ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in tahvil piyasasında attığı radikal adımların sonucunda doların ağır bir bedel ödeyebileceği yorumları yapılıyor.
Bazı piyasa katılımcılarına göre, Washington’un uzun vadeli tahvil faizlerini düşürmeye yönelik müdahalesi dolara olan güveni sarsabilir ve yatırımcıları başka para birimlerine yöneltebilir.
Analistler, Bessent’in uzun vadeli faiz oranlarını düşürerek, ekonomiyi yüzdürebilmek için bilerek zayıf bir dolar stratejisine yöneldiğini belirtiyorlar.
ABD Hazine Bakanlığı çarşamba günü yaptığı açıklamada, tahvil faizleri son yılların en yüksek seviyesine yükselmesinin ardından 10-30 yıllık tahvilleri geri satın almayı ikiye katlayabileceğini belirtti. Bu adım, bakanlığın uzun zamandır var olan, borç yönetimine yönelik “düzenli ve öngörülebilir” yaklaşımdan vazgeçildiğini gösteriyor.
ABD getirilerini düşürme girişimleri dolar bazlı borçlanma varlıklarının cazibesini azaltabilir. Bu süreç hatta doların devalüe edilmesi gibi bir etki de yaratabilir.
Doların üç ayın en düşük değerine gerilemesinin ardından yen, İsviçre Frangı ve Yeni Zelanda doları ABD dolarına karşı en çok değerlenen para birimleri oldu.
Tahvil geri alım hamlesi, ABD’nin yeni desteklemek için Japonya’yla beraber Japon para birimine müdahale etmesinin ardından geldi; bu da Amerikalı yetkililerin paniklediği şeklinde yorumlanıyor.
Analistler, amacın doları zayıflatmak olmadığını, tahvil faiz oranlarının dizginlenmeye çalışıldığını ancak bu durumun doların kurban olmasını engelleyemediğini belirtiyorlar.
Beyaz Saray’ın tahvil geri alımından önce de, Japon para birimi yeni destekleme girişimi, Japon hükümetinin para birimini korumak için elindeki Amerikan tahvillerini satabileceği endişesinden kaynaklanıyordu.
Öte yandan, Trump yönetimi uzun zamandır aslında zayıf dolar politikasına da olumlu bakıyor. Doların zayıflamasının uluslararası pazarlarda ABD’nin rekabet gücünü artırabileceğini hesaplıyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.