorie Taylor Greene, Terörle Mücadele Millî Merkezi Müdürü Joe Kent gibi ünlü politik şahsiyetleri yanına çekerek iki seçenekten birini tercih etmelerini sağlamanın peşindedir.
Muhalif unsurlar ya azılı Trump muhalifleri olarak Demokrat Parti ve Cumhuriyetçiler Partisi gibi iki büyük siyasi kurumun dışında üçüncü bir parti kuracak ya da başkanı destekleyen Cumhuriyetçileri içeriden ikna ederek Trump'a destek vermemelerini temin ederek onun yerine Carlson ve çevresindeki ekibin kendilerine vekâleten siyaset sahnesine çıkmasına karar verecekler.
ABD merkezli Politico dergisinde, "Bu ekip başa geçer geçmez ABD'nin küresel düzeyde dış müdahalelere karışmasını önleyen tedbirler alacak" deniliyor. Esasen "dış çatışmalara ve müdahalelere son" sloganı MAGA fanatiklerinin ilkesel bir şartıydı ve zaten Trump da bu söylemi kullanarak başkan olmuştu.
Marjorie Taylor Greene, bu ilkeyi yeniden dillendirdi:
Biz, buluşmalarımızda tekrarladık; dışarıda daha fazla savaş istemiyoruz. Bu yüzden Trump'a oy verdik. Ancak o, verdiği vaadi tutmadı ve bize ihanet etti!
Joe Kent ise "The Young Turks" isimli televizyon programında şöyle diyor:
Organizasyon ve ayrıntılı program için henüz yapılması gereken çok iş var. Üçüncü bir parti kurmak imkânsız değil ama gayet zordur. Kaldı ki mevcut sistem tıkanmıştır. Ülkemizin selameti açısından alternatif bir plan ve projeyle tıkanmanın önünün açılması şarttır.
Carlson ve arkadaşlarının buluşmalarında yeni bir siyasi parti olarak sahneye çıkılıp çıkılmayacağı, Cumhuriyetçi Parti önderliğinin alınmasının hedeflenip hedeflenmediği, parti içinde kalarak bir baskı grubu oluşturulup oluşturulamayacağı konuları henüz açıklık kazanmıştır.
Yine de Joe Kent, şöyle bir ipucu vermiştir:
2028 yılı başkanlık seçimlerinde Tucker Carlson'ın başkan olması yönünde eğilim ve istek var. Kendisi şimdilik pek istekli değil. Temennimiz onun vahametin bilincine varıp kurtuluş için başkan adayı olmasını kabul etmesidir.
Carlson'a gelince, geçtiğimiz aylarda "üçüncü bir partinin kurulması gereğinden" söz etmesine rağmen şu ana kadar bu yolda herhangi bir açıklama yapmış veya adım atmış değil. Seçim kampanyası için gereken bağış yöntemi ve organizasyon programı da netleştirilmemiştir.
Independent Arabia'da siyasi-diplomatik muhabir olarak çalışan İssa el Nehari'ye göre Carlson, "Başkan adayı olma yönünde kesin karar vermemesine rağmen tek bir noktada ısrarlıdır: Sağcı-muhafazakâr kesimde yeni bir projenin sahibi olmak!"
Amerikan muhafazakâr kesimin egemen olduğu ortamda aşırı sağcı ve ırkçı görüşleriyle tanınan ünlü bir medya mensubunun topluma ve insanlığa verdiği-verebileceği zararın tipik örneklerini gördük. Keza mesnetsiz iddiaların toplumun kutuplaşmasındaki olumsuz rolünü ve nelere yol açabileceğini de.
Medyanın itibar derecesinin sıfıra yakın olduğu Türkiye'de son aylarda yapılan kimi gazetecilere yönelik operasyonlar serisinde ortaya çıkan uyuşturucu ticareti ve rüşvet-yolsuzluk-tarikatçılık üçgeninde mafyatik suçlara (FETÖ belası dâhil) bulaşmanın barışa, kardeşliğe, kırıntısı kalmış demokrasiye nasıl zarar verdiğine de tanık olduk-olmaktayız.
Umarım bu tür musibetler illet ve ahlaksızlıklardan ders alınması da sağlar-sağlayacaktır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: Tucker CarlsonDONALD TRUMPFAİK BULUT
DAHA FAZLA HABER OKU
Göktuğ Çalışkan Nijerya'nın dinî barış paktı: Terörle mücadele toplumdan mı başlıyor?
Dr. Osman Gazi Kandemir Rusya'nın Suriye'de yeni düzeni
Mesut Değer Selahattin Demirtaş meselesi: Terörsüz Türkiye'nin hukuk sınavı
PODCAST
Umut Berhan Şen Şam-SDG entegrasyonu ve vekâlet savaşlarının sonu
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.