Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) yayımladığı son toplantı tutanakları, enflasyonla mücadelenin henüz bitmediğini ortaya koydu. Faizi artırmakta uzlaşan üyeler, sonraki adım için açık kapı bıraktı. Piyasaların gözü şimdi 29 Ekim kararına çevrildi.
Murat Ali Oral 09 Ekim 2026 07:20 09 Ekim 2026 07:45 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) 8 Ekim Perşembe günü yayımladığı eylül toplantısı tutanakları, Euro Bölgesi'nde enflasyon baskısının beklenenden uzun sürebileceğini ortaya koydu. Enerji fiyatlarındaki yükselişin diğer ürünlere yayılmasından endişe eden banka yönetimi, yeni faiz artışlarının önünü kapatmadı. Ancak üyeler, önceden belirlenmiş bir faiz artırım takvimi açıklanmaması konusunda da görüş birliğine vardı.
Faiz artırımına bütün üyeler destek verdi
ECB Yönetim Konseyi'nin 9-10 Eylül tarihlerinde Berlin'de gerçekleştirdiği toplantıda politika faizlerinin 25 baz puan artırılması oy birliğiyle desteklendi. Kararla mevduat faizi yüzde 2,25'ten yüzde 2,50'ye yükseltildi. Üyeler, enerji kaynaklı enflasyon baskısının daha önce öngörülenden kalıcı hale geldiği ve para politikasının buna karşılık vermesi gerektiği konusunda uzlaştı.
Tutanaklarda dikkat çeken nokta ise faiz artırımında sağlanan uzlaşının gelecekteki kararlar için otomatik bir sıkılaşma takvimine dönüştürülmemesi oldu. Banka yönetimi, bir sonraki faiz kararının yeni ekonomik veriler ışığında alınması gerektiğini vurguladı.
Enflasyon tahminleri yukarı çekildi
ECB'nin eylül tahminleri, Euro Bölgesi'nde enflasyonun yüzde 2 hedefine dönüşünün daha uzun süreceğini gösteriyor. Banka, 2026 yılı için ortalama enflasyon tahminini yüzde 3 olarak korurken 2027 ve 2028 beklentilerini haziran tahminlerine göre yükseltti.
Yeni tahminlere göre yıllık ortalama enflasyonun 2027'de yüzde 2,5, 2028'de ise yüzde 2,1 olması bekleniyor. Enerji ve gıda fiyatları hariç tutulan çekirdek enflasyonun da tahmin döneminin tamamında yüzde 2'nin üzerinde kalacağı öngörülüyor. Bu durum, yalnızca petrol ve doğalgaz fiyatları gerilese bile fiyat baskısının tamamen ortadan kalkmayabileceğine işaret ediyor.
Enerjideki artış diğer fiyatlara yayılıyor
Tutanaklarda en dikkat çekici uyarılardan biri, yüksek enerji maliyetlerinin sanayi ürünlerinin fiyatlarına yansımaya başlaması oldu. Petrol, rafine yakıtlar ve doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş, üretimde kullanılan ithal girdilerin ve ara mallarının maliyetlerini artırıyor. ECB değerlendirmesine göre bu maliyet artışları özellikle enerji dışı sanayi ürünlerinde görülmeye başlandı. Enerji fiyatlarının yüksek kalması durumunda maliyet baskısının daha geniş bir tüketim sepetine yayılması riski bulunuyor.
Bu gelişme, merkez bankasının yalnızca enerji fiyatlarının seyrini değil, şirketlerin artan maliyetleri satış fiyatlarına ne ölçüde aktardığını da izlemesini gerektiriyor.
Doğalgaz için kış uyarısı
ECB üyeleri, Avrupa'nın kış aylarında karşılaşabileceği enerji arzı risklerine de dikkat çekti. Tutanaklarda, yeni arz kesintileri veya doğalgaz depolarındaki düşük doluluk oranlarıyla birleşen olağanüstü soğuk bir kışın fiyatları daha da artırabileceği değerlendirildi. Ortadoğu'daki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna savaşının enerji piyasaları üzerindeki etkileri, enflasyon görünümü açısından başlıca riskler arasında gösterildi.
