14 Ağustos 2026, Cuma · 01:56 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Merkez Bankası, enflasyon tahminini yüzde 28'e çıkardı

TCMB yılın üçüncü enflasyon raporunda 2026 sonu tahminini yüzde 26'dan yüzde 28'e çıkardı; güncellemeyi savaş, yönetilen yönlendiren ürünlere zamlar ile gıda fiyatlarına bağladı. Savaşla birlikte ara verdikleri haftalık…

YAYINLAMA 14 Ağustos 2026 00:00

GÜNCELLEME 14 Ağustos 2026 00:07

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

ŞEBNEM TURHAN

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan yılın üçüncü enflasyon raporunda yılsonu enflasyon tahminini 2 puan artırarak yüzde 28’e çıkardıklarını, bu güncellemede savaşın etkileri ile arz yönlü baskıların etkili olduğunu dile getirdi. Karahan, savaşın başlamasıyla birlikte mart başında ara verdikleri 1 hafta vadeli repo ihalelerine geri dönmeyi planladıklarını ancak bir zaman veremeyeceğini belirtirken, sıkı para politikasının etki alanında olan temel mal ve hizmet enflasyonu ile iç talepteki zayıflamanın programın çalıştığını gösterdiğini vurguladı. Karahan’ın mesajları, yüzde 40 fonlamadan yüzde 37 haftalık repoya dönülse bile sıkılığın bu seviyede korunacağına ve arz yönlü şoklara göre hareket edileceği yorumlarına yol açtı.

Yönetilen yönlendirilen ürünlere zamlar da etkiledi

Karahan, üçüncü enflasyon raporu ile 2026 sonu tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e çekse de 2027 için yüzde 15, 2028 için yüzde 9 olan tahminleri sabit bıraktı. Geçen enflasyon raporunda tahmin iletişimine geçen TCMB’nin 2026 yılsonu ara hedefi ise yüzde 24 seviyesinde bulunuyor. Karahan, 2026 yılı için yapılan 2 puanlık yukarı yönlü güncellemede savaşın etkisiyle enerji fiyatlarındaki motorin, doğalgaz ile enerji dışı emtialardaki artış ile yönetilen yönlendirilen ürünlerdeki artışların yükselttiğini, ayrıca gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin de etkili olduğunu kaydetti. TCMB ayrıca gıda enflasyonu varsayımını 2026 için yüzde 26,3’ten yüzde 28,5’e çıkarırken, ham petrol fiyatı tahminini de 89.4 dolardan 87.8 dolara çekti, 2027 için petrol fiyatını 75.4 dolardan 76.4 dolara yükseltti.

Karahan, hem sunumunda hem de soru cevap bölümünde sık sık dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacaklarını ve koruyacaklarını vurgularken, sıkı para politikası sayesinde yaşanılan şokların enflasyona etkisinin sınırlı kaldığını, bunun da bir başarım olduğunu kaydetti. Karahan, temel mal enflasyonu ile hizmet enflasyonu ve iç talepteki zayıflamanın da sıkı para politikasının bir başarısı olduğuna dikkat çekti.

Haftalık repoya dönmek normalleşme, gelecek sinyali değil

İç talepte dezenflasyonu destekleyen önemli bir yavaşlama gördüklerini vurgulayan Karahan, haftalık repo ihalelerine başlasalar da sıkılığın süreceğini dile getirdi. Para politikasının kapsamı dışında arz yönlü etkilerin enflasyonda yükselişi sürüklediğini söyleyen Karahan, bu durumun da para politikası tepkisi gerektirecek bir revizyona yol açmadığını dile getirdi. Karahan, öncesinde para politikasında daha uzun süre daha sıkı kalacak vurgularını yaptıklarını, aynı iletişimi şu an yapma gereği görmediklerini dile getirdi. Sıkılığın korunması gerektiğini düşündüklerine işaret eden Karahan, enflasyon beklentilerinin iyileştiği durumda faizin sabit kalmasının para politikasının sıkılaşması anlamına geldiğini kaydetti. İç talepte net bir soğuma gördüklerini, ekonomik aktiviteye ve etkili olduğu alanlarda dezenflasyonu desteklemekte de mevcut sıkılığın yeterli olduğunu düşündüklerini kaydeden Karahan, haftalık repo ihalelerine dönmelerinin normalleşme olduğunu, sonrası için sinyal niteliği taşımadığını vurguladı.

