ANA SAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SON DAKİKA YAZARLAR GÃNCEL DÃNYA EKONOMİ SPOR CANLI SKOR AÃIK GÃRÃÅ TEKNOLOJİ YAÅAM KOBİ DİÄER Bizi Takip Edin
Trump yönetiminin ÂDört Deniz GiriÅimiÂni deÄerlendiren uzmanlar projede iki kilit ülke olarak Türkiye ve Suriye'nin ön plana çıktıÄını belirterek, 'Kafkasya'dan ve Orta Asya'dan gelebilecek uluslararası taÅımacılık hatlarını Ãin'in denetiminden çıkarmak ve Rusya ile İran'ın bu güzergahtaki rolünü engellemek için Türkiye eksenli yol güzergahları oluÅturmak bu projenin ana hedeflerinden birisidir. Bir yandan Kafkasya'dan gelecek yol güzergahı, diÄer yandan Irak-Türkiye arasındaki Kalkınma Yolu aracılıÄıyla uluslararası ticaretin kara yolu üzerinden kesintisiz biçimde yürütülebilmesinin anahtarı Türkiye'dedir' ifadelerini kullandı.
AA27 Temmuz 2026 Pazartesi 14:24 - Güncelleme: 27 Temmuz 2026 Pazartesi 14:24
ABONE OL
Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, Orta DoÄu'da enerji koridorlarını yeniden Åekillendirmeyi hedefleyen "Dört Deniz GiriÅimi"nin stratejik hedeflerini AA Analiz için kaleme aldı.
***Orta DoÄu'nun 7 Ekim 2023'ten beri yeni bir dönüÅüm ve güç mücadelesi evresine girdiÄi artık tüm dünyanın malumu haline geldi. Filistin'den İran'a kadar uzanan bir coÄrafyada çatıÅma dinamikleri öylesine hareketli bir hal aldı ki, neredeyse altı ayda bir yeni bir çatıÅma silsilesine sürükleniyoruz. Ancak bu silsile sadece devletlerarası çatıÅmayı, Filistin'de olduÄu gibi masum sivillerin katledilmesini veya Suriye'de olduÄu gibi onlarca yıllık baskıcı iktidarların sona ermesini içermiyor. Orta DoÄu'daki güç mücadelesi savaÅ ve çatıÅma gibi olguların ötesinde bölgenin ekonomi politiÄini de deÄiÅtiren bir süreci tetikledi.
Birkaç ay öncesine kadar dünyanın en büyük petrol ve doÄal gaz üreticisi olan ve zenginlikleri ile nam salan bazı Arap devletleri ABD/İsrail-İran savaÅı nedeniyle yaÅadıkları kayıpları telafi edebilmek için yeni arayıÅlara girdi. Dünyanın en dinamik ekonomisi olan Ãin, enerji maliyetlerindeki artıŠnedeniyle üretim süreçlerinde aksamalar yaÅadı. Rusya-Ukrayna SavaÅı'nın ekonomik etkisini atlatamayan Avrupa BirliÄi (AB) ülkeleri Orta DoÄu'daki çatıÅmayla sürüklenebilecekleri bir krizden endiÅe eder hale geldiler. ABD, çatıÅmaların neden olduÄu enflasyonist etki sonucunda ekonomik planlarında deÄiÅim kararları vermek zorunda kaldı.
Ãzetle, Orta DoÄu'daki çatıÅma döngüsünün olumsuz etkilerinden dünyanın neredeyse tamamı farklı biçimlerde etkilenmeye baÅladı. Bu durum Orta DoÄu üzerindeki güç mücadelesinin daha somut planlar ve giriÅimlerle masaya gelmesine neden oldu. İÅte bu giriÅimler arasında etkilediÄi ülke sayısı, bölge ülkelerinin ekonomik yöneliminin deÄiÅtirilmesi ve olası siyasi etkileri açısından en dikkati çekici olanı Dört Deniz GiriÅimi'dir. Bu nedenle bu giriÅim 20. yüzyılın sonlarında Orta Asya, Kafkaslar ve Afganistan'da büyük güçlerin mücadelesi için kullanılan "Büyük Oyun" kavramının günümüzde en çok yakıÅtırılabileceÄi proje olmayı hak etmektedir.
