Başarının sırrını Atatürk’ten aldım Enflasyon, savaşta akan kanımız gibi Atatürk, hurafeler ağacını budadı ve laiklik aşısı yaptı
30 AĞUSTOS Zafer Bayramı vesilesiyle Türkiye Şeker Fabrikaları ile Yapı ve Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in 1982 yılında bana bizzat verdiği “Yaşadığım Günler” kitabını açtım, “Atatürk Düşüncesi Üzerine Notlarım” bölümünü yeniden okudum.
Kazım Taşkent, kitabında 8 Nisan 1970’te aldığı şu nota yer verdi:
- Mustafa Kemal, derme çatma bir ordu ile askeri zafer, derme çatma bir sivil kadro ile siyasal zafer kazanmış büyük bir liderdir.
- O’nun hayatını başarı ile dolduran her girişim, dar olanakların en verimli biçimde kullanılması ile gerçekleştirilmiştir.
- Yeni devleti kurarken, devrimlerini yaparken, hep o yoktan var etme dehası öne çıkmıştır ve Türk’ün yeni varlığı, O’nun güçlü elleriyle yaratılmıştır.
- Mustafa Kemal, “Atatürk” kişiliği ile Anadolu Türklerine çağın kapılarını açarken, İspanya’yı zaptedip Avrupa uygarlığında eriyen Araplar gibi, Türklerin de Batı uygarlığında eriyip kaybolmalarını düşünmüyordu.
- Bilakis, Türklüğün maddi ve manevi varlığını çağdaş uygarlıkla beslemek, güçlendirmek istiyordu.
- Ölümünden sonra sapmalar olmasaydı, hedefe çoktan varmış bulunacaktık…
Taşkent’in 3 Mart 1974 tarihli notları uçak kazasıyla başlayıp, devletin kurduğu şirketlerle ilgili tartışmaya uzandı:
- Paris’teki feci uçak kazası, beni, “devletçilik-özel teşebbüs-karma ekonomi” tartışmaları üzerinde yeniden düşünmeye zorluyor.
- Devlet hava yollarımıza ait bir uçak düştü. Şimdi devletin böyle işlerdeki başarısı ya da başarısızlığı tartışılacaktır.
- Oysa Atatürk, konuya gayet sağlam bir bakış açısı getirmiştir. Maddi varlık bakımından büyük bir yokluk içinde bulunan memlekette, devlet, ekonomik alanda öncülük edecekti.
- Ulusun toplu hizmetlerini görebilmek devletin başta gelen göreviydi. Demir Yolları, telefon, posta, telgraf ve benzeri pek çok alanda hizmeti devletin görmesi, devletçilik değil, devlet sorumluluğu idi. Ekonomik değil, siyasal amacı önde gelen işlerdi.
- Kaldı ki, ekonomik amaçlı işlerde de devletin özendirici ve öncülük edici rolü son derece önemlidir. Devlet kurar, işletir, örnek olur ve bu harcamaların hesabı yapılırken, toplumsal hizmet anlayışı ihmal edilemez.
- Bizim bugün “özel teşebbüs”, “karma teşebbüs” diye yaptığımız ayırımlarda da devletin yardımı ve katkısı görmezlikten gelinemez.
- Devlet, ekonomik hayatımızın en büyük besleyicisidir ve devletin rolünü inkar etmek, Atatürk’ü iyi anlayamamaktır.
Kazım Taşkent’in 25 Ocak 1977 tarihli şu kısa yorumu çok çarpıcı:
- Atatürk, iç ve dış bütün sömürü kaynaklarını kurutmaya çalıştı. O’nun zamanında sömürüldüğümüzü düşünmezdik.
Taşkent’in 11 Nisan 1976 tarihli şu notlarında da Celal Bayar’dan alıntılar var:
- Günaydın Gazetesi’nde Celal Bayar’la yapılmış konuşma vardı. Bayar, Atatürk’ün, “Ekonomik kalkınma için en ileri tekniklerle en verimli çalışmaları bağdaştırmanın şart olduğunu söylediğini” anlatıyordu.
- Atatürk, “Küçük toprak sahibi köylüler için traktörü değil pulluğu uygun bulurum, harman makinesi gibi büyük araçlar da köylüler arasında ortak olarak kullanılmalıdır” dermiş.
- Bu küçük anı bile, Atatürk’ün her alanda ne kadar akılcı olduğunu gösteriyor. Kaynakları sınırlı bir toplum, elindeki imkanları en verimli biçimde kullanma sistemlerini geliştirmeli ve asıl amacının en kısa sürede ekonomisini iyileştirmek olduğunu aklından çıkarmamalı.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun…
Başarının sırrını Atatürk’ten aldım
YAPI ve Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent, 28 Kasım 1977 tarihli notlarına şu soruyla girdi:
- Bir kimya mühendisi banka kurabilir mi? Kursa da başarılı olabilir mi?
İki büyük milli bankanın ve yabancı bankaların dünyasına girerek, kısa zamanda güven ve önem kazanan bir banka kurduğunu belirtti:
- Başarının sırrını Atatürk’ten almıştım. O büyük bir askerdi ama politikada, devrimcilikte, eğiticilikte, girdiği her işte başarılı olmasını bilmişti.
Atatürk’ün bütün bunları yaparken tek bilgiye sahip olduğunu vurguladı:
- Halkını tanıyordu. İnsanımızın değerlerini, duygusunu, sezişini, ahlakını tanıyordu.
Ardından ekledi:
- Ben de insanımıza güvendim ve hiç bilmediğim işlerde eser yaratmayı başardım.
Enflasyon, savaşta akan kanımız gibi
KAZIM Taşkent’in 1970’li yılların sonlarına doğru uzanan enflasyonla ilgili notları dikkatimi çekti. 13 Eylül 1978 tarihli notları şöyle:
- Bütün dünyada fiyatlar artıyor. Bizdeki artışlar ve enflasyon hızı ancak savaş koşulları içinde görülebilecek ölçüde yüksek.
- Gerçekten de memleketimiz, karşıt ideolojilerin, doktrinlerin ve uygarlıkların önemli savaş alanlarından biri haline geldi. Amerika, Avrupa, Rusya ve Çin, memleketimde kozlarını paylaşıyorlar.
- Atatürk’ün başlattığı Türk rönesansı hedefine varamayınca, memleketim yeni dünyanın savaş alanına döndü. Enflasyon ve hayat pahalılığı bu savaşta akan kanlarımızdır.
Atatürk, hurafeler ağacını budadı ve laiklik aşısı yaptı
KAZIM Taşkent, 19 Mart 1978 tarihli notlarında şu noktaların altını çizdi:
- Atatürk, hurafeler ağacını budadı ve ona laiklik aşısı yaptı.
- Ağaca iyi baksaydık, aşı meyvelerini verecekti.
- Atatürk’ten sonra kökten o kadar çok sürgün verdi ki, artık ağacın değil, sürgünlerin ne meyve vereceklerine bakacağız.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.