ANA SAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SON DAKİKA YAZARLAR GÃNCEL DÃNYA EKONOMİ SPOR CANLI SKOR AÃIK GÃRÃÅ TEKNOLOJİ YAÅAM KOBİ DİÄER Bizi Takip Edin
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) BaÅkanı Fatih Karahan, fon piyasası genelinin saÄlıklı iÅlemeye devam ettiÄini, finansal sistemin genelini etkileyen bir sorun olmadıÄını deÄerlendirdiklerini bildirdi. Karahan ayrıca, 'BDDK'nın kararlarıyla 3 yatırım bankasının ortaklık hakları TMSF'ye devredildi ve TMSF bu bankaların yönetiminde deÄiÅiklikler yaptı. Söz konusu bankaların sektörün toplamı içindeki payı oldukça düÅük. AÄustos 2026 itibarıyla binde 2. Burada bankacılık sisteminin geri kalanı ve reel sektör baÄlantılılıÄının çok sınırlı olduÄunu görüyoruz. Dolayısıyla bu geliÅmenin herhangi bir sistemik riske yol açmasını Åu anda beklemiyoruz' dedi.
AA6 Ekim 2026 Salı 23:05 - Güncelleme: 6 Ekim 2026 Salı 23:05
ABONE OL
Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bazı yatırım fonlarının tasfiye sürecine girdiÄini aktaran Karahan, "Piyasaların görece sınırlı bir alanında ve tekil bazlı fonlar kaynaklı oynaklık gözlendi. Bu konuya temelde finansal istikrar açısından bakıyoruz. Bu da kanuni olarak bize verilen bir görev." deÄerlendirmesinde bulundu.
Karahan, burada iki önceliÄin öne çıktıÄına iÅaret ederek, Åöyle devam etti:
"Bunlardan bir tanesi hem finansal istikrar için hem de bizim politikalarımızın saÄlıklı bir Åekilde devam edebilmesi için Türk lirasına olan güvenin devam etmesi. İkincisi ise tekil fonlarda gördüÄümüz sorunun finansal sistemin geneline yayılmasına engel olmak. Yani gördüÄümüz sorunun bir sistemik risk haline dönüÅmemesini saÄlamak."
Finansal istikrarı saÄlamak kadar fiyat istikrarını saÄlamanın da önemine iÅaret eden Karahan, fiyat istikrarını tesis etmenin finansal istikrarı korumanın ayrılmaz bir parçası olduÄunu söyledi.
- "PİYASA KOÅULLARINA GÃRE GEREKLİ ADIMLARI ATMAYA DEVAM EDECEÄİZ"
Karahan, fon soruÅturması sürecinde bankaların likiditeye eriÅimini kolaylaÅtırmak için repo ihale tutarlarını artırdıklarını ve bir dizi önlem aldıklarını belirterek, ayrıca bankaların borç alabilme limitlerini 10 kat artırdıklarını, teminat olarak kullanılan TÃFE'ye endeksli kıymetlerin ve yabancı para cinsi teminatların iskonto oranlarını da yüzde 10'a düÅürdüklerini anlattı.
Bankaların Türk lirası zorunlu karÅılıklarında bloke tutmaları gereken oranları düÅürdüklerini de dile getiren Karahan, "Bunlar likidite yönetimi konusunda biraz daha finansal piyasalara esneklik getirmiÅ oldu." dedi.
Fon soruÅturması süreciyle geliÅen durumun tasfiye kapsamında bulunmayan para piyasası fonlarına yayılması riskini de gördüklerini anlatan Karahan, bu yayılmayı engellemek ve TLREF kaynaklı bir risk oluÅmaması için tahvil alımlarını hızlandırdıklarını vurguladı.
