6 Kasım 2026, Cuma · 01:46 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Uluslararası taşımacılıkta Türkiye yeni lojistik çözümler sağlayacak

Jeopolitik gerilimler, ticaret rotalarındaki kırılmalar ve artan maliyet baskısı küresel lojistikte dengeleri değiştirirken, 42,57 milyar dolarlık lojistik hizmet ihracatıyla Türkiye, alternatif tedarik zincirleri ve ulu…

Uluslararası taşımacılıkta Türkiye yeni lojistik çözümler sağlayacak

Jeopolitik gerilimler, ticaret rotalarındaki kırılmalar ve artan maliyet baskısı küresel lojistikte dengeleri değiştirirken, 42,57 milyar dolarlık lojistik hizmet ihracatıyla Türkiye, alternatif tedarik zincirleri ve uluslararası taşımacılık koridorlarında stratejik bir merkez olma fırsatını değerlendirme ve geliştirmeye odaklanıyor. Teslimat sürelerini kısaltmanın yanı sıra yeni taşımacılık rotaları oluşturacak yatırımlar gündeme geliyor.

06 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Hüseyin VATANSEVER

Doğası gereği hareketli bir sektör olan lojistikte son zamanlarda gerçekten su­lar durulmuyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın devam etme­si, Kuzey Koridoru’na yönelik je­opolitik ve ticari riskleri artırı­yor. Bununla birlikte jeopolitik gerilimler, ticaret politikaların­daki belirsizlikler ve kritik deniz geçişlerinde yaşanan kesintiler, küresel ulaştırma koridorlarının stratejik önemini artırdı. Kızılde­niz’deki güvenlik sorunu Süveyş Kanalı trafiğini baskılarken, Ümit Burnu rotasının kullanılmasıy­la navlun bedelleri de arttı. Dün­yanın birçok yerinde yaşanan sı­cak gelişmeler sektörde kuralları adeta yeniden yazmayı gerektir­di. Diğer yandan çoğu işletmenin maliyet kalemleri arasında önem­li bir yeri bulunan lojistik alanın­da maliyetleri azaltacak her geliş­me ve yenilik firmaların rekabet gücünde belirleyici oluyor. Çünkü hizmetler, hammaddeler, çeşit­li parça ve bileşenlerin genellikle birden fazla sefer ülke sınırları­nı aşmasıyla birlikte meydana ge­len küresel değer zincirleri (GV­C’ler) uluslararası ticaretin yakla­şık yüzde 70’ini oluşturuyor. Sınır ötesi tedarik zincirlerine yönelik eğilim güçlendikçe, sürdürülebi­lirlik, verimlilik ve dayanıklılık konularında yeni zorluklar ortaya çıkıyor. Artan bu karmaşıklık, te­darik zinciri yönetimi ve küresel ticaret zincirinin tamamını kap­sayan bir yaklaşım benimseyen politikaların geliştirilmesini gün­deme getiriyor.

Küresel değer zincirleri, ulus­lararası ekonominin temel unsu­ru olmayı sürdürürken, pandemi sonrası ve son dönemde yaşanan jeopolitik sarsıntılara rağmen, 2024 yılında rekor seviyelerde fa­aliyet gösterdi. Küresel değer zin­cirleri üzerinden gerçekleştiri­len ticaret, OECD’ye göre 2024 yılında küresel GSYİH’nın yakla­şık yüzde 17’sini oluşturdu. Bu du­rum, üretimde kullanılan ara gir­dilere yönelik ticaretin büyük pa­yını yansıtmakla beraber; değer zincirleri üzerinden gerçekleşen toplam ticaret hacmi, küresel eko­nominin yaklaşık üçte biri sevi­yesine ulaşıyor. Her ne kadar je­ostratejik gelişmeler sarsıntılara neden olsa da küresel üretimi par­çalayamadı, aksine üretim şart­lara uyum sağladı. Bu süreçte te­darik zinciri yönetimi ve lojistik alanında güçlü olan şirketlerin re­kabet gücünü daha net bir şekilde koruduğunu söylemek mümkün.

