YAYINLAMA 24 Eylül 2026 09:05
GÜNCELLEME 24 Eylül 2026 09:09
Dünya ekonomisinde ikincil piyasa faizlerinin son 5-6 yıldır artış eğiliminde olduğunu belirten Dr. Burcu Ünüvar, merkez bankalarının faiz indirdiği dönemlerde dahi piyasa faizlerinin yukarıda kalmaya devam ettiğini vurguladı. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %5 seviyesini aşmasının piyasada ciddi bir endişe yarattığını ifade eden Dr. Ünüvar, piyasaların artık merkez bankalarının doğrudan kontrol edemediği borç ve maliye risklerini fiyatladığını dile getirdi. Kamu borcunun milli gelire oranındaki her 1 puanlık artışın ikincil piyasa faizlerini yukarı taşıdığına dikkat çeken Dr. Ünüvar, gelişmiş ülkelerdeki mali belirsizliklerin faizler üzerindeki baskıyı sürdüreceğini ifade etti.
Merkez bankalarının adımları ve küresel faiz tablosu
Merkez bankalarının faiz artışlarının tek başına borç ve maliye risklerini ortadan kaldırmaya yetmeyeceğini savunan Dr. Ünüvar, piyasalardaki yüksek faiz ortamının bir süre daha kalıcı olacağını öngördü. ABD Merkez Bankası'ndan (Fed) iktisadi aktivitedeki canlılık nedeniyle yeni bir faiz artırımı gelebileceğini değerlendiren Dr. Ünüvar, Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafında ise büyüme zayıflığı ile enflasyon arasında daha karmaşık bir tablonun bulunduğunu belirtti. Piyasa faizlerinin önden gittiği, merkez bankalarının ise peşinden geldiği bu konjonktürde, faiz kararlarının piyasayı tam anlamıyla sakinleştiremeyebileceği uyarısında bulundu.
Yurt içi enflasyon patikası ve sermaye piyasaları
Yurt içi ekonomide enflasyonla mücadelenin tavizsiz sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Ünüvar, 2026 yılı sonunda %30 civarında, 2027 yılında ise %25 seviyesinin altında bir enflasyon görmenin kolay olmadığını aktardı. Uluslararası finansal sistemle entegrasyon ve güven tesisinin Türkiye gibi dış açık veren ülkeler için kritik önem taşıdığını hatırlatan Dr. Ünüvar, hane halkının finansal okuryazarlığını artırmak ve yatırımcı tabanını genişletmek amacıyla kullanılan fon mekanizmasında bir aksaklıkla karşı karşıya kalındığını ifade etti.
Fon krizine ‘yoğun bakım’ önerisi ve adalet vurgusu
Piyasada yaşanan fon krizinin azımsanmaması gerektiğini ve piyasaların bileşik kaplar usulü çalıştığını kaydeden Dr. Ünüvar, mevcut finansal sistemin adeta bir ‘yoğun bakıma’ alınması gerektiğini söyledi. Fon krizinin çözümünde yaratılan faturanın vergi mükelleflerine veya geniş halk kesimlerine çıkarılmaması gerektiğine işaret eden Dr. Ünüvar, düzenleyicilerin sadece tasfiye sürecini değil, sonrasındaki nekahat ve iyileşme dönemini de kapsayan uzun vadeli bir program açıklaması gerektiğini belirtti. Öte yandan, pozitif reel faiz beklentisi ve ödemeler dengesi yapısı sayesinde hane halkından ya da kurumlardan dövize veya altına ani bir kaçış beklenmediğini ekledi.
Sanayide Çin rekabeti ve yapısal dönüşüm ihtiyacı
Özel sektörün açık pozisyonunda yapısal faktörlerin de etkili olduğunu belirten Dr. Ünüvar, dönüşümün sadece ihracatta değil, aramalı ithalatında da yapılması gerektiğini kaydetti. Sanayi tarafındaki en büyük riskin Çin rekabeti olduğunu vurgulayan Dr. Ünüvar, TSKB araştırmalarına göre Avrupa Birliği'ne ihraç edilen 95 ana ürün grubunun yarısında Çin'e pazar payı kaybedildiğine dikkat çekti. Sanayicinin probleminin sadece faiz, kur ya da asgari ücret olmadığını, asıl çözümün ‘girişimci devlet’ anlayışı, teknoloji odaklı sanayi politikası ve köklü yapısal dönüşümden geçtiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.