- DÃRT DENİZ GİRİÅİMİ NEDİR?
Aslında bu giriÅim ismi ve ilanı itibarıyla yeni, fikri altyapısı, aktörleri ve içerdiÄi yaklaÅım itibarıyla biraz daha eski bir projedir. Bu projenin öncülü, 2017'de ABD BaÅkanı Donald Trump'ın G20 Zirvesi'nde ortaya attıÄı "Ãç Deniz GiriÅimi"dir. O tarihlerde Avrupa'yı Rusya'nın etki alanından çıkarmak için Baltık, Adriyatik ve Karadeniz ekseninde 12 ülkeyi bir araya getiren bir proje olarak ortaya atılan "Ãç Deniz GiriÅimi" ABD'nin önderliÄinde kurulan bir kalkınma fonuyla desteklenerek hayata geçmiÅti. "Ãç Deniz GiriÅimi"nin güncellenmiÅ ve geliÅtirilmiÅ bir versiyonu olan "Dört Deniz GiriÅimi" yine bir Trump Yönetimi projesidir.
"Dört Deniz GiriÅimi" adı ilk kez ABD'de etkin bir araÅtırma merkezi olan Atlantic Council'in 26 Mart 2026'da Washington'da gerçekleÅtirdiÄi ABD-Suriye Enerji Sempozyumu'nda duyuldu. O dönemde ABD'nin Ankara Büyükelçisi aynı zamanda Suriye Ãzel Temsilcisi olan Tom Barrack'ın yaptıÄı konuÅmada kullanılan "Dört Deniz" kavramı Basra Körfezi, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz'e atıfla dile getirilmiÅti. Toplantının Suriye enerji yetkilileri ile ABD'li muhataplarını bir araya getirmek için bir platform olduÄu dikkate alınacak olursa, bu giriÅimin ilk günden itibaren Suriye odaklı bir proje olduÄu kolaylıkla anlaÅılacaktır.
Proje basitçe Åunu önermektedir: Orta DoÄu'da mevcut enerji denklemi ABD'nin ekonomik çıkarlarına ters düÅmektedir. Petrol ve doÄal gazın fiyatındaki ve ulaÅtırılmasındaki istikrarsızlık ABD ve müttefiklerinin ekonomilerine darbe vurmaktadır. Ayrıca Ãin'in son yıllardaki giriÅimleriyle Orta Asya ve Orta DoÄu üzerinden DoÄu Akdeniz'e oradan da Avrupa pazarlarına inmesi ABD-Ãin rekabetinde ABD'nin aleyhine bir sonuca neden olmaktadır. O halde Orta DoÄu'da ABD'nin Ãin, Rusya ve İran gibi rakiplerinin baÅta enerji piyasaları üzerindeki etkinliÄinin kırılması için yeni bir proje gerekmektedir. Bu nedenle Orta Asya, Kafkasya ve Orta DoÄu'daki petrol ve doÄal gaz üretim iliÅkileri, enerji nakil hatlarının yönü ve ticaret rotaları ABD'nin çıkarları doÄrultusunda yeniden düzenlenmelidir.
Bu genel önerme doÄrultusunda Dört Deniz GiriÅimi aslında Suriye'yi merkeze oturtan bir dizi stratejik geçiÅ koridoru oluÅturulmasını hedeflemektedir. Bu doÄrultuda Orta DoÄu ile Avrupa arasındaki baÄlantıyı kuzey/güney ve doÄu/batı istikametlerinde yeniden dizayn etmeyi planlayan dört koridor inÅa etmeyi içeren projede iki kilit ülke ön plana çıkmaktadır: Suriye ve Türkiye.