Banka, doğalgaz fiyatlarının beklenenden fazla yükselmesinin üretim maliyetleri ve tüketici fiyatları üzerinden enflasyonu daha kalıcı hale getirebileceğini belirtti.
Ücretlerde henüz belirgin bir sıçrama yok
Enerji kaynaklı fiyat baskısına rağmen ECB yönetimi, ücretlerde ve genel fiyatlama davranışlarında aynı ölçüde güçlü bir bozulma yaşanmadığını değerlendirdi. İş gücü piyasasındaki kademeli soğuma ve ücret artışlarının yavaşlaması, enerji maliyetlerinin daha geniş bir enflasyon dalgasına dönüşmesini sınırlayabilecek unsurlar olarak öne çıktı.
Uzun vadeli enflasyon beklentilerinin genel olarak yüzde 2 civarında kalması da bankanın para politikasına duyulan güven açısından olumlu değerlendirildi. Ancak üyeler bu göstergelerin enerji fiyatlarındaki yeni yükselişlerin yaratabileceği riskleri tamamen ortadan kaldırmadığı görüşünde birleşti.
29 Ekim'de faiz sabit kalabilir
ECB'nin bir sonraki para politikası toplantısı 29 Ekim'de gerçekleştirilecek. 5-8 Ekim tarihlerinde ekonomistler arasında yapılan bir ankette, bankanın ekim toplantısında mevduat faizini yüzde 2,50 seviyesinde tutacağı beklentisi öne çıktı.
Bununla birlikte ankete katılan ekonomistlerin yaklaşık yüzde 90'ı aralık ayında yeni bir faiz artırımı bekliyor. Ekonomistlerin çoğunluğu 25 baz puanlık artışla faizin yüzde 2,75'e yükselmesini öngörüyor. Bu beklenti ECB tarafından açıklanmış bir karar değil. Banka yönetimi, faizlerin artırılacağı veya mevcut düzeyde tutulacağı konusunda önceden taahhütte bulunmuyor.
Faiz artışı için acele edilmeyecek
Tutanakların yayımlanmasının ardından ECB yetkililerinden gelen açıklamalar da temkinli duruşu güçlendirdi. Slovenya Merkez Bankası Başkanı Primož Dolenc, yüksek enerji fiyatlarının genel enflasyonu artırdığını ancak çekirdek enflasyon ve ücretlerde henüz aynı ölçüde güçlü ikinci tur etkilerin görülmediğini belirtti.
ECB Başekonomisti Philip Lane de gelecek yıl mali desteklerin azalmasının enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletebileceğine dikkat çekti. Bu değerlendirmeler, ECB'nin enflasyon tehlikesini ciddiye almasına rağmen yeni bir faiz artırımına karar vermeden önce ekonomideki gelişmeleri görmek istediğini ortaya koyuyor.
Türkiye için faiz ve ihracat etkisi
Euro Bölgesi'nde yüksek faizlerin daha uzun süre korunması Türkiye açısından iki kanaldan önem taşıyor. İlk olarak Avrupa'daki finansman maliyetlerinin yüksek kalması, uluslararası piyasalarda borçlanan şirketlerin ve gelişmekte olan ülkelerin finansman koşullarını etkileyebilir. İkinci olarak Avrupa'da kredi maliyetlerinin yükselmesi ve tüketimin zayıflaması, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarlarından birindeki talep görünümünü baskılayabilir.
Bununla birlikte yüksek enerji fiyatları, hem Avrupa'daki sanayi şirketleri hem de Türkiye'deki üreticiler açısından maliyet baskısını artırabilir. Bu nedenle ECB'nin 29 Ekim kararı, yalnızca euro ve Avrupa tahvil piyasaları için değil, Türkiye'nin ihracat ve dış finansman koşulları açısından da yakından izlenecek.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.