Pazar araştırması ve stratejik danışmanlık şirketi Fortune Busi­ness Insight’a göre küresel lojistik pazarı, 2025 yılında 12,27 trilyon dolara yakın tutarda değere ulaştı. Şirketin 2026 yılsonu için beklen­tisi 13,04 trilyon dolar olarak ifa­de edildi. Ayrıca paylaşılan değer­lendirmeye göre 2034 yılına kadar sektörün küresel değerinin yüzde 6,9’luk yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) kaydederek 22,30 trilyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor. 2025 yılında yüzde 42,54’lük pa­zar payıyla lojistik pazarına hakim olan Asya Pasifik bölgesinin küre­sel lojistik sektöründeki ağırlığını koruması da şirketin tahminleri arasında yer alıyor.

Türkiye’nin hizmet ihracatında lojistik sektörünün payı büyük

Operasyonel kabiliyetleri ve süreç verimliliği bakımından güçlü yapısıyla dikkat çeken Tür­kiye’nin lojistik sektörü, değişen koşullara hızla çözüm üretebili­yor. Ancak coğrafi avantaj, tek ba­şına kalıcı rekabet üstünlüğü sağ­lamıyor. Bu avantajın ekonomik kazanca dönüşmesi; taşımacılık sürelerinin kısaltılması, gümrük süreçlerinin hızlandırılması, de­miryolu başta olmak üzere altya­pının güçlendirilmesi ve farklı taşıma türlerinin entegre biçim­de çalışmasına bağlı bulunuyor. Türkiye’nin lojistik ve taşımacı­lık sektörü, hizmet ihracatının seyahat ve turizm sektöründen sonraki en büyük ikinci kalemi­ni oluşturuyor. 2025 yılı verileri­ne göre ülke lojistik ve taşımacı­lık ihracat geliri 42,57 milyar do­lar olarak gerçekleşti. Sektör aynı zamanda Türkiye’nin toplam hiz­met ihracatı gelirlerinin yaklaşık yüzde 34,1’ine imza atıyor. Türki­ye’nin dış ticaretinde farklı taşı­ma türleri önemli roller üstlenir­ken, denizyolu taşımacılığı değer ve özellikle yük miktarı bakımın­dan belirleyici konumunu koru­yor. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Der­neği’nin (UTİKAD) Eylül 2026’da yayımladığı 2025 Lojistik Sektö­rü Raporu’na göre Türkiye’nin dış ticaretinin değer bazında yüzde 58,92’si denizyolu, yüzde 26,4’ü karayolu, yüzde 13,79’u havayo­lu ve yüzde 0,89’u demiryolu ile gerçekleştirildi. Ağırlık bazın­da ise denizyolunun payı yüzde 87,61 olarak gerçekleşti. 2025'te Türkiye limanlarında elleçlenen toplam konteyner miktarı yüz­de 3,5 artarak yaklaşık 14 milyon TEU’ya, toplam yük miktarı ise yüzde 4 artışla 553,3 milyon to­na ulaştı. Karayolu ile gerçekleş­tirilen ihracat 87,2 milyar dolar, ithalat ise 69,5 milyar dolar oldu. Türkiye’nin toplam demiryolu ağı 2025 sonunda 13 bin 919 kilomet­reye ulaşırken demiryolu bağlan­tısı bulunan liman sayısı 16’ya yükseldi. Havayolu taşımacılığın­da ise Türkiye havalimanlarında­ki toplam kargo trafiği 2,21 mil­yon tonu aştı. Dış hat kargo trafiği 2,1 milyon tona ulaştı.

