2026 yılında net 28 bin 75 TL olarak uygulanan asgari ücret, yıl boyunca ara zam yapılmaması nedeniyle enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetti.
Eylül ayı itibarıyla dokuz aylık enflasyon yüzde 24,32'ye ulaşırken, ekonomi yönetiminin yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4 seviyesinde bulunuyor.
Peki, 2027 yılında asgari ücret ne kadar olacak? Zam oranı hangi seviyede belirlenecek? Çalışanlar enflasyon karşısında kaybettikleri satın alma gücünü geri kazanabilecek mi?
Sözcü Yazarı ve Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, yeni asgari ücrete ilişkin tahminlerini ve ücret politikasında yapılması gereken değişiklikleri değerlendirdi.
"37 BİN TL SEVİYESİNİ BEKLİYORUM"
2027 yılı asgari ücretine ilişkin hesaplamalarını paylaşan Aydoğmuş, şu değerlendirmede bulundu:
"Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Orta Vadeli Program'da 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4 olarak belirlendi. Bu oran doğrudan ücrete yansıtılırsa yaklaşık 36 bin 49 TL'lik bir rakam ortaya çıkıyor.
Benim mevcut ekonomik göstergeler ve enflasyon beklentileri çerçevesindeki tahminim ise net asgari ücretin 37 bin TL civarında belirleneceği yönünde.
Bu da yaklaşık yüzde 32'lik bir artış anlamına geliyor. Elbette bu bir tahmin. Nihai karar Aralık ayında yapılacak görüşmelerin ardından verilecek."
"ASGARİ ÜCRETLİ DAHA YIL BİTMEDEN 6 BİN 800 TL KAYBETTİ"
Asgari ücretin yalnızca yapılacak zam üzerinden değerlendirilmesinin yanlış olacağını vurgulayan Aydoğmuş, çalışanların yıl içerisinde uğradığı satın alma gücü kaybına dikkat çekti:
"Ocak ayında 28 bin 75 TL olarak belirlenen asgari ücretin, yalnızca dokuz aylık resmi enflasyon karşısındaki kaybı 6 bin 827 TL'ye ulaştı.
Başka bir ifadeyle, ocak ayında 28 bin liraya alınabilen mal ve hizmetlerin aynı miktarını eylül sonunda satın alabilmek için yaklaşık 34 bin 900 TL gerekiyor.
Üstelik yıl henüz bitmedi. Önümüzde üç aylık bir enflasyon daha var.
Dolayısıyla 2027 yılında asgari ücrete yapılacak artışın önemli bir bölümü, çalışanlara yeni bir refah sağlamak yerine 2026 yılında kaybedilen satın alma gücünü telafi etmeye gidecek."
"37 BİN TL OLSA BİLE AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALABİLİR"
Türk-İş'in eylül ayı için açıkladığı yaklaşık 37 bin 801 TL'lik açlık sınırını hatırlatan Aydoğmuş, dikkat çekici bir karşılaştırma yaptı:
"Bugün konuştuğumuz 36 bin, 37 bin TL seviyelerinin ne anlama geldiğine iyi bakmak gerekiyor.
Dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı, eylül ayında 37 bin 800 TL'yi aşmış durumda.
Dolayısıyla benim tahmin ettiğim 37 bin TL'lik asgari ücret, daha bugünkü açlık sınırının bile altında.
Aralık ayına kadar gıda fiyatları artmaya devam edecek. Ocak ayında yeni ücret yürürlüğe girdiğinde açlık sınırı da bugünkünden farklı olacak.
İşte asıl mesele burada. Biz yeni asgari ücretin kaç lira olacağını konuşuyoruz ama o parayla nasıl geçinileceğini yeterince konuşmuyoruz."
"2027 ENFLASYONU YÜZDE 21 OLURSA 37 BİN TL'NİN 6 BİN 400 LİRASI ERİR"
Yeni yılın enflasyon hedefi üzerinden de hesaplama yapan Aydoğmuş, şu ifadeleri kullandı:
"Orta Vadeli Program'a göre 2027 yılı enflasyon hedefi yüzde 21.
Diyelim ki asgari ücret 37 bin TL olarak belirlendi ve bu hedef tam olarak gerçekleşti.
Bu durumda 37 bin TL'nin yıl sonundaki satın alma gücü, yıl başı fiyatlarıyla yaklaşık 30 bin 579 TL'ye gerileyecek.
Yani çalışan, satın alma gücü bakımından yaklaşık 6 bin 421 TL kaybetmiş olacak.
Üstelik burada ekonomi yönetiminin hedefinin tutacağını varsayıyoruz.
Enflasyon hedefin üzerinde gerçekleşirse kayıp daha da büyüyecek.
Bu nedenle asgari ücreti yalnızca ocak ayında artırmak, çalışanı yıl boyunca enflasyondan korumaya yetmiyor."
"ASGARİ ÜCRET YILDA İKİ KEZ ARTIRILMALI"
29 Eylül'de Sözcü'de yayımlanan köşe yazısında asgari ücret sisteminin değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Aydoğmuş, çözüm önerisini de paylaştı:
"Benim önerim oldukça açık. Asgari ücret her yıl 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihlerinde güncellensin.
Gerçekleşen altı aylık enflasyon farkı otomatik olarak ücretlere yansıtılsın. Bunun için her defasında yeni bir siyasi karar alınmasına gerek kalmasın.
Çalışanlar ara zam yapılacak mı diye beklemesin. İşverenler de maliyetlerini önceden hesaplayabilsin.
Ayrıca asgari ücretin belirlenmesinde yalnızca enflasyon değil, ekonomik büyüme, verimlilik ve yaşam maliyeti de dikkate alınmalı.
Kıdemi olan çalışanların ücretleri farklılaştırılmalı, bayramlarda ikramiye sistemi oluşturulmalı. Özellikle küçük işletmelerin bu düzenlemeler nedeniyle karşılaşacağı maliyet artışı da kamu destekleriyle dengelenmeli."
"RAKAMI DEĞİL, SİSTEMİ DEĞİŞTİRMELİYİZ"
Asgari ücret tartışmalarının her yıl aynı noktaya geldiğini belirten Aydoğmuş, sözlerini şöyle tamamladı:
"Türkiye'de her Aralık ayında aynı tartışmayı yaşıyoruz.
İşçi geçinemediğini söylüyor. İşveren maliyetlerden şikâyet ediyor. Hükümet bir rakam açıklıyor.
Ocak ayında yeni ücret yürürlüğe giriyor. Birkaç ay sonra enflasyon o zammı eritmeye başlıyor.
Sonra yeniden Aralık ayını bekliyoruz.
Ben 2027 yılı için 37 bin TL civarında bir asgari ücret tahmin ediyorum. Ancak esas tartışılması gereken bu rakamın 36 bin mi, 37 bin mi, yoksa 40 bin TL mi olacağı değil.
Asıl mesele, çalışanların satın alma gücünü yıl boyunca koruyacak kalıcı bir sistem kurulmasıdır.
Çünkü asgari ücret her yıl artıyor olabilir. Ama önemli olan çalışanın maaşının değil, refahının artmasıdır."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.