- DÃRT DENİZİ BAÄLAYAN KORİDORLAR
Dört Deniz GiriÅimi çerçevesinde yeniden dizayn edilmesi planlanan koridorlar Åunlardır: Körfez-Akdeniz Koridoru, Irak-Suriye Koridoru, Hazar-Akdeniz Koridoru ve Arap Gaz Boru Hattı Modernizasyonu. Bu koridorlardan birincisi olan Körfez-Akdeniz Koridoru Suudi Arabistan, Kuveyt ve BirleÅik Arap Emirlikleri'nin (BAE) dahil olmasıyla elde edilecek petrolün Ãrdün üzerinden Suriye'ye girmesinden ve buradan Suriye'nin Akdeniz kıyısındaki Tartus Limanı'na getirilmesinden ibarettir. Aslında eski Trans Arap Pipeline (Tapline) yeniden canlandırma projesi olarak ortaya atılan bu koridor, Hürmüz BoÄazı ve SüveyÅ Kanalı'nı devre dıÅı bırakarak alternatif bir hat olarak önerilmektedir.
Irak-Suriye Koridoru, 1979 yılında kapatılan Kerkük-Banyas petrol boru hattının yeniden canlandırılmasını öngörmektedir. Günde yaklaÅık 1,5 milyon varil petrol taÅımacılıÄı yapma kapasitesine sahip yeni bir hattın inÅa edilmesiyle Irak'ın Basra terminaline olan baÄımlılıÄının kırılması ve Irak ile Suriye'nin ekonomik çıkarlar açısından birbirine baÄlanması öngörülmektedir.
Ãçüncü koridor olan Hazar-Akdeniz Koridoru, Azerbaycan ve Türkmenistan doÄal gazının Türkiye üzerinden TANAP aracılıÄıyla Avrupa'ya ulaÅtırılması projesine Suriye'yi de eklemektedir. Hazar Akdeniz Koridoru'nun güney ayaÄı olarak Suriye'yi gören proje, Türkiye üzerinden Suriye'ye ek bir baÄlantı önermektedir. Son olarak dördüncü koridor ise Mısır'dan elde edilen doÄal gazı Ãrdün, Suriye, Türkiye üzerinden Avrupa'ya taÅıma hedefini gütmektedir.
- PROJENİN İLK ADIMI: IRAK-SURİYE BAÄLANTISI
Halihazırda en önemli tartıÅma projenin uygulanmasının önündeki engellerdir. Ãncelikle projenin hayata geçirilebilmesi için yüz milyonlarca dolarlık bir finansal kaynak bulunması gerekmektedir. Dünya ekonomisinin ve bölge ülkelerinin mevcut durumu dikkate alındıÄında bu tür bir projeye finansal katkı saÄlamaya gönüllü devlet görünmemektedir. Ayrıca Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin petrol ve doÄal gaz alanlarındaki baÅlıca müÅterisinin Asya piyasası olduÄu dikkate alındıÄında, bu devletlerin Dört Deniz GiriÅimi'ne çok sıcak baktıÄını söylemek güçtür. Ãstelik Suudi Arabistan'ın Kızıl Deniz kıyısında alternatif boru hattı ve rafinerileri bulunduÄu gerçeÄi de dikkate alınmalıdır. Bu nedenle projenin mimarları dört koridoru aynı anda hayata geçirmek yerine bazı aÅamalarına odaklanmıŠgörünmektedir.
Mevcut durumda projenin ilk etapta en uygulanabilir boyutu Irak-Suriye Koridoru'dur. Bu koridorun inÅa edilebilmesi için ABD'nin çok önemli adımlar attıÄı söylenebilir. ABD Irak'ta İran'a yakın bir hükümetin iktidara gelmesini engellemek için baÅta diplomatik baskı ve ekonomik araçlar olmak üzere farklı mekanizmaları son derece etkin bir biçimde iÅletmiÅtir. Bu giriÅimler neticesinde İran'ın Irak'taki etkisinin tamamen, hatta büyük ölçüde azaldıÄını söylemek mümkün olmasa bile Irak'taki yeni hükümetin ABD'nin petrol sektöründeki giriÅimlerine açıkça destek olduÄu görülmektedir. ÃrneÄin Dört Deniz GiriÅimi'nin uluslararası kamuoyuna ilan edilmesi için hazırlanan ve Haziran ayı ortasında yayınlanan raporda, projenin finansmanında rol oynayabilecek Åirketler olarak belirtilen Chevron, Hunt Oil ve HKN gibi Åirketlerin son iki ay içinde Irak'ta son derece aktif olduÄu ve kazanımlar elde ettiÄine Åahit olunmaktadır.
