YAYINLAMA 27 Ağustos 2026 20:47
GÜNCELLEME 27 Ağustos 2026 20:51
Hacı Ali Usta'nın hikâyesi 1969 yılında, henüz 9 yaşındayken başladı. İlkokul öğrencisiyken okul çıkışında soluğu babasının Çömlekçi'deki dükkânında alıyordu. "Babam okuldan sonra mutlaka dükkâna gelmemizi isterdi. Gelmezsek kızardı. O yıllarda oyun yerine torna tezgâhının başında büyüdük." diyen usta, mesleğin disiplinini daha çocuk yaşta öğrendiğini anlatıyor.
1976 yılında Değirmendere Büyük Sanayi Sitesi'ne taşınan aile işletmesi, o günden bu yana aynı yerde hizmet veriyor. Babasının vefatından sonra dükkânın başına geçen Hacı Ali Usta, yıllardır aynı anlayışla çalışmayı sürdürdüğünü belirterek, "Babam çalışmasa bile dükkânda bulunurdu. İşine âşıktı. Ben de ondan ne gördüysem onu yapıyorum." diyor.
Bulunamayan parçaları yeniden üretiyor
Atölyede standart üretimden çok, çözüm üretmeye dayalı işler yapılıyor. Arızalanan makineler yeniden çalışır hale getiriliyor, piyasada bulunmayan parçalar torna tezgâhında yeniden üretiliyor. Gerektiğinde farklı araçların motor ve diferansiyel sistemleri birbirine uyarlanıyor.
"Önümüze bir proje gelirse önce nasıl yapılacağını planlıyoruz, sonra hayata geçiriyoruz. Mekanik olan hemen her makine üzerinde çalışabiliyoruz." diyen Hacı Ali Usta, yıllar içinde balıkçılık sektörüne de önemli katkılar sunduklarını belirtiyor.
Çarşıbaşı'ndaki balık unu entegre tesislerinde kullanılan öğütme değirmenlerinin üretiminde de yer aldıklarını anlatan usta, "Kurutulan hamsiyi öğüterek un haline getiren değirmenleri yaptık. Hâlâ kullanılmaya devam ediyorlar." ifadelerini kullanıyor.
Karadeniz'de üretim yapmanın en büyük dezavantajlarından birinin hammaddeye ulaşmak olduğunu belirten Hacı Ali Usta, çelik ve diğer malzemelerin büyük bölümünü şehir dışından temin ettiklerini belirterek, "Ankara'da ya da sanayinin merkezlerinde kolay ulaşılan malzemeler bize kargoyla geliyor. Nakliye maliyeti bazen işçiliğin bile önüne geçiyor. Bu da yaptığımız işi pahalı hale getiriyor." diye yakınıyor.
Bugün en değerli şey iyi bir usta
Bugün iyi bir usta bulmanın her zamankinden daha zor olduğunu söyleyen Hacı Ali Usta'ya göre sektörün en büyük sorunu kalifiye eleman eksikliği.
"1970'lerden beri çırak sıkıntısı yaşıyoruz. Kaynakçı bulamıyoruz, yetişmiş eleman bulamıyoruz. Gelenlerin çoğu da mesleği isteyerek seçmemiş oluyor." diyen usta, çıraklık eğitim merkezlerinin yeniden açılmasını olumlu bulsa da bunun tek başına yeterli olmadığını söylüyor.
Meslek seçiminde çocukların ilgi alanlarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Hacı Ali Usta, "Bir öğrenciye neden bu bölümü seçtiğini sordum. 'Babam yazdırdı.' dedi. Aslında bu söz her şeyi özetliyor. Sevmeden yapılan iş meslek olmaz. İsteyerek gelmeyen çocuktan da usta olmaz." ifadelerini kullanıyor.
Almanya'nın sistemi örnek alınmalı
Meslek liselerinde uygulamalı eğitimin artırılması gerektiğini de vurgulayan Hacı Ali Usta, teorik bilginin tek başına yeterli olmadığını savunuyor. Hacı Ali Usta'ya göre çözüm, çocukların küçük yaşlardan itibaren yeteneklerine göre yönlendirilmesi.
"Rehber öğretmenler bunun için var. Kimisi makineye meraklıdır, kimisi resme, kimisi kimyaya... Çocuk neyi seviyorsa o alana yönlendirilmeli. Almanya bunu yıllardır yapıyor. Meslek sevgisi böyle oluşuyor." diye konuşuyor.
Bu meslek hata kabul etmez
İki oğlu ve bir kız babası olan Hacı Ali Usta, çocuklarının da meslek lisesi eğitimi aldığını söylüyor. Tornacılığın dikkat ve sabır isteyen bir meslek olduğuna işaret eden usta, yaptığı işin hassasiyetini şu sözlerle anlatıyor:
"Bir malzemeyi saatlerce işlersiniz. Son anda yüzde 1 hata yaptığınızda emek de malzeme de boşa gider. Bu yüzden bizim meslekte dikkat, bilgi ve tecrübe her şeydir."
Bugün sanayi sitesinde birçok dükkân çırak bulmakta zorlanırken, Hacı Ali Usta her sabah olduğu gibi yine torna tezgâhının başına geçiyor. Yarım asrı geride bırakan usta için mesleği bırakmak ise aklından bile geçmiyor. Bunu da tek cümleyle anlatıyor:
"Nefes aldığım sürece bu dükkâna geleceğim."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.