Karahan, sıkı duruşlarının yurtiçi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili olduğunu, yatırım fonları dahil TL payının yüzde 62’ye yükseldiğini dile getirerek, kredi büyümesinin ise tüm türlerde gerilediğini belirtti. Haftalık repo ihalelerine dönmeleriyle birlikte faizlerin politika faizine yakınsamasını beklediklerini söyleyen Karahan, savaş döneminde hanehalkının döviz talebinin olmamasını önemli bir kazanım olarak gördüklerini kaydetti. TL mevduat getirileriyle ilgili faizlerde yüzde 50'den yüzde 37'ye geldiği dönemi ve algı bozucu şokları yaşadıklarını hatırlatan Karahan, indirim döneminde bu kadar yüklü TL mevduat hacminin sorun yaratıp yaratmayacağına ilişkin soruya yönelik "Bir kaç kez test edildi burası. Bu politikanın her seferinde başarıyla çıktığını düşünüyoruz. İndirim illa ki olacak o zaman sürecin doğru yönlendirilmesi, iletişimin doğru yapılması ve zamanının miktarının bu tür hassasiyetleri gözetilerek yapılmasını öngörüyoruz. Doğru politikayı doğru şekilde uyguladığımızda TL payının yüksek kalacağını göreceğiz diye değerlendiriyoruz" dedi.

Sanayide kapasite kullanımının azalması daha etkili

Sıkı para politikasının sanayi üzerine etkilerine yönelik Başkan Karahan, dönem dönem sanayisizleşme eleştirilerini duyduklarını, kendilerinin de bu doğrultuda 2025'te başlattıkları reel sektör görüşmelerine devam ettiklerini kaydetti. Karahan, "Sanayi görünümünü etkileyen birden fazla faktör var. Genelde para politikası suçlanabiliyor ama baktığımızda daha fazla öne çıktığını düşündüğümüz unsurlar söz konusu. Bunlardan en önemlisi dış talep görünümü. İkincisi, dış ticarette artan korumacı politikalar. Bu sene jeopolitik gelişmeler ve ortaya çıkan belirsizlikler de buna eklendi. Aslında önemli olan arz kapasitesinin korunması. Verilere baktığımızda arz kapasitesi yönünde bir bozulma olmadığını değerlendiriyoruz. Üretimdeki düşüşün kapasite kullanım oranının azalmasından kaynaklanıyor. Fiyat istikrarı sağlandığında ileride tekrar iç ya da dış talep kaynaklı bir talep artışı olacak olursa, bu kapasite kullanım oranı yani mevcut kapasite daha fazla kullanılarak karşılanabilir. Dolayısıyla mevcut veriler ışığında bu kanaldan bir enflasyonist baskının ileride gelmesini öngörmüyoruz" dedi.

Sıkı para politikası olmasaydı daha yüksek seviyeler görülürdü

Başkan Karahan, tahminlerinin gerçekleşmelerden iyimser kalmasına yönelik bir soru üzerine ise şunları söyledi: "Enflasyonun yüzde 75'ten yüzde 30'lara kadar gerilemiş olması başarıyken hedeflerimizin üzerinde kalmış olması da kısmi başarısızlık olarak önümüzde duruyor. Bu süreçte en önemli faktörlerden ilki kira ve eğitimdeki ataletin tahminlerimizden yüksek olması. İlk dönemler itibarıyla söylemek gerekirse para politikasının iktisadi faaliyet üzerine etkisi yani aktarım mekanizması ve onun üzerinden fiyatlama davranışları ve enflasyon beklentilerine yansımaları düşündüğümüzden daha yavaş gerçekleşti. Depremlerin yarattığı enflasyonist etkiler de oldu. Bir de geçtiğimiz sene gördüğümüz altın fiyatlarında yaşanan ciddi ve hızlı yükselişin servet etkisi. Bu şoklar neticesinde enflasyonda hedeflerimizin genel olarak üzerinde kaldık ama böyle bir ortamda sıkı para politikası olmasaydı çok daha yüksek seviyeleri göreceğimizi söylemek lazım."

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Makroekonomi MERKEZ BANKASI FAİZ KARARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? Merkez Bankası PPK toplantısı hangi gün, faizler düşecek mi çıkacak mı? Gözler Eylül ayı faiz kararında! CNN Türk Ekonomi · az önce Borsa New York borsası yükselişle kapandı Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Konutta hızlı düşüşe ‘tasarruf finansman’ bariyeri Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Balıkçı kasabasından dünya sahnesine: Portofino Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Kaçkarlar'da zirve zamanı Dünya Gazetesi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.