Kurtuluş Savaşını yöneten ve kazanan büyük önder Atatürk, Cumhuriyeti kurduktan sonra da ‘devletin ve milletin bekası’ için her alanda büyük reformlar yaptı. Yeni Türk devletinin temel dış politikasını ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesiyle şekillendirdi. Türkiye’nin ekonomide güçlü olmasının ne kadar önemli olduğunu da “Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa devamlı olamaz, az zamanda söner" diyerek vurguladı. Bence, Atatürk’ten sonra gelen liderlerimiz her şeye rağmen her iki ilkeye de büyük ölçüde uydular ve Türkiye bugün, çok daha güçlü, bekasından çok daha emin bir ülke konumunda bulunuyor.
Atatürk, ömrü boyunca ‘iç ve dış barışın kalıcı olması’ için çok gayret etti. Ekonomik kalkınmanın hızlanması için özel sektörün gücüne inanarak ama zamanın zorluklarını da dikkate alıp devletin imkânlarını seferber ederek güçlü bir sanayi altyapısı oluşturmaya çalıştı. Peki, büyük önderin ekonomi (iktisat) anlayışı, bazı çevrelerin ileri sürdüğü gibi neredeyse sosyalizm özentisi bir ‘devletçilik ilkesine’ indirgenebilir mi? Bunu anlamak için kendisinin müdahil olduğu süreçleri iyi incelemek ve anlamak gerekiyor.
ATATÜRK NEDEN MUSTAFA ŞEREF’İN KOLTUĞUNA CELAL BAYAR’I OTURTTU?
Ülkemizde genel olarak Atatürk’ün ‘askeri zaferleri, iktisadi zaferlerle taçlandırmak için’ devletçi ekonomi politikalarını çok isteyerek uyguladığına dair yorumlar ağırlık kazanmıştır. Ancak durum hiç de öyle değil. Lozan Antlaşmasının genel hükümleri dışında özellikle gümrükler konusunda da dayatmaları vardı. Bu anlaşma 1929’a kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi gümrük politikalarını oluşturmasını önledi. Belki ilk andan itibaren Türk özel sektörünün üretim yatırımları yapması için bu konuda yapılabilecekler etkili olabilirdi. Lozan dayatmaları 1929’da son bulunca Atatürk, özel sektörün sanayi yatırımları yapması için bir süre daha bekledi. Ancak dönemin şartları nedeniyle bu konuda beklentiler gerçekleşmedi. Bir de küresel boyutta 1929 ekonomik krizi çıkmıştı ve dünya genelinde özel sektör ciddi sıkıntı yaşıyordu. Bunun üzerine Atatürk, devletçiliği mutedil seviyede devreye alarak sanayi altyapısının kurulmasını istedi. Ancak, hükümetteki bazı isimler ve kadroları bu konuda çok ileri gitti. Başbakan İsmet İnönü ve ekonomi kadrosu ‘sosyalizme yakın devletçi ekonomi uygulamaları’ adına güçlü kanunlar çıkarmaya başlayınca Cumhurbaşkanı Atatürk, 1932’de özel sektör lehine sert şekilde devreye girdi. Gerçekleşme süresince çok ağır gelebilecek ayrıntılar da bulunan ‘kabine müdahale’ örneği şöyleydi: “Bizzat Mustafa Kemal, özel kesimin şiddetle karşı çıktığı ‘Şerif Önay’ı kötü niyetli bulduğunu söyleyerek İktisat Vekili Mustafa Şeref’i çok sert biçimde eleştirdi. İsmet İnönü’nün (Başvekil) güvenine sahip olan Mustafa Şeref ve Şerif Önay istifa etmek zorunda kaldılar. İktisat Vekilliğine özel kesime güven veren Celal Bayar getirildi. Bayar’ın İktisat Vekilliğinden sonra sanayi kesimini ilgilendiren mevzuatta özel kesim lehine düzenlemeler yapıldı.” (75 Yılda Çarklardan Chip’lere-Türkiye İş Bankası, İMB, Tarih Vakfı Yayını, Nisan 1999).
EKONOMİDE ABD’DEN DAHA İYİ İŞ ÇIKARDIK!
1923 ile 2025 sonu bazı karşılaştırmalar yapmakta fayda var. 1923’te nüfusumuz 12,4 milyon kişi tahmin ediliyordu, şimdi 86 milyondan fazlayız. Kişi başına milli gelirimiz 1923’te 45 dolar (Toplam GSYİH 560 milyon dolar) civarındaydı. 51 milyon dolarlık ihracat 87 milyon dolarlık da ithalatımız vardı. 2025 sonu itibariyle kişi başına milli gelirimiz 18 bin 40 dolar ve toplam GSYİH 1,6 trilyon dolar. 225’te ihracatımız 273,4 milyar dolar, ithalatımız da 365,5 milyar dolar. Kıyaslama olsun diye 1923-2025 yılları arasındaki gelişmeyi dünyanın süper gücü ABD ile kıyaslayalım. Sonuçta performans kıyaslaması yapıyoruz. 1923’te ABD’de kişi başına milli gelir 770 dolardı, 2025’te 90 bin doları aştı. Nüfus ise 112 milyon kişiden 342 milyona yükseldi. Bu verilere göre Türkiye 1923’ten bugüne kişi başına milli gelirini 410 kat, ABD ise 117 kat artırdı. Her şeye rağmen Türkiye olarak dünyanın süper gücü olmuş bir ülkeden çok daha yüksek performans sergilemiş durumdayız. Tabii ki daha yapacak çok iş var.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.