İlginç bir biçimde yine raporun içinde adı geçen ConocoPhillips ve Qatar Energy gibi Åirketler son birkaç ay içinde Suriye'de önemli ihaleler kazanmıÅlardır. Ayrıca bu Åirketler ile Chevron ve Irak'ta kazanımlar elde eden diÄer Amerikan Åirketleri, Suriye'de doÄal gaz ve petrol sahalarını iÅletmeye dair anlaÅmalar imzalamıÅlardır. Ayrıca Kerkük-Banyas petrol boru hattı inÅaatı için de aynı Åirketlerin belirleyici rol oynadıÄı görülmektedir. Buna ek olarak Irak'tan Suriye'ye gelen M4 uluslararası otoyolunun rehabilitasyonu süreci baÅlamıÅtır. Ãzetle Irak ve Suriye arasında enerji iÅbirliÄi ekseninde bir yakınlaÅma ve BaÄdat'ı Akdeniz'e kadar ulaÅtırabilecek alternatif yol güzergahı oluÅturma çabası her geçen gün hızlanmaktadır.
- TÃRKİYE PROJENİN NERESİNDE?
Türkiye bu projenin Suriye'den sonra ikinci büyük kesiÅim noktasıdır. Trump yönetimi bu projeyle nasıl İran'ın Basra Körfezi'ndeki enerji nakil hatları ve Irak üzerindeki etkisini azaltmak istiyorsa, aynı zamanda Ãin'in Bir KuÅak Bir Yol Projesi'yle Avrupa'ya ulaÅmasının da önünü kesmek istemektedir. Bu projenin Türkiye'ye verdiÄi önem tam da bu noktada baÅlamaktadır.
Kafkasya'dan ve Orta Asya'dan gelebilecek uluslararası taÅımacılık hatlarını Ãin'in denetiminden çıkarmak ve Rusya ile İran'ın bu güzergahtaki rolünü engellemek için Türkiye eksenli yol güzergahları oluÅturmak bu projenin ana hedeflerinden birisidir. Bir yandan Kafkasya'dan gelecek yol güzergahı, diÄer yandan Irak-Türkiye arasındaki Kalkınma Yolu aracılıÄıyla uluslararası ticaretin kara yolu üzerinden kesintisiz biçimde yürütülebilmesinin anahtarı Türkiye'dedir.
Hatta Kalkınma Yolu'nun Irak-Türkiye hattı olmaktan çıkıp Suriye'nin kuzeydoÄusunun da dahil edilebileceÄi yeni bir boyut kazanması bile gündeme gelebilir. Bu projeye göre Türkiye'nin önemi sadece kara yolu taÅımacılıÄıyla deÄil aynı zamanda enerji nakil hatlarının Avrupa'ya ulaÅtırılmasıyla da doÄrudan iliÅkilidir. Ãzellikle doÄal gaz hatlarının Avrupa'ya ulaÅmasında Türkiye'nin oynayabileceÄi kesiÅim rolü Avrupa'yı Rusya'ya doÄal gaz açısından baÄımlı olmaktan uzaklaÅtırması beklenmektedir.
- PROJENİN BAÅARILI OLMA ÅANSI VAR MI?
Orta DoÄu'da son otuz yılda pek çok iddialı proje gündeme geldi, bunlar arasında en bilineni ve en olumsuz anılanı elbette Büyük Orta DoÄu Projesi'ydi. Dört Deniz GiriÅimi elbette Büyük Orta DoÄu kadar kapsamlı bir dönüÅüm öngören bir proje deÄildir. Fakat Orta DoÄu'nun ekonomik çehresini ve onu dünya ekonomisine baÄlayan ana damarların deÄiÅimini içeren bir projenin tamamen siyasetten ve jeopolitik geliÅmelerden baÄımsız olmasını beklemek yanıltıcı olacaktır. Projenin tamamen baÅarılı olma ihtimali yok denecek kadar az olsa da Irak ve Suriye üzerindeki etkilerinin Åimdiden hissedilmeye baÅlaması onu ciddiye almamız gerektiÄini göstermektedir.
[Prof. Dr. Serhat Erkmen, Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Direktörüdür.]* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.