Rekabetin yeni kriteri yeşil lojistik

Küresel ticarette çevresel sürdürülebilirlik beklentilerinin güçlenmesi, lojistik faaliyetlerinin dönüşümünü hızlandırıyor. Özellikle Avrupa pazarında faaliyet gösteren ihracatçılar açısından ürünün üretim aşamasındaki emisyonlarının yanı sıra taşıma ve dağıtım süreçlerinin çevresel etkileri de giderek daha fazla önem kazanıyor. Lojistik şirketleri için bu dönüşüm; daha düşük emisyonlu araçlara yatırım yapılması, elektrikli araçların uygun operasyonlarda kullanılması, enerji verimli depoların kurulması, rota planlamasının iyileştirilmesi ve demiryolu gibi alternatif taşıma türlerinin yaygınlaştırılması anlamına geliyor. Bununla birlikte yeşil dönüşümün finansman boyutu da bulunuyor. Araç filosunun yenilenmesi, uygun altyapının kurulması ve tesislerin enerji verimliliğinin artırılması önemli yatırım gerektiriyor. Bu nedenle dönüşümün, işletmelerin finansal kapasitesi ve operasyonel ihtiyaçları gözetilerek planlanması gerekiyor. Ayrıca emisyon ölçümü ve raporlamasında ortak standartların benimsenmesi, lojistik hizmetlerin çevresel performansının karşılaştırılabilir hale getirebilir.

Küresel lojistik merkez olma hedefi OVP’de

2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da Türkiye’nin Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika arasındaki ticaret akışlarında “küresel lojistik merkez” haline gelmesi de yer alıyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’nun kapasitesi artırılırken Bakü- Tiflis-Kars, Zengezur Koridoru ve İstanbul Kuzey Demir Yolu Geçişi gibi stratejik bağlantılar güçlendirilecek. Plan kapsamında sınır kapıları arasındaki bağlantılar da geliştirilecek.

Lojistik merkez olmanın yolu bütünleşik politikadan geçiyor

Türkiye’nin lojistik sektöründe kaydedilecek gelişmelerin kalıcı olabilmesi için yatırımların yalnızca tek tek ulaşım projeleri üzerinden değil, bütünleşik bir sistem anlayışıyla ele alınmasına ihtiyaç duyuluyor. Ulaştırma altyapısının sanayi üretim merkezleriyle eşleştirilmesi, liman-demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi, sınır kapılarında kapasite ve işlem sürelerinin iyileştirilmesi, lojistik merkezlerin etkin işletilmesi ve gümrük süreçlerinin dijitalleştirilmesi bu sistemin temel bileşenlerini oluşturuyor. Türkiye’de 2003-2025 döneminde ulaştırma ve lojistik alt sektörlerine yapılan toplam yatırımın 355 milyar dolara ulaştı. Ayrıca 2026 yılı için ayrılan ulaştırma ve lojistik yatırım hacminde demiryolunun payının yüzde 54 olduğu belirtiliyor. Buna ilave yük taşımacılığının toplam tonajının 2035’e kadar 1,5 milyar tona ulaşması öngörülüyor. Bu göstergeler, sektörün altyapı kapasitesini geliştirmeye yönelik yatırım gündeminin büyüklüğünü ortaya koyuyor olsa da sektörde yatırımın başarısı, yalnızca kilometreler veya kapasite artışlarıyla ilgili değil. Yatırımların aynı zamanda lojistik maliyetlerindeki düşüş, teslimat sürelerindeki iyileşme ve üretilen katma değerle ölçülmesi gerekiyor.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Bitcoin çakıldı! Piyasada satış dalgası: İşte son durum CNN Türk Para · az önce Borsa Kripto piyasasında sert deprem: Bitcoin 76 bin doların altına indi BorsaGündem · 25 dk önce Makroekonomi Rusya'nın petrol ve gaz gelirleri ekimde iki katından fazla arttı AA Ekonomi · 1 saat önce Borsa Çocuk bakımına yatırım da bir iklim eylemidir Ekonomim · 1 saat önce Borsa DDGSB/Çıtak uyardı: Binance olayı bir uyarı, siber saldırı gerçek hayatı vuruyor Ekonomim · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.