Karahan, "Ãnümüzdeki dönemde de finansal istikrar açısından önceliÄimiz geçmiÅte görülen sorunun genele yayılmaması olacak. Piyasa koÅullarına göre gerekli adımları atmaya devam edeceÄiz. Fon piyasası genelinin saÄlıklı iÅlemeye devam ettiÄini, finansal sistemin genelini etkileyen sorun olmadıÄını deÄerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
- "KURUMLARLA İÅBİRLİÄİ VE EÅ GÃDÃM İÃİNDE ÃALIÅIYORUZ"
Fon soruÅturması kapsamında yer alan fonların tasfiye sürecinin devam ettiÄini belirten Karahan, yetkili kurumların gerekli adımları attıÄını ve bu kurumlarla yakın bir iÅbirliÄi ve eÅ güdüm içinde çalıÅtıklarını söyledi.
Karahan, finansal sistemin temellerinin saÄlam olduÄunu, kurumların yüksek koordinasyon içinde çalıÅtıÄını vurgulayarak, "Merkez Bankası olarak fiyat istikrarı hedefinden taviz vermeden, finansal istikrarı destekleyen tutumumuzu kararlılıkla sürdüreceÄiz." dedi.
Finansal İstikrar Komitesinin üyesi olarak toplantılarda hem bankacılık sektörü ve yatırım fonları hem de banka dıÅı finansal kuruluÅlara iliÅkin görüÅlerini sahip oldukları veriler ıÅıÄında ilettiklerini dile getiren Karahan, "Aralık 2025'te yapılan deÄerlendirmeler ve o komitedeki istiÅareler sonucunda Finansal İstikrar Komitesi bir karar aldı. Bu kararlar tavsiye niteliÄinde oluyor, ilgili kurumların adım atması gerekiyor." diye konuÅtu.
- "TİCARİ VE TASARRUF MEVDUATINDA 800 MİLYAR LİRANIN ÃZERİNDE ARTIÅ OLDU"
Karahan, para piyasası ve benzeri fonlardan 28 AÄustos sonrasında ciddi çıkıŠyapıldıÄını, bu çıkıÅın bir kısmının yurt dıÅı yerleÅiklerden geldiÄini, yurt içi yerleÅiklerdeki tutarın önemli bir kısmının da mevduata geçtiÄini söyledi.
TCMB BaÅkanı Karahan, Åunları kaydetti:
"Aynı dönemde baktıÄımızda toplam mevduatta, ticari ve tasarruf mevduatında 800 milyar liranın üzerinde bir artıŠoldu. Bu süreçte döviz cinsi fonlardan da çıkıŠolduÄu için bunun bir kısmının döviz tevdiat hesabına yönelmesi beklenebilir. Buna raÄmen toplam mevduat tercihlerinin mevcut Türk lirası payı ile uyumlu olduÄunu görüyoruz. Yatırım fonlarını da dahil ederek baktıÄımızda Türk lirası payının yüzde 61-61,4 civarında olduÄunu ve yatay seyrettiÄini görüyoruz. Son günlerde fonlardan çıkıÅın yavaÅladıÄını görüyoruz. Ãnemli olan unsur tasfiye sürecindeki fonların finansal sistemin geri kalanıyla ilgili baÄlantısı. Ãünkü burada yayılma riskini belirleyen temel unsur bu baÄlar. Burada bu baÄın zayıf olduÄunu kalan kısımda da görüyoruz. Dolayısıyla finansal sisteme, Türk lirasına olan güvenin güçlü bir Åekilde devam ettiÄini en azından Åu anki veriler ıÅıÄında söyleyebiliriz. Sıkı parasal duruÅ burada önemli. Bankamızın ve ilgili kurumların eÅ güdüm içinde aldıÄı önlemler sayesinde de yayılma riskinin Åu an için sınırlı kaldıÄını açıkçası deÄerlendiriyoruz."
- "FİNANSAL PİYASALARDAKİ DALGALANMALARI YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ"
Karahan, TCMB'nin menkul kıymet yatırım fonları açısından düzenleyici bir otorite olmadıÄının altını çizerek, ancak finansal piyasalardaki dalgalanmaları yakından takip ettiklerini söyledi. Bu süreçte özellikle Türk lirası piyasalarında oynaklıÄın söz konusu olduÄunu, burada da bir dizi önlem aldıklarını dile getirdi.
