YAYINLAMA 20 Ekim 2026 08:56
GÜNCELLEME 20 Ekim 2026 09:03
Avrupa Birliği'nin Türk otomotiv sektörünü ‘Made in Europe’ kapsamı dışında tutma eğilimini değerlendiren Prof. Dr. Evren Bolgün, bu kararın Gümrük Birliği'nin ihlali anlamına geldiği yönündeki görüşlere katıldığını belirtti. Otomotiv sektörünün bu yıl Çin rekabeti ve girdi maliyetleri kaynaklı verimlilik problemleri nedeniyle zorlandığını ifade eden Prof. Dr. Bolgün, elektrikli ve otonom araçlar gibi yeni nesil teknolojiler açısından geleceğe yönelik hazırlıkların soru işaretleri barındırdığını ve hızlı hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca sınırda karbon düzenlemesi ve maliyet artışları nedeniyle Türk üreticilerin Bulgaristan, Romanya ve Polonya gibi Doğu Avrupa ülkelerine yatırım kaydırma riskiyle yüzleştiğini belirten Prof. Dr. Bolgün, kur üzerinden avantaj sağlanamadığı için ücret ve maliyet baskısının giderek biriktiğine dikkat çekti.
Fon krizinin derinliği
İç piyasadaki fon krizine değinen Prof. Dr. Bolgün, özel sektör borçlanma araçları piyasasının 1 trilyon TL büyüklüğe ulaştığını ve son 10 yılda yaklaşık 141 kat büyüdüğünü ifade etti. Para piyasası fonlarından çıkan 600 milyar TL'yi aşkın kaynağın mevduata kaymasıyla borçlanma ihraçlarında talep yetersizliği riskinin doğabileceğini söyleyen Prof. Dr. Bolgün, resmi kurumların süreçte geride kaldığının deşifre olduğunu savundu. Serbest fonlar üzerinden hisse senetlerine yapılan yatırımlarda %80 ile %90'a varan değer kayıpları yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Bolgün, yatırımcılara geriye ödemelerin nasıl yapılacağı konusunun önümüzdeki haftalarda ciddi bir sorun olmaya devam edeceğini vurguladı.
2027 bütçesi ve makroekonomik dengeler
2027 yılı bütçe rakamlarını da analiz eden Prof. Dr. Bolgün, harcamaların 27 trilyon TL'nin üzerine çıktığı bütçede %21'lik enflasyon hedefinin tutmayacağını ve vergi gelirlerinde reel bir artış hedeflendiğini ifade etti. Ekonomik büyümenin Orta Vadeli Program (OVP) tahminlerinin altında kalarak %2 seviyelerinde gerçekleşebileceğini dile getiren Prof. Dr. Bolgün, 2 trilyon TL'yi aşan faiz ödemeleri ve 1,8 trilyon TL'lik bütçe açığı nedeniyle bütçe hareket esnekliğinin ciddi şekilde daraldığına işaret etti. 2027'nin seçim öncesi dönem olması sebebiyle yılın ilk ve ikinci yarısında iki farklı ekonomik tabloyla karşılaşılabileceğini ekledi.
TCMB faiz beklentisi ve jeopolitik riskler
TCMB’nin faiz kararına ilişkin öngörüsünü paylaşan Prof. Dr. Bolgün, 22 Ekim’deki toplantıdan 100 baz puanlık faiz indirimi beklediğini ve bu adımın piyasada zaten fiyatlandığını söyledi. Enerji ve gıda maliyetlerinin TCMB’nin hareket alanını sınırlandırdığını kaydeden Prof. Dr. Bolgün, aylık çekirdek enflasyonun %1,5 seviyelerine inmesi halinde faiz indirimlerinin kolaylaşacağını belirtti. Jeopolitik tarafta ise Suudi Arabistan eksenindeki gelişmeler ve bölgedeki gerilimin enerji maliyetlerini tırmandırdığını aktaran Prof. Dr. Bolgün, yükselen petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin küresel piyasalarda risk iştahını olumsuz etkilediğini vurguladı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.