Fatih Karahan, sürecin makro etkisine iliÅkin sorulara, Åöyle yanıt verdi:
"Etki aÄırlıklı olarak ilgili portföy Åirketleri ve bunun yatırımcılarıyla sınırlı. Tasfiye sürecinin henüz baÅındayız. 3 etki öngörüyoruz. Bunlardan bir tanesi servet etkisi, ikincisi rezervlerimize olan etkisi, üçüncüsü de reel sektör. Finansal servette kısmi azalma olabilir. Rezerv açısından ikinci konuya gelecek olursak fonlardan çıkan yatırımcıların nasıl tercihlerde bulunacaÄı önemli olacak. Ãçüncü unsur reel sektör etkisi. Burada hanehalkı ve reel sektör bilançoları üzerinden finansal sisteme dolaylı yansımalar olabilir. Burada bizim ilk çalıÅmalarımız reel sektör firmalarının tasfiye edilen fonlardaki payının sınırlı olduÄunu gösteriyor. İlk incelemelerimize göre bu firmaların çoÄunlukla büyük ölçekli ve likit varlıkları güçlü firmalar. Dolayısıyla burada o bilançolara etki olsa bile reel ekonomiye etkisinin biraz daha sınırlı olmasını bekleriz. Bunlar ilk deÄerlendirmeler. Ãnümüzdeki dönemde veriler ıÅıÄında bu süreci takip edeceÄiz."
- "HERHANGİ BİR SİSTEMİK RİSKE YOL AÃMASINI ÅU ANDA BEKLEMİYORUZ"
Karahan, para politikasının sıkı olmasının, geçmiÅ Åoklardaki gibi bu süreçte de olası negatif yansımaları sınırlayacaÄını anlatarak, ayrıca ülke risk primi bir miktar artsa da Åokun büyüklüÄüne bakıldıÄında istikrarlı seyir izlediÄini ifade etti.
Sıkı para politikasıyla Türk lirası tercihlerini desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Karahan, Åunları kaydetti:
"BDDK'nın kararlarıyla 3 yatırım bankasının ortaklık hakları TMSF'ye devredildi ve TMSF bu bankaların yönetiminde deÄiÅiklikler yaptı. Söz konusu bankaların sektörün toplamı içindeki payı oldukça düÅük. AÄustos 2026 itibarıyla binde 2. Burada bankacılık sisteminin geri kalanı ve reel sektör baÄlantılılıÄının çok sınırlı olduÄunu görüyoruz. Dolayısıyla bu geliÅmenin herhangi bir sistemik riske yol açmasını Åu anda beklemiyoruz."
Ciddi iç ve dıŠÅokların yaÅandıÄı bir sürecin geride kaldıÄını anlatan Karahan, enflasyonun yüzde 75'ten 30'lara düÅmesinin bir kazanım olduÄunu ancak hedeflenen düzeye henüz ulaÅılamadıÄını söyledi.
Karahan, söz konusu durumun nedenlerine deÄinerek, kira ve eÄitim gibi kalemlerdeki katılık ve ataletin tahminlerin üzerinde seyrettiÄini, para politikasının aktarım mekanizmasının ise beklenenden daha yavaÅ iÅlediÄini kaydetti.
Süreçte dıÅsal faktörlerin de etkili olduÄunu vurgulayan Karahan, "Depremin getirdiÄi harcamaların yanı sıra altın fiyatlarındaki hızlı artıŠile gıda ve enerji kaynaklı arz yönlü Åoklar beklentileri olumsuz etkiledi. Bu Åoklar faizi daha uzun süre yukarıda tutmamıza yol açıyor. Sıkı para politikası olmasaydı Åu an çok daha yüksek enflasyon seviyelerini konuÅuyor olurduk." deÄerlendirmesinde bulundu.
- "DEZENFLASYON YAÅANAN SORUNLARIN TEK KALICI ÃÃZÃMÃ"
Mevcut dönemin 2001-2005 dönemiyle kıyaslanamayacaÄını belirten Karahan, o yıllarda küreselleÅmenin fiyatları aÅaÄı çektiÄi "Great Moderation" döneminin yaÅandıÄını, günümüzde ise jeopolitik riskler, emtia fiyatları ve sıklaÅan arz yönlü Åokların hakim olduÄu çok daha farklı bir küresel tablonun bulunduÄunu dile getirdi.
Karahan, 2025 yılı enflasyon dinamiklerinde talep koÅulları, çıktı açıÄı, jeopolitik geliÅmeler, altın ve emtia fiyatları ile kuraklık ve don olaylarının etkili olduÄunu belirterek, 2026 yılı enflasyon muhasebesinin 2027 baÅında yayımlanacak Enflasyon Raporu'nda detaylandırılacaÄını aktardı.
Enflasyonla mücadelenin kaçınılmaz bir maliyeti bulunduÄuna dikkati çeken Karahan, sözlerini Åöyle sürdürdü:
"Sıkı para politikası baÅlangıçta ekonomik aktiviteyi bir miktar yavaÅlatabilir, ücretli çalıÅanlar ve reel sektör için zorluklar yaratabilir. Süreç uzadıkça Hazine bunu faiz yükü olarak yaÅar, reel kesim ve sanayide farklı etkiler görülür. Bütün bu maliyetlerin farkındayız. Ancak tüm paydaÅlarıyla ekonominin saÄlıklı bir yapıya kavuÅması ancak düÅük ve öngörülebilir bir enflasyonla mümkündür. Dezenflasyon süreci Türkiye'ye maliyet yüklemek için deÄil, bugün yaÅanan sorunlara yönelik tek kalıcı çözüm olduÄu için uygulanıyor."
Karahan, Döviz DönüÅüm DesteÄi'ndeki düzenlemelere iliÅkin de bilgi vererek, destek oranının yüzde 3 seviyesinde korunduÄunu, destek oranını artırmak yerine eriÅimi kolaylaÅtırdıklarını ve kaynak daÄılımını daha verimli kılmak için deÄiÅiklikler yaptıklarını, temel amaçlarının ise saÄlanan toplam desteÄi artırmak olduÄunu söyledi.
Döviz almama taahhüdünün kaldırılarak yerine "likidite pürüzsüzleÅtirme" koÅulunun getirildiÄini bildiren Karahan, "Katma deÄer artı iÅçilik maliyeti üzerinden yeni bir modele geçtik. Böylece hem katma deÄerli sektörleri hem de istihdam yoÄun sektörleri desteklemeyi ve doÄrudan imalatçı firmaların bu imkandan daha fazla yararlanmasını saÄladık." dedi.
Karahan, küresel ticaretteki zayıf büyüme ve artan korumacılık politikalarının dıŠtalebi baskıladıÄına iÅaret ederek, Türkiye'de yüksek katma deÄerli, teknoloji yoÄun sektörlere ve hizmet ekonomisine geçiÅin söz konusu olduÄunu dile getirdi.
ZenginleÅen ekonomilerde hizmet talebinin arttıÄını hatırlatan Karahan, Åöyle konuÅtu:
"OECD ortalamasında hizmet ekonomisinin payı yüzde 74 civarındayken, ülkemizde Åu anda yüzde 58 seviyesindedir. Ãte yandan, sunumlarımızda hiçbir zaman sadece manÅet iÅsizlik verisini kullanmıyoruz. Merkez Bankası olarak tüm iletiÅimimizde manÅet iÅsizlik ile atıl iÅsizlik verisini birlikte ele alıyor, hareketlerini beraber deÄerlendiriyoruz."
- merkez bankası
- türkiye
- fon soruÅturması
- Fatih Karahan
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.